Şiir
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Şiir açıklaması
Şiirde konuşan kişi, dostun kayıtsızlığından, feleğin acımasızlığından ve durulmayan zamanın getirdiği sıkıntılardan yakınır. “Derd çoh hem-derd yoh” sözü, derdin çok ama onu paylaşacak kimsenin olmadığını anlatır. Düşmanın güçlü, bahtın yani yazgının zayıf oluşu da kişinin kendini çaresiz hissetmesini pekiştirir.
“Ümmîdin gölgesi”nin kaybolması ve “şevk güneşi”nin kızgın olması, umudun azalırken isteğin ve aşk acısının yakıcılığının sürmesini düşündürür. Kötü gidişin rütbesi yükselmiş, tedbirin payesi düşmüştür. Akıl yetersiz kalır; aşk belası ise gün geçtikçe artar. Böylece şiirde, insanın yaşadığı sıkıntılara karşı etkisiz kalışı öne çıkar.
Konuşan kendisini yabancı ve kavuşma yolunu kaygı ile tuzaklarla dolu görür. Her uzun boylu kişinin cilvesi bir bela seline, hilal biçimli kaşı ise deliliğin bir çizgisine benzetilir. Bilginin kararlılığı rüzgârdaki lale yaprağı gibi geçici; talihin etkisi de sudaki servi yansıması gibi ters dönmüş gösterilir. Bu imgeler, güzelliğin ve düzenin bile huzur vermediği bir dünyayı anlatır.
İstenen hedefe giden yol sınav ve sıkıntılarla doludur; amaçlanan menzile ulaşmak kolay değildir. Kavuşma arzusunun tanığı, çengin sesi gibi bir perdenin ardında kalır; işret kadehi de şarabın üzerindeki kabarcık gibi baş aşağıdır. Son bölümde ayrılık ve tehlikeli yol karşısında uygun bir rehber bulunamayışı dile getirilir. Şair, sarı yüzünün kırmızı gözyaşlarıyla boyandığını söyleyerek yaşadığı acının izini görünür kılar.
Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Metindeki kelimelerin anlamları
- afitab
- Güneş.
- baht
- yazgı.
- bela
- Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse
- had
- insanın yetki ve değeri
- hat
- çizgi
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- imtihan
- sınav
- işret
- İçki içme
- kad
- boy
- men
- yasaklama, izin vermeme
- mihnet
- bela, musibet, sıkıntı, üzüntü
- mülk
- Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
- paye
- rütbe
- perde
- görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü
- rütbe
- Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu, astlık üstlük ilişkilerini düzenleyen basamak; paye
- saye
- Gölge
- ser
- baş
- serv
- selvi, servi
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)