Sözlük dizini
Tüm kelimeler
113.927 madde
- tezyin etmekfiilsüslemek
- tezyifkârsıfatAşağılayıcı, adî, kötü, bayağı
- tezyif etmekfiilAşağılamak
- tezviratisimYalan dolan şeyler, kovculuklar
- tezpiştiisimBir tür yemek
- tezlik fiiliisimTürkçede herhangi bir fiilin zarf-fiil ekiyle vermek fiilinin birleşmesinden oluşan ve kavramda çabukluğu, kolaylığı, yardımı gösteren iki kökten kurulmuş birleşik fiil: Söyleyivermek, yapıvermek gibi
- tezlisıfatTezi olan, bir iddia ileri süren
- tezleştirmekfiilBir işi çabuklaştırmak, acele ettirmek
- tezleştirmeisimTezleştirmek işi.
- tezleşmekfiilÇabukluk kazanmak, çabuklaşmak
- tezleşmeisimTezleşmek işi
- tezlemekfiilBir şeyi çabuklaştırmak
- tezlemeisimTezlemek işi veya durumu
- tezkiyesini düzeltmekfiilAhlâkça kötü tanınmışken durumunu düzeltmek
- tezkireciisimTezkereci
- tezkereciisimAskerlik ödevini tamamlamış, terhis olmuş er
- tezkere bırakmakfiilAskerlik görevini bitirdiği hâlde orduda çalışmasını sürdürmek, orduda kalmak
- tezkere almakfiil(asker için) askerlik görevini tamamlayarak bunu bildiren bir belge almak
- tezgâhtarlık etmekfiilBir şeyi beğendirmeye çalışmak için fazlaca konuşmak, lüzumsuz yere övmek, methetmek
- tezgâhtarlıkisimTezgâhtar olma durumu, tezgâhtarın işi
- tezgâhtar ağzıisimBir şeyi beğendirmek için fazlaca konuşma, gereksiz övme
- tezgâhtarisimkahve, gazino ve mağaza gibi yerlerde tezgâhta duran, satış yapan kimse
- tezgâhlanmakfiilTezgâhlamak işine konu olmak
- tezgâhlanmaisimTezgâhlanmak işi
- tezgâhlamakfiilDokunacak bezi tezgâha yerleştirmek
- tezgâhlamaisimTezgâhlamak işi
- tezgâhı kurmakfiilIşe başlamak üzere çalışma araçlarını hazırlamak, çalışmaya başlamak
- tezgâhçıisimTezgâh yapıp satan kimse
- tezgâhbaşı yapmakfiilMeyhanelerde, oturmadan tezgâh başında içmek
- tezgâh mengenesiisimİş yerlerinde sabit tezgâha bağlanan ve boru, demir vb.ni kesme işlerinde kullanılan bir mengene türü.