
Jacques-Louis David · Public domain · kaynak
Napolyon Bonapart kimdir?
Napolyon Bonapart, 15 Ağustos 1769'da Korsika'nın Ajaccio kentinde doğmuş, Fransız Devrim Savaşları ve Napolyon Savaşları'nda Fransa'ya önderlik etmiş asker ve devlet adamıdır. 1804-1814 yılları arasında ve 1815'te kısa bir süre için Fransa imparatoru olarak hüküm sürmüştür. Askerî dehası ve Avrupa kıtasında kurduğu geniş hâkimiyet nedeniyle tarihin en önemli komutanlarından biri sayılır. Girdiği savaşların büyük bölümünü kazanmış, 1815'teki nihai yenilgisine kadar Avrupa'nın siyasi haritasını büyük ölçüde değiştirmiştir. Savaşları günümüzde askerî akademilerde incelenmekte ve kendisi Avrupa tarihinin en çok tartışılan siyasi figürlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Askerî kariyeri ve siyasi yükselişi, Fransız Devrimi'nin ardından gelen çalkantılı dönemde şekillenmiştir. Devrim Savaşları sırasında gösterdiği başarılar sayesinde hızla yükselmiş, elde ettiği askerî zaferlerle Fransa'nın sınırlarını genişletmiş ve Avrupa'daki rakip koalisyonlara karşı üstünlük sağlamıştır. Askerî seferleri yalnızca Fransa'nın konumunu güçlendirmekle kalmamış, aynı zamanda Avrupa kıtasındaki güç dengelerini de köklü biçimde etkilemiştir.
Bir devlet adamı olarak Fransa'da ve Avrupa'da geniş kapsamlı liberal reformlar gerçekleştirmiştir. Yönetimi sırasında bir halk eğitim sistemi kurmuş, feodalizmin kalıntılarını ortadan kaldırmış, Yahudiler ve diğer dinî azınlıkları özgürleştirmiş, gelişmekte olan orta sınıfın yasalar önünde eşitliğini sağlamış ve dinî otoritelere karşı devletin gücünü merkezileştirmiştir. Bu reformlar, Fransız toplumunun modernleşmesinde ve merkezî devlet yapısının güçlenmesinde belirleyici olmuştur.
Napolyon'un en kalıcı miraslarından biri, Fransa'da hukuk sistemini yeniden düzenleyen ve birçok ülkede hukuk reformlarına örnek oluşturan düzenlemeleridir. Bu alandaki çalışmaları, döneminin ötesine geçerek modern hukuk anlayışının gelişiminde etkili olmuştur. Askerî ve idari reformları da Avrupa devletlerinin kurumsal yapılarını etkilemiş, kıtada uzun süre hissedilen değişimlere yol açmıştır.
Napolyon'un hükümdarlığı, sürekli savaşlar ve değişen ittifaklarla şekillenmiş, ancak nihai yenilgisiyle sona ermiştir. 1814'te tahttan çekilmiş, kısa süreli geri dönüşünün ardından 1815'teki yenilgiyle birlikte iktidarı kesin olarak sona ermiştir. Hayatının son dönemini Longwood House'da sürgünde geçirmiş ve 5 Mayıs 1821'de orada ölmüştür. Buna rağmen hem Fransa hem de Avrupa üzerindeki etkileri, askerî ve idari reformları ile hukuki düzenlemeleri aracılığıyla uzun yıllar boyunca varlığını sürdürmüştür.
Bugün Napolyon Bonapart, hem askerî dehası hem de devlet adamlığı yönüyle tarih yazımında önemli bir yer tutmaktadır. Savaş stratejileri halen askerî eğitimde örnek olarak kullanılmakta, reformları ise modern devlet yapısının gelişimi açısından değerlendirilmektedir. Avrupa tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak farklı açılardan tartışılmaya devam etmektedir.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Napolyon Bonapart sözleri (3)
“İmkânsız kelimesi Fransızca değildir.”
“Waterloo'da ölmeliydim.”
“İlk günden son güne kadar, o hep aynıdır, her zaman aynı; görkemli ve sade, son derece sert ve son derece yumuşak; âdeta kamusal bir yaşam sürdürmesine rağmen İsa, en küçük bir eleştiriye bile asla fırsat vermez; bu kadar ihtiyatlı davranışı, güç ve yumuşaklığın bir karışımıyla hayranlık uyandırır.”
Ona ait olmadığı hâlde atfedilen sözler
Aşağıdaki sözler sık sık Napolyon Bonapart adına paylaşılır, ancak kaynaklarına göre ona ait değildir.
“Elba'yı görmeden önce ben yetenekliydim.”
CO: Able was I ere I saw Elba.
“Onlara bir üzüm tanesi koklatın.”
CO: Give them a whiff of grapeshot.
“Her asker sırt çantasında bir mareşal asası taşır.”
CO: Every soldier carries a Marshal's baton in his knapsack
“Her şeye cevap vermeye, her şeyle yüzleşmeye her zaman hazır görünüyorsam, bunun nedeni hiçbir şeye girişmeden önce uzun uzun düşünmüş olmam, olabilecekleri öngörmüş olmamdır. Başkaları için beklenmedik bir durumda ne söyleyeceğimi ya da ne yapacağımı bana aniden açıklayan bir deha değil; düşüncemdir, derin düşünüşümdür.”
CO: Si je parais toujours prêt à répondre à tout, à faire face à tout, c’est qu’avant de rien entreprendre j’ai longtemps médité, j’ai prévu ce qui pourrait arriver. Ce n’est pas un génie qui me révèle tout à coup ce que j’ai à dire ou à faire dans une circonstance inattendue pour les autres, c’est ma réflexion, c’est la méditation,