İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Suâl Ettim Bu Gün Ben Bir Dolaba

Kaygusuz Abdal · Kaygusuz Abdal kimdir?

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
— 3 — —Dolabnâme — Suâl ettim bu gün ben bir dolaba Niçün dâim sürersin yüz bu âba Niçün bağrın deliktir gözlerin yaş Sebeb neden dolaştın bu itâba İnildinden delindi derdli bağrım Firâkından ciğer döndü kebâba Ne zulmetti sana bu çerh-i gerdun Ki derdin defteri sığmaz kitâba Dolab eydür eyâ gözüm çerağı İşitmeğe cevabım aç kulağı Benim budur sorarsan sergüzeştim Ki ben yaylar idim bir yüce dağı Geçirmiştim serâdan göklerimi Eriştirdim süreyyâya budağı Durağa derneşüben kamu kuşlar Budağında tutarlardı otağı Öterdi tûti vü kumrî vü dürrâc Geçirdim bir zaman bu resme çağı Heves bâğında can mürgi gezerken Üzüldü ömr kuşunun tuzağı Kazâ koptu meğer dest-i Huda’dan Ki bir şahs irişüb saldı nacağı Delüben bağrımı taktı kemendi Sürüdüler dolaştım her sokağı Sokaklarda niçe müddet yaturken Gelen geçen ururlardı ayağı Demir mıhlar dokundu yüreğime Kazâ destiyle çerhin çomağı Zekeryâ gibi bağrımdan delüben Dolab içün düzettiler yerağı İnilerim ben anda dost deyüben Gözüm yaşı sular büstân ü bâğı Felek kime tatırdı bir kaşık bal Sonunda sunmadı tâs ile ağı Süleyman kim sürerdi tahtını yel Son ucu toprağa kodu yanağı Skender kim cihânı Kaf ber kaf Tutup hükmiyle sürmüştür yasağı Gezüb zulmet ararken âb-ı hayvan Dolu zehr ile sundular eyağı Kani Kayser kani Kisrâ kani Sâm Belürmez bunların yurdu durağı Cihânm varlığı baştan başa hep Belâ yurdudürür mihnet ocağı Resul buna çü beyt-ül-ankebût der Pes ol olur mekeslerin durağı Baka ehli fenâda mülk edinmez Bakadır anların yeri durağı Alâî Gaybi bundan tekke kılmaz Hak’ın fazlıdürür ancak dayağı Sabır seccâdesin altına salmış Tevekkülden kuşanmıştır kuşağı Sözünü Kaygusuz ârife söyle Ne bilsün sükkeri dana buzağı

Şiir açıklaması

Şiir, soruyla açılır: anlatıcı, durmadan dönen ve suya yüzünü veren dolaba neden inlediğini, neden yaralı ve gözyaşlı olduğunu sorar. Dolap da geçmişini anlatır. Bir zamanlar yüksek dağda dalları göğe uzanan bir ağaç olduğunu, kuşların dallarında barındığını söyler. Sonra kesilip parçalanmış, göğsü delinerek dolaba dönüştürülmüştür. Demir çivilerle yaralanmış hâlde dönerken inler; gözyaşları ise bahçeyi sulayan suya dönüşür. Böylece dolap, hem acı çeken bir varlık hem de bu acıdan başkalarına yarar sağlayan bir imge olarak öne çıkar.

Şiirin temel duygusu, dünyanın sıkıntı ve geçicilikle dolu oluşuna karşı duyulan kederdir. “Heves bâğında” canın dolaşması, istek ve arzularla yaşama hâlini; dolabın yaralanması ve sürüklenmesi ise insanın uğradığı belaları düşündürür. Şair, “Cihânm varlığı baştan başa hep / Belâ yurdudürür mihnet ocağı” derken dünyayı büyük sıkıntıların yaşandığı bir yer olarak anlatır. Buradaki “mihnet”, sıkıntı ve üzüntü; “belâ” ise büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay anlamındadır. Güçlü hükümdarların ve cihanı tuttuğu söylenen kişilerin de sonunda yokluğa karışması, ünün ve gücün kalıcı olmadığını vurgular.

Son bölümde sabır ve tevekkül öne çıkar. Şiir, insanın dünyada kalıcı bir mülk edinmesine değil, sabırla dayanmasına ve Allah’ın lütfuna güvenmesine yönelir. “Sabır seccâdesin altına salmış / Tevekkülden kuşanmıştır kuşağı” dizeleri bu tutumu imgelerle anlatır. Son söz, şiirin anlamının herkese aynı ölçüde açılmayacağını belirtir; anlatıcı sözünü anlayabilecek kişiye yöneltir.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

sam
samyeli.
ciğer
Akciğerlerle karaciğerin ortak adı
mülk
Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
mihnet
bela, musibet, sıkıntı, üzüntü
sual
soru
bela
Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse
zulmet
karanlık
heves
istek, eğilim, arzu, şevk
meğer
Önceden bilinmeyen, farkında olunmayan, sonradan anlaşılan bir durumu bildiren bir söz; meğerse, meğersem.
hep
hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
ucu
yankesici, usta hırsız
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
ben
(kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
müddet
süre
kayser
Roma, Bizans ve Alman imparatorlarına verilen unvan
buzağı
İneğin küçük olanı, sütten kesilmemiş inek yavrusu, dana
bundan
bu nedenle

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)