Deyimler
Genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış, kalıplaşmış söz öbekleri: kafa dağıtmak, göz atmak, el vermek…
189 madde · “B” harfi
- bozuk para gibi harcamakifadeBir kimseden onun değerini küçültecek/düşürecek biçimde yararlanmaya kalkmak.
- bozum etmekifadeutandırmak, mahcup etmek.
- bozum olmakifadeutanmak, utanacak duruma düşmek, mahcup olmak.
- boğazı düğümlenmekifadeÜzüntü ve sıkıntıdan boğazı tıkanarak yutkunamayacak duruma gelmek.
- boğazından artırmakifadeYiyeceğinden kısıp parasını arttırmak.
- boğuntuya getirmekifadebirini bunaltıp şaşırtmak yolu ile kendisinden, bir iş veya mal karşılığı olarak çok miktarda para çekmek.
- boş gezenin boş kalfasıifadeİşsiz güçsüz sokaklarda dolaşan kimse, avare
- boş gözlerle bakmakifadeAnlamsız bakmak
- boş gözlerle dinlemekifadeKişinin ne dediğini anlamaksızın dinlemek
- boş kalmakifadeBir yerde kimsenin oturmadığı yer durumunda bulunmak.
- bulaşık suyu gibiifadeKötü hazırlanmış, tadı tuzu olmayan.
- buldukça bunamakifadeBulduğundan daha çoğunu isteyip şükretmemek, daha iyisini istemek.
- bulunmaz Hint kumaşıifadeÇok az bulunduğu ve çok değerli olduğu sanılan şey.
- bulut gibi olmakifadeÇok sarhoş olmak.
- buluttan nem kapmakifadeEn küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak.
- burnu Kaf dağında olmakifadeHerkesin bir kusuru vardır
- burnu kokuyu iyi almakifadeHer şeyi önceden sezmek
- burnu sızlamakifadeduygulanmak
- burnuna dayamakifadebir nesneyi, zorla kişinin bakış açısına sokmak
- burnunda tütmekifadeçok özlemek
- burnunu kırmakifadeBirini güç durumda bırakarak büyüklenmesini veya direnişini yok etmek.
- burnunun dikine gitmekdeyim✓İnatlaşarak yalnızca kendi bildiğini yapmak.
- burnunun direğini kırmakifadeçok pis bir koku yayarak tedirgin etmek.
- burnunun ucunu görememekifadeÇok sarhoş olmak.
- burun buruna gelmekifadeBeklenmedik bir anda karşılaşmak, birbirlerine çok yaklaşmak.
- buyurun cenaze namazınaifadeHiç beklenmeyen, istenmeyen bir olay karşısında “Yapacak bir şey yok.” anlamında kullanılır.
- buz tutmakifadeSıvı için üstünde buz oluşmak, buzla kaplanmak.
- böbreğini bırakmakifadekişinin bir ücreti ödeyecek gücünün olmaması
- bülbül gibi konuşmakifadeKolaylıkla konuşmak
- büyük söz söylemekifadeYapacağı bir şey hakkında kesin konuşarak övünmek.