Ünlü söz
“Samimî dostlar sevdikleri tarafından bir işkenceye mahkûmdurlar ve bu işkence de sevdiklerinin dertlerini dinlemektir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
Ne anlatıyor?
Bu söz, gerçek dostluğun yalnızca keyifli vakit geçirmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda karşı tarafın sıkıntılarını paylaşmayı gerektirdiğini anlatır. Atatürk, samimi bir dostun sevdiği kişiye duyduğu bağlılık nedeniyle onun dertlerini dinlemek zorunda kaldığını ifade ederken "işkence" kelimesini kullanır. Buradaki işkence, gerçek anlamda bir eziyet değil; dostun üzüntüsünü, kaygısını ve yükünü taşımaktan doğan zorlu ama kaçınılmaz bir durumdur.
Sözü ironik bir dille okumak da mümkündür. Sevgi ve dostluk, insana yalnızca mutluluk vermez; aynı zamanda sevilen kişi acı çektiğinde onun acısını dinleme, iç dünyasındaki fırtınaya ortak olma sorumluluğunu da getirir. Bu yüzden gerçek dostluk, bir yönüyle özveri ve tahammül ister. "İşkenceye mahkûm olmak" ifadesi, bu yükün dost tarafından istemese de sevgi bağı nedeniyle üstlenildiğini vurgular.
Söz, dostluk kavramına mesafeli ve düşündürücü bir açıdan bakar. Sevginin yalnızca güzel yanlarını değil, onunla birlikte gelen zorluklarını da kabul etmek gerektiğini, gerçek bir dostun sevdiğinin derdine kulak vermekten kaçamayacağını hatırlatır.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Kaynak bağlantısı: https://tr.wikiquote.org/wiki/Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Ben onları affederim, çünkü kalbim vardır; onlar beni affetmezler, çünkü kalpsizdirler. (Düşmanları için söyledikleri.)”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felaket ve saadet getirsin, iyi ve fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Asırlardan beri Türkiye'yi idare edenler çok şeyler düşünmüşlerdir; fakat yalnız bir şeyi düşünmemişlerdir: Türkiye'yi!.. Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk milletinin uğradığı zararları ancak bir tarzda telafi edebiliriz: O da artık Türkiye'de Türkiye'den başka bir şeyi düşünmemek. Ancak bu zihniyetle hareket ederek her türlü selamet ve saadet hedeflerine ulaşabiliriz. (30 Ağustos 1924)”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Ben, 1919 yılı mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin soyluluğundan doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu millî kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Biz Batı medeniyetini bir öykünmecilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi kendi yapımıza uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hattâ bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler; Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır, gene gelir, verimli sonuçları kalpleri doldurur. (1937)”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)