Sözlük dizini
“G” harfi
547 madde · Terimler
- gölmeçisimKüçük su birikintisi, gölcük.
- gömme banyoisimÇini vb. bir madde ile kaplanıp gömülü olarak yerleştirilmiş olan banyo teknesi.
- gönderisimbayrak direği
- göndergeisimdış dünyada yer alan, bir göstergenin belirttiği nesne veya varlık
- gönül bağıisimsevgi bağı, duygusal ilişki
- görisimmezar, mezarlık
- görececilikisimgörecelik
- görecelisıfatvarlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif
- görecelikisimbağıntılılık öğretisi, özellikle bilginin bağıntılı olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi, görececilik, görecilik, bağıntıcılık, izafiye, rölativizm
- görecisıfatbağıntıcılık yanlısı olan, bağıntıcı, rölativist
- görecilikisimgöreci olma durumu
- görelisıfatbağıntılı, izafi
- göreli yoksunlukisimbirey veya grupların beklentilerinin konusu olan şeylerin mutlak yoksunluğundan ziyade, diğerlerine göre, göreceli mahrumiyet algısını ifade, göreceli yoksunluk
- görelikisimeşyayı, kavramları veya tasarımları birlik, bağlılık, birliktelik vb. durumlarda toplayan görünüş veya nitelik, bağıntı, izafet, rölativite
- görelilikisimvar olabilmek veya belirlenebilmek için bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, izafilik, izafiyet, bağıntılılık
- görelilik teorisiisimgenellikle Albert Einstein'ın Özel Görelilik ve Genel İzafiyet Teorisi'ni kapsamakta
- görenekisimBir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet.
- görevisimBir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.
- görevcilikisimİşlevcilik
- görevsizlik kararıisimBir mahkemenin önüne getirilen davanın niteliği bakımından kendi görev alanına girmediğine ilişkin verdiği karar.
- görgüisimbir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kuralları, terbiye
- görgü kurallarıisimBir toplumda veya toplulukta, davranışları denetlemeye yönelik olan kuralların bütünü.
- görgü tanığıisimBulunduğu yerde gerçekleşen olayı yakından gören kişi
- görgücülükisimdeneycilik
- görmeisimgörmek işi, görünme, rüyet, müşahede
- görme engellisıfatgözleri görmeyen, görme duyusundan yoksun olan, görmez, gözsüz, kör, âmâ
- görme gözesiisimpetek gözü oluşturan çok sayıda hücreden her biri, ommatidyum
- görmekfiilgöz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
- görmezsıfatgörme engelli
- görüisimgörme yetisi