Sözlük dizini
Tüm kelimeler
113.927 madde
- renk körüisimRenk körlüğüne tutulmuş (kimse)
- renk renkisimher renkten olan, çok renkli, türlü renklerde görünen (şey)
- renk senfonisiifadeBirbiriyle uyuşan renkler bütünü
- renk vermemekifadeDüştüğü kötü durumdan kurtulmak için hiç haberi yokmuş ya da farkında değilmiş gibi davranmak.
- renk yuvarıisimGüneşin yuvarını saran, yaklaşık olarak 10000 km kalınlığındaki küre kabuğu, kromosfer
- renk ölçmeisimSıvıların, dağıtıcı yüzeylerin, canlıların vbnin renklilik derecesini ölçme, kolorimetri
- renkkörüisimrenk körü kavramının yanlış kullanımı
- renklemeisimrenklemek eyleminin mastarı
- renklemekfiilRenk vermek
- renklendiriciisimRenk veren madde
- renklendirmekfiilBir şeyin renklenmesini sağlamak
- renklenmeisimrenklenmek eyleminin mastarı
- renklenmekfiilrenk almak, bir renge girmek
- renklisıfatRengi olan.
- renkli basınisimboyalı basın
- renkli camifadetelevizyon
- renkli devrimisimEski Sovyet coğrafyasında ve Balkanlarda gerçekleşen grev, hükûmete karşı protesto vb. toplumsal hareketlere verilen genel ad; kadife devrim.
- renkli filmisimDoğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film; renkli.
- renkli işitmeisimSes duyumu sırasında göze birtakım renklerin görünmesi durumu
- renkli televizyonisimRenkleri olduğu gibi ekrana yansıtan televizyon sistemi veya aleti
- renklilikisimRenkli olma durumu
- renksemezsıfatBeyaz ışığı çözümlemeden veren, akromatik
- renksersıfatRenklerle ilgili olan, kromatik
- renksizsıfatRengi olmayan.
- renksizlikisimRenksiz olma durumu
- renktaşsıfatAynı renkte olan.
- renktaşlıkisimAynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu
- renkten renge girmekfiilKorkudan veya utançtan yüzünün rengi değişmek, sıkılmak
- renkteşsıfatAynı renkte olan.
- renkölçerisimBir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç, kolorimetre