Hikâye
Pencereden Kar Geliyor'un öyküsü
Anonim
Bir yiğit sevdiğini alamazsa, diri diri kara toprağa girer, derler. Sevdiğine kavuşamayan yiğit, sevdalısına başkalarının sarılmasına dayanamaz, kara toprağa sarılmalara kadar götürür işi.
Çok eski zamanlarda insanların sevdiklerine kavuşmaları pek mümkün değilmiş. Çünkü o zamanlar, özellikle kızların fikirleri pek sorulmazmış. Baba, onu kime vermek isterse, kız da o kişiyle evlenmek zorunda kalırmış. Oğlanlar da ailesinin sözünden pek çıkmazlarmış. Zaten o zamanlar insanların ailelerine ve aşiretlerine, hem ekonomik hem de gelenek bağlılığı çok fazlaymış. Durum böyle olunca da, isteyen istediğiyle kolay kolay evlenemezmiş. Hele bir de kan davası, düşmanlık, tarla, bağ, bahçe davası ve başlık parası işin içine girince, sevenlerin kavuşması mahşere kalırmış... İşte başlık parası yüzünden gurbete para kazanmaya giden bir yiğidin sevda öyküsü, bu türkünün yıllarca söylenmesine sebep olmuş. Yozgat'ta evlilik çağına gelmiş bir delikanlıyla, nazlı bir kız, birbirlerine sevdalanmış. Kız oğlanı, oğlan da kızı sevmiş. Birbirleriyle evlenmek için de gizlice kavilleşmişler. Fırsat buldukça, birbirlerine haber gönderir, ara sıra gizlice buluşur olmuşlar. Oğlan bir gün dünürcü gönderip kızı istetmiş. Kızın babası yüklü bir başlık parası karşılığında evlenmelerine razı olmuş. Yapık yüzük koyup (takıp) söz kesmişler. Kızın babası, "Ne zaman başlık parasını getirirseniz, o zaman düğün ederiz” demiş. İki sevdalı kara kara düşünmüş. Genç delikanlı, “Bu işin çıkar yolu, gurbet ellerde çalışıp para kazanmak” demiş ve alıp başını çıkmış gurbete. Çok uzun zaman, memlekettekiler oğlandan haber alamamış. Daha doğrusu, delikanlı o istenen parayı tedarik edemediği için Yozgat'a dönememiş. Aradan hayli zaman geçmiş. Kızın para canlısı babası, daha fazla beklemeyip, başlık parası veren başka biriyle evlendirmiş, kızını. Oğlan bu haberi duyunca deliye dönmüş. Günlerce yemeden içmeden kesilmiş. Ağlamış, gözyaşları yüreğine, gönlüne akmış; dolmuş dolmuş boşalmış. Almış kağıdı kalemi bir gece, memlekete bir mektup yazmış. Mektupta da işte bu içli şiiri yazmış.
Metindeki kelimelerin anlamları
- fırsat
- herhangi bir şey için en uygun zaman, uygun durum veya şart, vesile, okazyon
- sebep
- bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, neden
- tedarik
- araştırıp bulma
- yapık
- belleme
- para
- devletçe bastırılan, üzerinde kıymeti yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı
- içine
- için.
- çünkü
- şu sebeple, şundan dolayı, zira
- yüzünden
- -den ötürü, -den dolayı, sebebiyle
- doğrusu
- gerçeği söylemek gerekirse, gerçek şu ki, filhakika
- dünürcü
- Kız istemeye giden kimse.
- düşmanlık
- düşman olma durumu
- evlilik
- evli olma hâli
- gelenek
- bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.
- günlerce
- Birçok gün sürerek
- kağıdı
- kâğıdı kavramının yanlış kullanımı
- özellikle
- özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen
- delikanlı
- Çocukluk çağından çıkmış genç erkek.
- gizlice
- Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak; el altından, uğrun, zuladan.
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)