İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Ergenekon (Ziya Gökalp)

Ziya Gökalp · Ziya Gökalp kimdir?

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Biz Türk Han'ın beş oğluyuz, Gök Tanrı'nın öz kuluyuz, Beş bin yıllık bir orduyuz, Turan yurdu durağımız! Ak ordumuz sola gitti, Üç hakanlık tesis etti, "Medi", "Sümer Akad", "Hitti" Bu üç şanlı oymağımız! Birincisi Azerbaycan, İkincisi Geldanistan, Üçüncüsü Arz-ı Kenan, Fışkırdı üç kaynağımız! Gök ordumuz sağa vardı, Çin’i baştan başa sardı, Hiyong-nular bu Hanlardı, Set olmadı tutağımız! Kara ordu gitti, İskit, Ülkesinde yaptı bir çit. "Atilla ol, Şalon’a git", Sözü oldu adağımız! Kızıl ordu dağlar aştı, Efganlarla çok savaştı, Bir alayı Hind’e taştı, Sind oldu bir ırmağımız. Sarı ordu tekin durdu, Şehir yaptı, çiftlik kurdu, Uygurların bu iç yurdu, Kaldı ana toprağımız! Yüce Tanrı Oğuz Han’ı, Göndererek Türk hakanı, Birleştirdi beş Turan’ı, Doğdu güneş sancağımız! Oğuz Han’dan sonra Hanlar Kazandılar yüce şanlar, Bilinmek için bu boş anlar, Şahnamedir sorağımız, Yıllar geçti bir an geldi, Türk Tahtına İlhan geldi, Sağdan, soldan düşman geldi, Kurulmuştu tuzağımız. Verilmedi bir dem soluk, Kanlar aktı oluk oluk, Öldü bütün çoluk çocuk, Han, Bey, Çeri, Uşağımız. Yalnız Nököz ile Kıyan İki kızı alıp yayan, Bir sarp dağa attılar can Bunlar oldu kaçağımız. Dağdan dağa hep gizlice, Yürüdüler beş-on gece, Bir tan vaktı gayet ince, Bir iz oldu uğrağımız! Bu iz yolu çok uzattı, Sonra Alageyik çattı, Bir dik yardan bizi attı, Kanadı her bucağımız! Bir de baktık yeşil bir bağ Her tarafi bir yüce dağ, Geniş, fakat sıkı bir ağ, Dedik ne hoş bu ağımız! Alageyik çayır yerdi Yavrusunu emzirirdi, Bizi gördü meme verdi, Oldu Ana Kucağımız! Dörtyüz sene burda kaldık, Geyik arttı, biz çoğaldık, Çıkamadık İşe daldık, Pek şenlendi konağımız! Elma,erik çoktu yedik, Demir bulduk, ör işledik, "Bir gizli yol bulsak" dedik, Dağ delerdi bıçağımız! Kurt’tan hali iken bu yurt, Bir gün peyda oldu bir kurt, Bir geyiğe attı avurt, Gördü çoban yamağımız! Kurt bir delik buldu,gitti, Bir demirci takip etti, Ocak yaktı taş eritti, Açıldı yol kapağımız! Büyük sevinç, büyük müjde, Bayram yaptık kentte,köyde, Torun, oğul, baba, dede, Büyüğümüz, ufağımız! Demircye Bozkurt dendi Han tanıldı,taç giyildi, Yoldan önce kendi indi, Sağ elinde bayrağımız! Börteçine kurdun adı, Ergenekon yurdun adı, Dörtyüzsene durdun hadi, Çık ey, yüzbin mızrağımız! Oldu sana Kaf bu eşik, Tarih kaldı delik,deşik, Artık yeter bu taş beşik, Oldu körpe yatağımız! Uzaklarda hoş ülkeler, Issız yurtlar seni bekler, İşte Kıpçak, işte Kaşgar, Ta karşıda Gökdağ’ımız! Tarhandağı gözler seni; Tanrı orada sözler seni, Dört asırdır özler seni, Tukin dağda otağımız! Turan, eski toprak bize; Hind, bir altın konak bize; Çin köşkleri kışlak bize, Tuna boyu yaylağımız! Yunus gibi çıktık Hut’tan! Büyük yurda küçük yurttan, Geyik girdik, doğduk kurttan. Kılıç oldu orağımız! Sartlık gitti, Uygurlandık. Soyumuzla gururlandık. Şamanlardan uğurlandık. Pirler oldu yardağımız! İlk yayıldık: Beşbalık’a! Karakurum, Elmalık’a Çin başladı zorbalığa, Ezdi onu tokmağımız! Sağa sola gitti ordu; Hind’e, Rum’a bir baş vurdu. Altın yuta düzen kurdu. Yine eski yasağımız! Alplerimiz girdi harbe, Düşmanlara attı darbe; Şimal, cenup, şarka, garbe, Akın etti kısrağımız! Türk ayağı hangi yurda, Basmışsa baş eğdi kurda! “Gökhan orda, Akhan burada!” Dedik gitti ayağımız! Tümen, Çin’e akın etti. Efrasiyab, Rum’a gitti. Tomris adı göğe yetti. Hüsrev oldu tutsağımız! Teleleri, Aktürkman’ı Toplamıştı Soğd’un Hanı, Çapul etti Eşkân(i), yân’ı Sevinç adlı soğdağımız! İlhan Mokan, Bilge Kağan, Gaznevi’den Mahmut Sultan, Selçuklulardan Alparslan Han, Birer şanlı koçağımız! Askerliği gördü atsız. Harzem Şah’ı oldu atsız. Bugün hakan, dün bir adsız: Böyle kayar kızağımız! Tonguz, Çin’e hakan oldu. Hıtay Türk’ü üryan oldu. İlk düşünen Gür Han oldu, “Birleşmeli ocağımız”! Cengiz bunu tasarladı. Dört bucağa ılgarladı. Türk soyunu toparladı, Turan oldu öz bağımız! Oğuz Han’dan beri mühmel, Kalmış idi büyük emel. Yüce dilek uzattı el. Ele geçti arağımız! Gökten yüce yıldızımız! Bir devr açtı her hızımız! Atilla bir Kırgız’ımız! Timurleng bir Kazak’ımız! Fatih aldı İstanbul’u. Babür, Hind’e eğdi yolu. Nadir sarstı sağı solu… Oldu bir son taslağımız! Bundan sonra talih döndü, Yıldızımız yine söndü, Karşımızda Rus göründü… Kesildi yurt otağımız! Kırım, Kazan heder oldu! Tuna, Kafkas beter oldu! Türkistan’da neler oldu? İşitmedi kulağımız! Yurt girince yâd eline, Ergenekon oldu yine! Çıkmaz mı bir Börteçine? Nurlanmaz mı çerağımız… }} Kaynakça Ayrıca bakınız Ergenekon Destanı (Moğolların yaratılış destanı) Ergenekon Destanı (Yalçın Toker) Ergenekon Destanı (Türkiye) {{Vikipedi|Ergenekon Destanı

