Şiir
Beşiğin Önünde
Çocuklarınla
BEŞİĞİN ÖNÜNDE
Hürriyet KahramanlarındanEnver Beye
— Ağlamıyor...
— Merak etme, uzun sürmez, çok ağlar;
Vakt olur ki ağlamaktan ömrü, günü kararır;
Elâ gözler içe kaçar, gül yanaklar sararır.
Şakaklardan kemik fırlar, tombul eller zayıflar.
Sen dersin ki: «İnsan neden göz yaşları dökecek?
Bak, tabiat her bucaktan gülmededir yüzlere;
Bak, ne parlak güzellikler serpilmiştir her yere;
Bak, her bir şey sevimli, hoş; oh, her yerde nur, çiçek.
Böyle güzel bir âlemde ağlamak mı?...
Ağlamak!...
Zira bizim hayatımız, baharına ermedi.
Hürriyetin hiç bir dalı bize yemiş vermedi.
Bilmez misin, zincir sesi işitilen bir toprak
Cennet olsa, bizim için bir karanlık zindandır;
Bizim için, pembe şafak bir kırmızı kefendir;
Bizim için, bir sadberk gül bir yabani dikendir;
Bizim için, bir güvercin bir ağulu yılandır.
Gençlik bize, aşkın ballı Kadehini sunmadı.
Yirmi yaşın sevincini, ümidini tatmadık;
Hiç bir gece saadetin kucağında yatmadık.
O talihsiz kullarız ki, bir yük olan hayatı
Eski Mısr’ın esirleri gibi çekip sürürüz
Onlar gibi, her bir şeye gözümüzü yumarız;
Onlar gibi, yalnız, yalnız gökten yardım umarız;
Onlar gibi, ağlayarak kabre doğru yürürüz.
Gerçektir ki kıtlık, birçok vahşilikler ettirir;
Bir zelzele, yüz binlerce ocakları söndürür;
Bir hastalık, memleketi mezarlığa döndürür.
Zulüm ise bu şeylerden merhametli değildir:
Vatanını yıkıp yakan fenalıklar onundur;
O bildiğin yaslı yerler, viraneler onundur;
Şu duyduğun iniltiler, hıçkırıklar onundur.
Ben zavallı, yoksul oldum: «Açım, ekmek ver!...» dedim;
Mazlum oldum, adaletin eşiğinde haykırdım;
Esir oldum, hürriyetin kürsüsünde bağırdım;
Her şey oldum.. Kurtarıcı kahramanlar istedim
Pek yazık ki bugüne dek böyle yiğit çıkmadı
Beşikleri tabut yapan, yangınlarla ısınan,
Midesinin açlığını vicdan bilen bir insan...
İşte sana yaşadığın alçak devrin evlâdı!...
Metindeki kelimelerin anlamları
- merak
- bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek
- vicdan
- kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç
- zira
- çünkü
- esir
- tutsak
- tabiat
- doğa
- tabut
- Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç; sal, ölü salı, dört kollu, imamkayığı.
- zelzele
- Yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması
- zincir
- birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ
- yük
- araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi
- zulüm
- güçlü kişinin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa, perseküsyon
- günü
- haset
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- ben
- (kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
- gençlik
- genç olma durumu, yaş olarak, yaşlılık karşıtı
- hastalık
- Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, esenlik karşıtı; rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, zor.
- kurtarıcı
- kendi hayatını tehlikeye atarak bir kişiyi, bir topluluğu güç bir durumdan veya yok olmaktan kurtaran kişi, halaskâr
- kıtlık
- kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma
- ağlamak
- üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)