İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

2201-2300

Fuzûlî

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
2201 Sen meyl-i ferâğ u râhat etdün Bir künc dutup ferâğat etdün 2202 Göster mana hem tarîk-i râhat Kim sen nişe eyledün ferâğat 2203 Kim eyledi hall müşkilâtun Kim verdi bu gussadan necâtun 2204 Şeb-tâ-seher ol esîr-i hicrân Mâtem dutup etdi âh u efgân 2205 Çün müşge tökildi gerd-i kâfûr Zulmâta bırahdı pertevin nûr 2206 İhyâ kıluben merâsim-i vecd Dutdı reh-i gûr-hâne-i necd Tamâmî-i sühan 2207 Erbâb-ı kemâle ol ıyândur Kim hüsn ile aşk tev’emândur 2208 Aşk âyîne-i cihân-nümâdur Keyfiyyet-i hüsn ana cilâdur 2209 Hüsn olmasa aşk zâhir olmaz Aşk olmasa hüsn bâhir olmaz 2210 Hüsn olmasa aşkdan ne hâsıl Ma‘şûk eder ehl-i aşkı kâmil 2211 Aşk olmaz olursa hüsn olur hâr Aşk iledür ehl-i hüsne bâzâr 2212 Ne ansuz olur munun sürûrı Ne munsuz olur anun zuhûrı 2213 Mecnûn idi şem‘-i meclis-efrûz Leylî ana âteş-i ciğer-sûz 2214 Mecnûn idi câm-ı râhat-efzâ Leylî ana bâde-i musaffâ 2215 Leylîden idi kemâl-i Mecnûn Hüsn ile olurdı aşkı efzûn 2216 Mecnûndan idi cemâl-i Leylî Aşk idi eden cemâle meyli 2217 Bir gün Mecnûn-ı dil-şikeste Sahrâda gezerdi zâr ü haste 2218 Bir safhada gördi iki peyker Leylî Mecnûn ile musavver 2219 Mahv eyledi nakş-ı dil-sitânın Koydı özinün hemîn nişânın 2220 Sordılar ana hakîkat-i hâl Kim nişe bir oldı iki timsâl 2221 Dedi bize birdürür hakîkat Birlikde yaraşmaz iki sûret 2222 Olmak gerek ehl-i dâniş âgeh Kim biz ikilikdenüz münezzeh 2223 Sâil dedi bu değül midür âr Kim yâr ola yoh sen olasen var 2224 Sen nişe kalursen ol olur hâk Bâri anı koy sana kalem çek 2225 Dedi reh-i aşkda ne lâyık Ma‘şûk ola nikâb-ı âşık 2226 Uşşâk ten ü habîb cândur Ten zâhir ü tende cân nihândur 2227 Ma‘şûka ne bâk olursa mestûr Âşık gerek el içinde meşhûr 2228 Kim âleme âşık ahıdan yaş Ma‘şûk kim olduğın kılur fâş Bu Mecnûnun şemme-i keyfiyyet-i hâlidür ve Ba‘zı sıfât-ı kemâlidür 2229 Mecnûn idi mülk-i derd şâhı Hayl-i ded ü dâm anun sipâhi 2230 Âhûnun alurdı müşgi bâcın Rûbâh semûrınun harâcın 2231 Bir server idi kerîm ü âdil Cümle ded ü dâma adli şâmil 2232 Hûn-i ciğerinden ol vefâ-dâr Hûn-hârları kılurdı hûn–hâr 2233 Hûn-âb-ı ciğer töküp demâdem Kılmazdı sibâ‘ rızkını kem 2234 Devrinde derendeler olup râm Dutmışdı biri biriyle ârâm 2235 Gûr olmış idi perenge hem-râz Gürg olmış idi gevezne dem-sâz 2236 Şîr olmış idi enîs-i nahçîr Nahçîr emerdi şîrden şîr 2237 Yanında dutardı mûr hâne Göz yaşından yığardı dâne 2238 Gâhî olup eşki seyli kâim Seylâba gederdi min behâyim 2239 Geh odını tende tâb ederdi Min cân-veri kebâb ederdi 2240 Bel olmış idi elinde dırnağ Yerden savururdı başa toprağ 2241 Mûyında gubâr olup ferâhem Eşkiyle çeküp zaman zaman nem 2242 Âhû-bere sebze-zârı oldı Gül-zâr-ı cünûn bahârı oldı 2243 Ger dutsa idi gevezn ile hû Ahardı gözinden ol kadar su 2244 K’ol sudan olurdı tâze vü ter Hem berg verürdi şâhı hem ber 2245 Her lahza alup eline bir mâr Hursend oluben der idi ol zâr 2246 K’ol sünbül-i müşg-bûnı dutdum Ser-rişte-i ârzûnı dutdum 2247 Kaplan kimi cân urdı min dâğ Aslan sıfatı uzatdı dırnağ 2248 Arslanlarun oldı pîşvâsı Kaplanların oldu muktedâsı Bu Mecnûnun sıdk ile münâcât etdüğidür