Şiir açıklaması

Şiir, Türklerin ortak geçmişini ve Ergenekon’dan çıkış anlatısını destansı bir dille kurar. “Biz Türk Han’ın beş oğluyuz” sözleriyle konuşan topluluk, kendisini köklü ve ortak bir soyun parçası olarak tanıtır. Ardından farklı yönlere giden ordular, yurtlar ve topluluklar sıralanır. Bu geniş anlatım, şiirin tarihsel iddiaları değil, metnin kurduğu destansı bakış olarak değerlendirilmelidir.

Şiirin merkezindeki anlatıda savaş ve yıkımın ardından Nököz ile Kıyan, aileleriyle birlikte dağların arasındaki kapalı yurda sığınır. Orada çoğalır, yaşar ve çıkış yolu ararlar. Bir kurdun bulduğu geçidi izleyen demirci kayayı ateşle eriterek yolu açar; topluluk da büyük bir sevinçle dışarı çıkar. Kurt, demirci, dağ ve demirin eritilmesi, kurtuluşu ve yeni bir başlangıcı simgeleyen öne çıkan imgelerdir. “Set” sözü, suyun akmasını veya toprağın kaymasını önleyen kalın duvar anlamıyla, burada aşılması gereken engeli düşündürür.

Ergenekon’dan çıkıştan sonra şiir, çeşitli toplulukları ve hükümdarları anarak Türklerin farklı yurtlara yayıldığı, savaştığı ve devletler kurduğu yönünde geniş bir tablo çizer. Oğuz Han’ın toplulukları birleştirmesi, birlik düşüncesini öne çıkarır. “Taç”, şiirde hükümdarlık ve iktidar simgesidir; “şimal” kuzey, “cenup” güney demektir. Böylece farklı yönlere yapılan akınlar, geniş bir hareket ve güç imgesi oluşturur.

Eserin ana düşüncesi, ortak köklerin ve birlik ülküsünün topluluğa güç verdiğidir; ana duygusu ise geçmişle gurur ve yurt arayışıdır. Gök Tanrı, Şaman ve pir gibi ifadeler şiirin inanç dünyasına ait unsurlar olarak geçer. Verilen metin son bölümde “At” sözüyle kesildiğinden şiirin devamına ilişkin yorum yapılmamıştır.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

set
Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar
avurt
Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.
taç
Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık.
şimal
kuzey
alayı
Hepsi, tümü.
cenup
güney
harbe
Kısa mızrak
talih
baht
sene
dünya’nın Güneş etrafında bir tam dönüş süresi, yıl
hep
hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
fakat
ama, ancak, lâkin
dem
nefes, soluk
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
yaratılış
yaratılmak işi veya biçimi
hakanlık
hakan olma durumu
efrasiyab
İranlıların Afrasib veya Efrasiyab olarak bildiği Alpertunga'nın Şehname'deki diğer adı.
ayrıca
ayrı bir önem verilerek
bundan
bu nedenle

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)