Mecazlar
Gerçek anlamının dışında, benzetme yoluyla kazandığı mecaz anlamlarla kullanılan kelimeler.
1.479 madde
- körlükisimgörme engellilik
- körüklemekfiilkörükle hava vermek
- körükçüisimKörük yapan veya satan kimse.
- köstekisimsaat, kılıç, anahtar vb.nin ucuna takılan zincir
- kötü haberisimkara haber.
- köşeisimBirbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye.
- köşe taşıisimBinalarda tek parça biçiminde köşeleri tutan taş.
- köşebaşıisimBir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer
- küfelikisimBir küfeyi dolduracak miktarda olan.
- küflüsıfatKüflenmiş olan
- külahisimİçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap
- külkedisisıfatÇok üşüyen, ateşin yanından ayrılmayan kimse.
- küllenmekfiilKül ile kaplanmak, küle bulanmak
- külliyetlisıfatpek çok.
- kümesisimTavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer
- kündeye getirmekifadegüreşçi, rakibini altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemesi.
- kıbleisimBazı ibadetler yerine getirilirken dönülen Kâbe'nin bulunduğu yön.
- kılavuzisimYol gösteren kimse.
- kılıfisimbir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap
- kına koymakfiilKınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürülmek.
- kına sürmekfiilKınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürülmek.
- kına vurmakfiilKınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürülmek.
- kına yakılmakfiilKınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürülmek.
- kına yakınmakfiilKınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürülmek.
- kırk paraisimbir kuruş
- kırmakfiilsert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak.
- kırtasiyeciisimkırtasiye malzemesi satan kimse.
- kırtasiyecilikisimkırtasiyecinin yaptığı iş.
- kırıntıisimBir şeyden ayrılan küçük parça.
- kısır döngüisimönermeyi ikinci bir önermeyle ikinci önermeyi de dönüp birincisiyle tanıtlamaya çalışma yolu