Ünlü söz
“Ama şunu da yanında götür: Eğer seninki gibi bir sevgiyi, seninki gibi bir zihni takdir edecek şekilde yaratılmadıysam, güzelliğine bile aşırı düşkünlük göstermedimse — ki daha sıradan güzelliklere kapılmışımdır, bunun tek nedeni böyle bir adanmışlığın bir görev sayılmasıydı ve ben, benim ya da başkaları için zincir gibi görünen her şeyden nefret ettim (bunu isyan bile doğrulayacaktır); yine de şu sözleri işit, belki son sözlerim arasındadır — hiç kimse senin erdemlerine daha fazla değer vermedi, ama onlardan yararlanmasını bilemedi…”
— Lord Byron (1788 – 1824)
İngilizce aslı
But take this with thee: if I was not form'd To prize a love like thine, a mind like thine, Nor dote even on thy beauty — as I've doted On lesser charms, for no cause save that such Devotion was a duty, and I hated All that look'd like a chain for me or others (This even rebellion must avouch); yet hear These words, perhaps among my last — that none E'er valued more thy virtues, though he knew not To profit by them…
Ne anlatıyor?
Bu parça, Sardanapalus'un sevdiği kişiye yaptığı veda ve hesaplaşma konuşmasıdır. Karakter, sevgiyi ve güzelliği takdir edemediğini itiraf eder; daha doğrusu, kendisini sevgiye ve bağlılığa karşı mesafeli kılan şeyin, bu duyguları birer göreve ve zincire dönüştüren anlayışa duyduğu nefret olduğunu açıklar. Ona göre sevgi bile, zorunluluk haline geldiği anda özgürlüğü kısıtlayan bir bağa dönüşür.
Bu söz, Byron'ın bireysel özgürlüğe, bağımsızlığa ve içten gelen duygulara verdiği önemi yansıtır. Sardanapalus, sevdiği kişinin erdemlerini gördüğünü ve bu erdemlerin farkında olduğunu, ancak kendi doğasının bu denli yüce bir sevgiyi karşılıklandırmaya uygun olmadığını kabul eder. Bu, hem bir öz savunma hem de karşısındakine karşı dürüst bir saygı ifadesidir. Bugünün okuruna, ilişkilerde özgürlük ve bağlılık arasındaki gerilimi, insanın kendi duygusal kapasitesiyle yüzleşmesini ve bazı aşkların neden karşılıksız kaldığını düşündüren derin bir metindir.
Hangi bağlamda söylendi?
Sardanapalus (1821) trajedisinde, başkarakter, yıkıma giden yolda sevdiği kişiyle vedalaşırken ve kendi duygusal yetersizliğini itiraf ederken bu uzun sözleri söyler. Bu veda konuşması, oyunun sonuna yaklaşırken karakterin iç dünyasındaki çatışmayı ve özgürlük tutkusunu açığa vurur.
Kaynak
- Eser: Sardanapalus (1821)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Lord_Byron
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Çölde bir pınar fışkırıyor, / Geniş boşlukta hâlâ bir ağaç var, / Ve yalnızlıkta öten bir kuş, / Ruhuma senden söz ediyor.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Onun kalbi bizi en çok kendine bağlayan kalplerden biriydi, alırken balmumu, tutarken mermer: O eski güzel okulun bir âşığıydı, soğudukça daha da vefalı hale gelenlerden.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Elveda! Eğer bir başkasının iyiliği için edilen en içten dua yüce katlarda kabul görürse, Benimki büsbütün havada kaybolmayacak, Adını göğün ötesine taşıyacak.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Atinalı kız, ayrılmadan önce, Ver, ah ver bana geri kalbimi!”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Ölümün mührünü bastığı aşkı, Ne yaş soğutabilir, ne rakip çalabilir, Ne de sahtekârlık inkâr edebilir.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Kuyudaki son damla bile olsaydı, Kenarda can çekişirken, Bayılan ruhum düşmeden önce, İçeceğim kişi sen olurdun.”
— Lord Byron (1788 – 1824)