Hikâye
Vermeyince Mabut Neylesin Sultan Mahmut
Anonim
Derler ki Sultan Mahmut'a kısmeti bağlı bir adamdan söz etmişler. Sultan adamı bir de kendisi denemek istemiş.
Bir koca tepsi baklava yaptırmış. Üst tabakadan başka tepsinin her tarafına görünmeyecek şekilde altın dizdirmiş. Adamını gönderip, ona tepsiyi birinin bir adağı diyerek kısmetsiz şahsa vermesini ve o şahsı takip etmesini emretmiş.
Adamımız tepsiyi almış. Yolda bir tanıdığına rastlamış. İkisinin de olaydan haberi yok. Adamımız hikayeyi anlatınca, "senin," demiş - gerçek bir hayırseverlik duygusuyla-, "baklavadan çok paraya ihtiyacın var. Al şu iki altını, sat tepsiyi bana." Teklif adamımızın da işine gelmiş ve tepsiyi satmış.
Sultan hikayeyi duyunca "Fesüphanallah!" demiş. Adamına, adamımızın her gün geçtiği köprünün, her gün geçtiği tarafına o gelmeden hemen önce altın dizmesini ve kenara çekilip izlemesini emretmiş.
Adamımız köprüye gelince "Ya!" demiş, "hep aynı taraftan geçiyorum, bu gün de diğer taraftan geçeyim, bir değişiklik olsun," demiş.
Sultan hikayeyi duyunca, "ya hazreti pir!" demiş. Adamımızı yaka paça beylik arazilerden birine getirmelerini emretmiş. Getirmişler. Adam korkudan tir tir titrerken ona bir kasnak verilmesini emretmiş ve adamımıza, "bu kasnağı atabildiğin kadar uzağa atacaksın. En son durduğu yere kadar olan arazi senin olacak," demiş.
Adamımız kasnağı savurmuş. Kasnak havada bir yay çizip gelmiş ayaklarının dibinde durmuş.
Sultan "ya malik el mülk!" diye haykırmış, "getirin onu!" doğruca hazine odasına gitmişler. Adama bir kürek verilmesini emretmiş. "Küreği daldır, ne gelirse senindir." Adam korku ve heyecandan küreği ters daldırmış ve gele gele bir metelik gelmiş.
Sultan "kısmeti bağlı" olmanın ne demek olduğunu anlamış böylece.
Raviyan-ı ahbar, nakilan-ı esrar zikr idürler kim "vermeyince mabut, neylesin sultan Mahmut" meselini dahi şol sultan irad buyurmuştur.
Metindeki kelimelerin anlamları
- paça
- Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm.
- adağı
- (Adana ağzı) Tavlanmış, ekin ekilecek duruma gelmiş toprak.
- ahbar
- haberler
- arazi
- Yeryüzü parçası.
- mülk
- Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
- adam
- İnsan
- esrar
- Sırlar.
- hep
- hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
- pir
- koca, ihtiyar, yaşlı kimse
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- hayırseverlik
- Yardımseverlik.
- teklif
- yapması için birinden bir iş isteme
- böylece
- tam böyle, bu biçimde
- değişiklik
- değişik olma durumu
- kasnak
- enli çember
- kendisi
- (dönüşlü dönüşlü): Kişinin orada hazır olmayan biri hakkında konuşurken kullanabildiği bir söz.
- metelik
- Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para
- denemek
- değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)