Standart Türkçe
Yazı ve konuşma dilinde ortak olarak kullanılan, herkesçe bilinen temel söz varlığı.
39.369 madde
- ekonomistisimEkonomi uzmanı; iktisatçı
- ekonomizmisimHer şeyin ekonomik sebeplerle belirlendiği ve işçi sınıfı mücadelesinin yalnızca ekonomik bir mücadele olduğunu ileri süren düşünce akımı
- ekopraksiisimBaşkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama
- ekosistemisimbelirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran çevrenin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik gösteren ekolojik sistem
- ekosuzisimyankısız
- ekotonisimBirbirinden farklı iki bitki birliği ve vejetasyon tipi arasındaki geçiş zonu
- ekranisimüzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey.
- eksantrisiteisimAlışılmışın dışında olma durumu; aykırılık.
- ekselansisimBakanlık ve elçilikten başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı
- ekselânsisimBakan ve elçiden başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı
- eksenisimbir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver
- ekseriyazarfgenellikle
- ekseriyetlezarfgenellikle
- ekseriyyetisimekseriyet sözcüğünün farklı yazılışı
- eksibeisimKum yığını, kumul
- eksiklenmekfiilEksiği bulunmak
- eksiklikisimeksik olma durumu, eksik olan miktar, noksan, nakisa, fıkdan
- eksiksizlikisimeksiksiz olma durumu
- eksilenisimÇıkarma işlemindeki ilk sayı
- eksilişisimEksilme işi
- eksilmeisimEksilmek işi.
- eksilmekfiilAzalmak, az duruma gelmek
- eksiltiisimanlatımda kolaylık sağlamak üzere sözcükteki eklerin veya cümledeki sözcüklerin azaltılarak kullanılması olayı, elips
- eksiltilmeisimEksiltilme işi
- eksiltilmekfiilEksiltilmek işine veya durumuna konu olmak
- eksiltmeisimEksiltmek işi
- eksiltmekfiileksik duruma getirmek, sayısını azaltmak
- eksinisimanyon
- eksintiisimBir ürün ya da malda, kuruma, bozulma, dökülme vb. nedenlerle oluşan ağırlığa, değere ilişkin eksilme, fire.
- ekskavatörisimEklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi; kazmaç, kazaratar.