Şiir
İmtihan
İMTİHAN
Cavit Beye
Bana hocam derdi ki: «Ey sevgili çocuğum.
Sana gülen bu hayat sade oyun değildir;
Zaman, tembel alını bir gün yere eğiltir!...
Şu dünyada her şeyi sen kendinden bekle, um.
Çalışırsan istikbal sana nurlar serpecek.
Mağrur talih gelerek ayağını öpecek!...»
İşte o gün...
Evet bugün, bizim büyük imtihan...
Bugün, benim altın olan emeğime mihenktir;
Bin zahmetle ektiğimi biçme vakti demektir.
Ben bugünün rüyasıyle, ümidiyle yaşadım;
Sıkıntılı geceleri bunlar ile okşadım.
Kırlangıçlı baharların türküsüne dalmadım,
Şu sevimli mektebimden bir gün geri kalmadım.
İşte o gün...
Evet bugün, bizim büyük imtihan...
Bugün, benim bildiğim şey bir hak gibi istenir;
Aileme olan borcum bir parçacık ödenir.
Ya sorulan suallere cevap vermez, kalırsam...
Ev halkına hangi yüzle bakarım ben bu akşam?...
Bir insanı hayatından memnun eden hayâdır;
Alın yerde gezmektense yaşamamak evlâdır.
Bildiğimi demekten korkmak niçin?.. Cesaret!
Cevaplarım su gibi gürül gürül akmalı;
Mümeyyizler bir bülbül dinler gibi bakmalı!...
— Evet, evet efendim, edebiyat, fen, hikmet...
Epey şeyler öğrendim, her taraftan sorunuz;
Cevaplarım hazırdır, hatta beni yorunuz!...
Metindeki kelimelerin anlamları
- cesaret
- Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven; cüret.
- cevap
- Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık; yanıt
- edebiyat
- Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı; literatür, yazın, gökçe yazın.
- imtihan
- sınav
- talih
- baht
- istikbal
- gelecek
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- ben
- (kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
- geceleri
- gece vakti
- kendinden
- kendi aklından, kendi kendine
- parçacık
- parçanın küçültmesi: küçük parça, kırıntı, partikül
- bunlar
- (işaret adılı): bu zamirinin çoğulu
- efendim
- Bir sesleniş karşısında "buradayım" anlamında kullanılır.
- dünyada
- hiçbir zaman, hiçbir biçimde
- korkmak
- Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak; korkulmak.
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)