İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Irkımın Türküsü

Mehmet Emin Yurdakul

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
.mw-parser-output .wst-cursive{font-family:"Petit Formal Script","Pinyon Script Font",Feltpen,Dynalight,"Segoe Script",cursive}Türklük IRKIMIN TÜRKÜSÜ Türk Ocağı'na Biz Oğuzlar soyu olan Türkleriz; İlk ateşi parlatan, İlk sabanla sert toprağa toh’m atan, İlk ocağa temel koyan hep biziz. Her bucakta vahşî yeller eserken Isığgöl’de çadır kuran biz vardık; Ural’larda boz ayılar gezerken İlk kervanı biz Uygurlar çıkardık. Bakın, bizim öz Türkçemiz ne hoş dil; Onun her bir nağmesi, Gökten gelen hitap gibi saf sesi Ne bülbüle, ne duduya eş değil. Bu dil alageyiklerin içtiği Yakut renkli çaylar gibi şarıldar; . Orhun ile Kızılırmak gibi ki Sularında ruhlarımız pırıldar. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar. Ey ırklara altın destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!... Biz Türklerde büyük, küçük tanılır; Bizim için kan saçan, Bize necat vermek için yol açan Azizlerin sırasında anılır. Beyaz saçlı insanlarla aliller Bizde saygı, bizde acı bulurlar; Solgun yüzlü yetimlerle sefiller Bize evlât, bize kardeş olurlar. Bizde her kalp Şark ruhunu titretir; Şu ihtiyar dünyanın, Peygamberler yurdu olan Asya’nın Bozulmayan pak ahlâkı bizdedir. Bizdedir ki bir erkeğin sözleri Hiç bir dostu ve düşmanı aldatmaz; Genç kızların cana değen gözleri Doğruluktan başka bir şey parlatmaz. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar, Ey ırklara altın destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!... Biz girdaplar, uçurumlar aşanız; Elimizde mızraklar, Önümüzde gök ve kızıl bayraklar Dünyaların uçlarına koşanız. Milletimiz her bir yalçın kayaya. Her sahile tuğlarını dikendir; Goluva'ya ve cihangir Roma’ya Haraç salan fatih Hunlar bizdendir. Bağrımızda şu çırpınan kalp kadar Bir kuvvete eğilmez. Elmas gibi parçalanır, ezilmez Hangi ırkta kahramanlar kalbi var? Bu kalptir ki alnı yüce kaldırtır. Zafer için göğse iman getirir, En büyüğe ve en güçe saldırtır. Sarp yollarda: «İleriye !» dedirir. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar, Ey ırklara altın destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!... Biz «Dünyanın Güzeli»ne âşıkız; Baht yoluna çıkarak, Tılısımlı kapılan yıkarak Rüyamızı kucaklayan bir ırkız. Biz o vakur Acem ile Arab’ın Medeniyet tahtlarını parlattık; Muhammcd’in getirdiği kitabın Beklediği bir cihanı yarattık. Türklüğümüz her ufukta parıldar; Kubbeleri haykıran, Tezgâhları iş türküsü çağıran Yüz memleket hâlâ bizi selâmlar. Biz oyuz ki, uzun saçlı çobanlar Ruhumuzun öz şi'rini çalarlar; Bingöl’lerde bu sesleri duyanlar En mübarek hulyalara dalarlar. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar, Ey ırklara altın destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!... Bizi tamam elli asır dinledi; Karakurum çölleri, Kaf dağları buzlu Baykal gölleri Hür ve yüksek sesimizle inledi. Bizim, mağrur kayserlere diz çöken Hiç bir alçak askerimiz doğmadı; Dârâ'lara sakıyelik eyleyen Her esir kız başka millet evlâdı. Tarihimiz Altay gibi uludur; Onun her bir yaprağı, Duman tüten yirmi milyon ocağı Övündüren şereflerle doludur. O şeyleri haykırır ki her biri Altın sazla çalınacak destandır; Her milletin kahramanlık şairi Bu beyitsiz Şehname’ye hayrandır. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar, Ey ırklara altın destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!... Biz atalar töresince gideriz Tanrı ile hakana, Bize hayat, hukuk veren vatana Tatlı canlar kurban etmek isteriz. Yurdumuzun en küçücük bir taşı Bize Seylan incisinden üstündür; Onun hafif gölgeli bir su başı Bize yeşil cennet gibi görünür. Türk sesleri gelen her yer bizimdir; Üç dünyanın üstünde. Gök sedeften yedi deniz önünde Parıldayan memleketler bizimdir. O Turan ki, onun her bir bucağı Bize nice hikâyeler nakleder; Bin bir hakan sayan aziz toprağı: «Hint’ten, Çin’den önce doğan benim!» der. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar. Ey ırklara altın destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!... Bize herkes saygısını takınsın; Bize tamah besleyen, Bir Afrika aslanının dişinden Kurtulmayan avcı gibi sakınsın! Yeryüzünde her kim Türk’e düşmansa Onun kanı bizim için kevserdir; Bu kanlarla hatta Kabe boyansa Ora bize şafak doğmuş bir yerdir. Hiç bir zalim kuvvet bizi sarsamaz; Yerler, gökler durdukça. Göğüslerde kalplerimiz vurdukça Bu Türklüğe kimse mezar kazamaz. Bilinsin ki, en son nisan bu ilin Son tahtına güllerini serpecek. En son doğan baygın güneş, bu neslin Hür alnını nurlarıyle öpecek. Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar, Ey ırklara ahin destan yazanlar! Biz devlerin, fillerin Diz çöktüğü kuvvetiz; Eski, yeni dillerin Anlattığı milletiz!...

Metindeki kelimelerin anlamları

hala
babanın kız kardeşi, bibi, eme
baht
yazgı.
esir
tutsak
hitap
sözü birine veya birilerine yöneltme, seslenme
asır
yüzyıl
hâlâ
şimdiye kadar, o zamana kadar, hâlen, henüz
nisan
yılın 30 gün süren dördüncü ayı, april
şark
doğu
evlat
kişinin oğlu veya kızı, çocuk
hep
hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
millet
benzer özellikleri olan topluluk
sırasında
gerekince, yerinde ve zamanında
şehname
Hükümdarların niteliklerini, üstün başarılarını anlatan, mesnevî biçiminde yazılmış manzume
memleket
doğup büyülen yer
medeniyet
bir memleketin, toplumun, maddî ve manevî varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla alakalı vasıfların tamamı
sularında
Yaş, saat gibi kelimelerle birlikte yaklaşık bir zaman bildirir
kahramanlık
kahramanca davranış, kahraman olma durumu

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)