Şiir
Bir Hicrân-ı Muvakkatten Sonra
Sâkin, soruyordun bana : "Giryân ne demektir?"
"Giryân... onu geç, anlamadım ben de!" diyordum;
İnkâr ediyordum.
Dalgın, soruyordum sana : "Hicrân ne demektir?"
"Hicrân... onu hiç bilmiyorum işte!" diyordun;
Isrâr ediyordun.
İnkâr ile, ibhâm ile ma’nâ-yı hayâtı
Sevdâmızı bir vâha-yı gaflette yaşattık;
Bâzîçe-yi âmâl ederek hep sademâtı
Bir mehd-i serâbîde çocuklar gibi yattık...
Yattık, uyuduk, sevdik, inandık, oyalandık;
Ufkun o derin sîne-yi sâfındaki lerziş
Her gün bizi şefkatle kucaklardı; karanlık
Bir zâir-i mechûl idi... Hep nûr' ü nevâziş.
Çâk etti, biz etbâk-ı tahayyülde uçarken,
Bir sadme-yi hâliyle hakikat bu zılâli;
Öğretti hayât en acı bir ders ile birden
En giryeli hicrânı... bütün hüzn-i leyâli.
Artık soramam ben sana: "Giryân ne demektir?"
"Giryân... onu geç, anlatamam ben." diyemezsin;
Isrâr edemezsin;
Artık soramazsın bana: "Hicrân ne demektir?"
Hicran mı, evet; âh onu inkâr edebilsem,
"Bilmem!." diyebilsem...
Metindeki kelimelerin anlamları
- ısrar
- direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma
- sadme
- çarpışma, tokuşma, vurma
- vaha
- çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı ve önemi suyun niceliğine bağlı olarak değişen tarım veya yerleşme bölgesi
- hakikat
- Alevîlik'te dört kapı kırk makam inancındaki kapılardan dördüncüsü
- hep
- hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- ben
- (kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
- anlamadım
- Anlamadım.
- bilmiyorum
- Bilmiyorum.
- haliyle
- Olduğu gibi
- hâliyle
- Olduğu gibi
- nevaziş
- İltifat, gönül alma, okşama
- birden
- bir defada
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)