ve Nâvek-i duâsı hedef-i icâbete yetdüğidür 2249 Bir gece ki zulmet-i ziyâ-sûz Zülf-i şebi etdi bürka‘-i rûz 2250 Bir la‘li edüp sipihr nâ-yâb Gösterdi yerine min dür-i nâb 2251 Bir sancağı eyleyüp nigûn-sâr Min mehçe-i râyet etdi izhâr 2252 Katra katra hakîm-i eflâk Haşhâşlarında dutdı tiryâk 2253 Dâne dâne arûs-ı gerdûn Kaftânına tikdi dürr-i meknûn 2254 Girdâbâ düşüp sefîne-i Mâh Kıldı özine mecerreden râh 2255 Saçıldı Utâridün midâdı Arturdı bu safhaya sevâdı 2256 Zühre dağıdup siyâh gîsû Gîsûsı içinde gizledi rû 2257 Hurşîd nihân olup sitâre Göz açdı târik-i intizâra 2258 Deprendi ser-i sinân-ı Behrâm Feth oldı ana vilâyet-i şâm 2259 Bircîs girüp siyeh libâsa Hurşîd gamında batdı yasa 2260 Âyîne olup sipihr-i gerdân Bahdı ana aks saldı Keyvân 2261 Gerdûna sevâbit oldı mismâr Tâ tökmeye dün bisâtı perkâr 2262 Gökde Hamel oldı âşikâre Âhû-bere çıhdı sebze-zâre 2263 Gâv-ı felek oldı gâv-ı anber Doldurdı cihâna anber-i ter 2264 Cevzâ kemeri murassa‘ oldı Gerdûn bedeni mülemma‘ oldı 2265 Harçenk kılup seher yelin def‘ Hâsıyyeti verdi zulmete nef‘ 2266 Oldı Esed âftâbdan dûr Pür-dûd misâl-i şem‘-i bî-nûr 2267 Gîsûsına verdi Sünbüle tâb Müşg üstine tökdi anber-i nâb 2268 Mîzânı edüp felek terâzû Sarrâf-ı zemîne çekdi lû’lû 2269 Akreb bırahup kemend-i pür-ham Dîv-i şebe kıldı kayd-i muhkem 2270 Kavsini kurup sipihr-i lâib Atıldı hadeng-i necm-i sâkib 2271 Büzgâle-i âsman töküp mû Gök safhasın eyledi siyeh-rû 2272 Delvi delüp âfet-i zemâne Min katra saçıldı âsmâna 2273 Hût eyledi habs-i Yûnis-i rûz Berk-ı şafak oldı âsmân-sûz 2274 Arz eyledi Ahbiye hibâsın Cebhe dahi cebhesin ziyâsın 2275 Hek’a verdi cemâle zîver Hem Hen’a mükellel etdi efser 2276 Şarteyn ü Butin Simâk ü İklîl Nûr etdiler âsmâna tahvîl 2277 Tâ sâdır ü vâride Neâyim Sarf eyleye Sarfe ile dâim 2278 Tezyîn içün etdiler müheyyâ La‘lin Deberân dürin Süreyyâ 2279 Verdi reviş-i sipihr-i ahdar Tertîb-i mukaddem ü muahhar 2280 Mecnûn mütehayyir ü perîşân Kalmışdı sipihr işinde hayrân 2281 Gerdûna açardı dîde-i ter Yer yüzine doldururdı ahter 2282 Her ahtere arz-ı hâl ederdi Min ârzû-yı muhâl ederdi 2283 Evvel olup âsmâna mâil Şerh etdi Utâride gam-ı dil 2284 K’ey ehl-i hisâba kâr-fermây Müstevfî-i akl ü müşrif-i rây 2285 Ey nâsih-i nüsha-i meânî Fihrist-i rümûz-ı âsmânî 2286 Kassâm-ı mekâsıd ü metâlib Ressâm-ı menâsıb u merâtib 2287 Derd-i dilümün hisâbı çohdur Sende özge debîr yohdur 2288 Bir nâmeye derdümi rakam kıl Sultânuma arz et kerem kıl 2289 Şâyed eser ede feyz-i hâmen Ta‘vîz-i cünûnum ola nâmen 2290 Gördi ki Utârid anlamaz râz Bir özge terennüm etdi âğâz 2291 Dönderdi yüz andan ağlayup zâr Merrîhe niyâzın etdi izhâr 2292 K’ey vâlî-i mesned-i şecâat Şemşîrüne âlem ehl-i tâat 2293 Sen sâhib-i nuset ü zafersen Erbâb-ı silâha tâc-ı sersen 2294 Men âcizem ü kavîdür ağyâr Men bî-kes ü hasmdur sitem-kâr 2295 Âcizlere lutf edüp meded kıl Bî-keslerden belânı red kıl 2296 Çek tîğunı eyle def‘-i düşmen Tâ dûsta hem-nişîn olam men 2297 Çün gördi bülend yerdedür kâm Ne Tîr yeter ana ne Behrâm 2298 Tiğ ile kalemden oldı nevmîd Dutdı reh-i bârgâh-ı tevhîd 2299 Dergâha dutup ruh-i niyâzın Ma‘bûdına arz kıldı râzın 2300 K’ey tîğe muîn ü kilke rehber Behrâm-gulâm ü Tîr-çâker

