Ünlü söz
“Türk Cumhuriyeti'nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için övünülecek bir harekettir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
Ne anlatıyor?
Bu söz, Atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" olarak bilinen barış ilkesini ayrıntılı biçimde ifade eder. Barışın yalnızca savaşın yokluğu değil, insanlığın ve medeniyetin ilerlemesinin temel koşulu olduğu düşüncesi öne çıkar. Atatürk, barışı soyut bir ideal olarak değil, insanlığın refahı ve uygarlığın gelişmesi için zorunlu bir zemin olarak görür. Sözün ilk bölümünde barışın evrensel yararı vurgulanırken, ikinci bölümde Türk Cumhuriyeti'nin bu amaca hizmet etmiş olmasından duyulan onur dile getirilir.
Sözdeki "en esaslı etken" ifadesi, barışın kalkınma, bilim, sanat ve toplumsal gelişme gibi alanlardaki belirleyici rolünü anlatır. Barış ortamı olmadan kalıcı ilerlemenin sağlanamayacağı düşüncesi, erken Cumhuriyet döneminin savaş sonrası yeniden inşa tecrübesiyle de uyumludur. Aynı zamanda bu söz, yeni kurulan devletin dış politikadaki temel yöneliminin genişlemeci değil, korumacı ve iş birlikçi bir barış anlayışı olduğunu gösterir.
Bugün bu ilke, barışın yalnızca bir devletin iç meselesi değil, bütün insanlığın ortak çıkarı olduğu fikrini hatırlatır. Barışı savunmak, kalkınmayı ve medeniyetin gelişmesini savunmakla aynı anlama gelir; bu nedenle de övünülecek değil, sürdürülmesi gereken bir sorumluluktur.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Kaynak bağlantısı: https://tr.wikiquote.org/wiki/Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Asırlardan beri Türkiye'yi idare edenler çok şeyler düşünmüşlerdir; fakat yalnız bir şeyi düşünmemişlerdir: Türkiye'yi!.. Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk milletinin uğradığı zararları ancak bir tarzda telafi edebiliriz: O da artık Türkiye'de Türkiye'den başka bir şeyi düşünmemek. Ancak bu zihniyetle hareket ederek her türlü selamet ve saadet hedeflerine ulaşabiliriz. (30 Ağustos 1924)”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Amerika, Avrupa ve bütün medeniyet dünyası bilmelidir ki Türkiye halkı her medenî ve kabiliyetli millet gibi kayıtsız şartsız hür ve müstakil yaşamaya kesin karar vermiştir. Bu haklı kararı bozmaya yönelik her kuvvet, Türkiye'nin ebedî düşmanı kalır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bir kelime ile ifade etmek gerekirse, diyebiliriz ki yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir; halkın devletidir. Mazi kurumları ise bir şahıs devleti idi, şahıslar devleti idi.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bugünkü hükûmetimiz, devlet örgütümüz doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet örgütü ve hükûmettir ki onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükûmet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Ben, 1919 yılı mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin soyluluğundan doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu millî kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)