Sözlük dizini
Tüm kelimeler
113.927 madde
- bulliisim(Kıbrıs ağzı) Tavuk.
- emel beslemekfiilIsteği, arzuyu sürekli düşünmek veya güçlendirmek
- elma şurubuisimElmanın şekerle kaynatılmasından elde edilen bir tür içecek
- elmas çamura düşse yine elmasatasözüKıymetli kimse ne denli horlanırsa horlansın, değerinden bir şey eksilmez.
- eli açıklıkisimcömertlik
- eli ağırlıkisimeli ağır olma durumu, ağırellilik
- eli böğründe kalmakisimçaresiz kalıp ne yapacağını bilememek.
- elinden geleni yapmakfiilGücünün yettiğini yapmak
- erik pestiliisimEriğin kaynatılması ve yufka biçiminde kurutulması ile hazırlanan pestil
- cebrî yürüyüşisimBir yere kuvvet yetiştirmek veya düşmandan önce varmak için yapılan hızlı yürüyüş.
- eline kalmakfiilOndan başka yardım edeni olmamak, yalnız ona muhtaç olmak
- erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi?atasözüGüçlülük ve yüreklilik yalnız erkeklere vergi değildir. Kadın da güçlü ve yürekli olabilir.
- erik reçeliisimEriğin şeker ile kaynatılması sonucu yapılan reçeli
- erim erimzarfErimek işinin anlamını pekiştirir
- erime noktasıisimBir katının sıvılaştığı sıcaklık derecesi.
- eringeçisim(Adana, Kahramanmaraş, Afyonkarahisar, İzmir, Eskişehir, Hatay, Düziçi ağzı) (Tokat, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Konya, Havza ağzı) Erinen, tembel, üşengeç
- esrar çekmekfiilEsrar içmek
- eriyip bitmekfiilÜzüntü ve sıkıntıdan çok zayıflamak
- eriğimsi meyveisimdrupa
- deniz kızıisimBaşı ve göğsü kadın biçiminde, belden aşağısı balık kuyruklu olduğu varsayılan doğaüstü yaratık.
- Nuh'un gemisiisimNuh Peygamber'in inşa ettiği gemi
- örsçüisimÖrs yapan veya satan kimse
- elinde tutmakfiilkendi tekelinde bulundurmak, başkalarına kaptırmamak
- emareisimbelirti, iz, ipucu
- elini eteğini çekmekifadeBir kenara çekilip çevresiyle ilgisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmamak, dünya işleriyle ilgilenmez olmak
- gül pencereisimözellikle Gotik üslupta yapılmış olan kiliselerde bulunan, taş tirizler ve süslerle parçalara bölünmüş, yuvarlak pencerelere verilen ad
- emciisimeczacı
- arttırılmakfiilarttırma işi yapılmak
- emek vermekfiilbir şeyin meydana gelmesi için özenle ve çok çalışmak
- emekleme dönemiisimEmekleme çağı