İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Doksan Beşe Doğru

Tevfik Fikret

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler; Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi! Kanun diye topraklara sürtündü cebinler; Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi... Eyvah! Otuz üç yıl o zehir giryeleriyle, Hüsranları, buhranları, ehvali, melali, Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali... Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle! Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler, Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar; Dönsün bize o derin nazra-i muğber... Heyhat! Otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar Heyhat! Ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer Silmez fakat elvahını tarih-i muanit; Doksan beşi aç! Gölgesi bir tac-ı harisin Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin. Hala o vesavis, o desayis, o mefasit. Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam; Hala o cehalet, o tecahül ve o techil; Hala vatan hissesi bir tude-i alam; Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil, Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam! Hala tarafiyyet, hasabiyyet, nesebiyyet; Hala: ‘Bu senindir, bu benim!’ kısmeti cari; Hala gazap altında hakikatle hamiyyet... Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari; Son nağmesi yalnız: Yaşasın sevgili millet! Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken Sussun diye vicdanına yumruklar inerse; Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse; Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken! Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel? Düşman diyoruz nerde bu? Hariçte mi, biz mi? Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel; Düşman bize kanun mu? Ya hürriyetimiz mi? Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel. Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura; Heyhat! Otuz üç yıl geri düştük ve mühlik Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik, Ey millete bir sille olan darbe-i münker, Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad, Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad... Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller

Şiir açıklaması

Şiirde konuşan kişi, yeminlerin bozulmasını ve kanunun çiğnenmesini sert bir dille eleştirir. Milletin umutlarının incindiğini, özgürlük ve hukuk adına söylenen sözlerin uygulamayla çeliştiğini vurgular. “Otuz üç yıl” ve “doksan beş” ifadeleri, şiirin kendi içinde geçmişe dönük bir hesaplaşma kurar; bunlara ilişkin metin dışı bir tarih bilgisi verilmez.

Geçmiş, “bir sel gibi akmış” diye anlatılır: sel, önüne kattığını sürükleyen ve zarar veren taşkın sudur; burada yılların sıkıntı ve kayıplarla hızla geçişini düşündürür. Şair, o günlerin yeniden hatırlanmasını ister; “bir lahza” zamanın çok kısa bir anıdır. Ancak geçmişten ders çıkarılmadığını söyleyerek aynı yanlışların sürdüğüne dikkat çeker.

“Hâlâ” sözüyle başlayan dizelerde cehalet, kayırmacılık, hakikatin baskılanması ve düşünenlerin cezalandırılması art arda sıralanır. Milletin, vicdanını susturan darbeler ve sindirilme karşısında yaşayamayacağı ileri sürülür. “Gazap” öfke, “mütereddit” duraksamalı demektir; şiirdeki bu tür kelimeler, baskının ve kararsızlığın yarattığı ağır havayı destekler.

Son bölümlerde kanun ve hürriyet kavramları sorgulanır: Bunlar gerçekten korunuyor mudur, yoksa iktidar hırsı ve kişisel çıkar uğruna mı çiğnenmiştir? “Tahakküm” hükmetme anlamıyla baskıcı yönetme arzusuna, “sadme” ise çarpışma ya da vurma anlamıyla yıkıcı darbeye işaret eder. Şiir, millet iradesini ve hukuku savunurken tahakküme destek verenlere de açıkça karşı çıkar.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

cünun
Aşk ve içkinin neden olduğu delilik , çılgınlık
dem
nefes, soluk
fakat
ama, ancak, lâkin
gazap
öfke, kızgınlık, hiddet
hala
babanın kız kardeşi, bibi, eme
hep
hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
humma
ateşli hastalık, ateş
lahza
zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası, an
lokma
Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası.
mütereddit
duraksamalı
sadme
çarpışma, tokuşma, vurma
sel
sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su, su taşkını
ser
baş
sulh
barış
tahakküm
hükmetme
tecahül
bilmezlenme, bilmez gibi görünme, bilmezlikten gelme, bir konuda cahilmiş gibi görünme.
tekrar
Aynı olayın, işin, hareketin yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)