Şiir açıklaması

Bu bölüm, ayrılık acısıyla başlayan bir seslenişten sonra aşk ve güzellik üzerine düşüncelere, ardından Mecnun’un hâlini anlatan sahnelere yönelir. İlk dizelerde konuşan kişi, rahatlamak için dünyadan el çeken birine seslenir ve onun huzura nasıl kavuştuğunu sorar. Gece boyunca ayrılığın esiri olan kişinin ah edip yas tutması, özlemin ağır ve dinmeyen etkisini gösterir. Buradaki “ferağ”, bir işten vazgeçip çekilmek anlamındadır.

“Tamâmî-i sühan” başlığıyla başlayan bölümde aşk ile güzelliğin birbirini tamamladığı düşüncesi işlenir. Aşk, dünyayı gösteren bir aynaya; güzellik ise bu aynayı parlatan bir cilaya benzetilir. Güzellik aşk olmadan görünürlük kazanamaz, aşk da sevgili olmadan yönünü bulamaz. Mecnun ile Leylâ’nın varlığı da bu karşılıklı bağ üzerinden açıklanır: Leylâ’nın güzelliği Mecnun’un aşkıyla anlam kazanırken, Mecnun’un aşkı da Leylâ’ya yönelir.

Mecnun’un iki sevgiliyi resmeden bir çizimde kendi suretini silip yalnız izini bırakması, ikilikten çok birlik duygusunu öne çıkarır. Ona göre sevgiliyle âşık, görünüşte ayrı olsalar da hakikatte birdir. Yine de sevgilinin gizli kalması, âşığın ise aşkını açıkça göstermesi gerektiğini söyler; âşığın gözyaşı, sevgilisinin kim olduğunu çevresine duyurur.

Sonraki dizelerde Mecnun, vahşi hayvanların bile huzur bulduğu bir dert ülkesinin hükümdarı gibi tasvir edilir. Hayvanlara şefkatle yaklaşması ve gözyaşları, doğayla kurduğu bağı belirginleştirir. Ardından gece göğü; yıldızlar, gezegenler, karanlık ve ışık imgeleriyle süslenir. “Münacat” yakarış demektir; bu sahne, Mecnun’un içten duasının göğe yönelişini şiirsel bir dille anlatır.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

gav
Killi toprak.
varide
Gelen şey.
fihrist
bir kitabın başına veya sonuna konan ve o kitapta bulunan konu ve maddeleri alfabe sırasına göre gösteren cetvel, içindekiler.
sarraf
kuyumcu
ciğer
Akciğerlerle karaciğerin ortak adı
sadır
Göğüs, sine
sarf
harcama, tüketme, kullanma
sebze
genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat
mülk
Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
zar
ince perde veya örtü
ferağ
Bir işten vazgeçme, çekilme, el çekme, terk etme.
münacat
yakarış
nem
havada bulunan su buharı miktarı
lahza
zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası, an
bazar
çarşı, pazar
ihya
Yeniden canlandırma, diriltme
reviş
Gidiş, yürüyüş
misal
örnek olarak alınabilen, gösterilen şey, örnek

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)