Sözlük dizini
Terimler
14.340 madde
- turnabacağıisimorman açıklıklarında yaz ve sonbahar aylarında yetişen, sapında hareketli bir halka bulunan, şapkası kahverengi pullarla kaplı, bazitli bir tür mantar, dedebörkü, dedekülahı (Macrolepiota procera)
- turneisimBir etkinliği farklı sahnelerde veya şehirlerde yapma işi
- turşucuisimTurşu yapan veya satan kimse
- tutakisimBir şeyin tutulacak yeri.
- tutamisimbankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgarî şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot
- tutanakisimkurul, mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenen sözlerin, olduğu gibi yazıya geçirilmesi
- tutarisimNicelik bakımından bir şeyin bütünü.
- tutarakisimsara
- tutargaisimsara
- tutarlıkisimuygunluk, insicam
- tutarlılıkisimtutarlı olma durumu, insicamlılık
- tutarıkisimsara
- tutkuisimirade ve yargıları aşan güçlü heyecan
- tutmaisimTutmak işi
- tutmakfiilelde bulundurmak, ele almak
- tutmalıkisimtutmaya yarayan nesne
- tutsakisimSavaşta ele geçen düşman; esir, esire.
- tutsak olmakfiilsavaşta düşmanın eline geçmek
- tutsatisimBanka ya da benzer bir kuruluşun konut, arsa vb. taşınmaz mallar "satın almak üzere" kişilere para vermesini, bu para karşılığında malın iyelik hakkını borçludan almasını, bu paranın belirli bir süre içinde geri ödenmesini ve ödeme tamamlandığında malın iyelik hakkının geçersiz hale gelmesini öngören yasal sözleşme.
- tuttukisimbir borcun ödeneceğine inanca olarak, ödediğinde geri alınmak üzere, borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin
- tutuisimborcun ödeneceğine ilişkin borçlunun alacaklıya bir taşınmazı güvence olarak göstermesi, ipotek, rehin
- tutucusıfatmevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi; muhafazakâr, konservatör
- tutuksıfatakıcı, rahat konuşamayan
- tutukeviisimtutukluların kapatıldığı yer
- tutulmaisimtutulmak işi
- tutulmakfiiltutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak
- tutulmuş paraisimkontrol altına alınmış para, bloke para
- tutulumisimyıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire
- tutumisimtutulan yol, tavır
- tuvaletisiminsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer; abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane, yüznumara