İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Fuzûlî

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn Akl dun-himmet sadâ-yı tâ'ne yer yerden bülend Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn Men garîb ü râh-ı mülk-i vasl pür-teşvîş ü mekr Men harîf-i sâde-levh ü dehr pür-nakş-ı füsûn Her sehî-kad cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn Yelde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât Suda aks-i serv tek te'sir-i devlet vâj-gûn Ser-had-i matlûba pür-mihnet tarîk-i imtihân Menzil-i maksûda pür-âsîb râh-ı âzmûn Şâhid-i maksad nevâ-yı çeng tek perde-nişîn Sâğar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem'iyyet mahûf Ah bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn Çihre-i zerdin Fuzûlî'nün dutupdur eşk-i âl Gör ana ne rengler geçmiş sipihr-i nîl-gûn

Şiir açıklaması

Şiirde konuşan kişi, dostun kayıtsızlığından, feleğin acımasızlığından ve durulmayan zamanın getirdiği sıkıntılardan yakınır. “Derd çoh hem-derd yoh” sözü, derdin çok ama onu paylaşacak kimsenin olmadığını anlatır. Düşmanın güçlü, bahtın yani yazgının zayıf oluşu da kişinin kendini çaresiz hissetmesini pekiştirir.

“Ümmîdin gölgesi”nin kaybolması ve “şevk güneşi”nin kızgın olması, umudun azalırken isteğin ve aşk acısının yakıcılığının sürmesini düşündürür. Kötü gidişin rütbesi yükselmiş, tedbirin payesi düşmüştür. Akıl yetersiz kalır; aşk belası ise gün geçtikçe artar. Böylece şiirde, insanın yaşadığı sıkıntılara karşı etkisiz kalışı öne çıkar.

Konuşan kendisini yabancı ve kavuşma yolunu kaygı ile tuzaklarla dolu görür. Her uzun boylu kişinin cilvesi bir bela seline, hilal biçimli kaşı ise deliliğin bir çizgisine benzetilir. Bilginin kararlılığı rüzgârdaki lale yaprağı gibi geçici; talihin etkisi de sudaki servi yansıması gibi ters dönmüş gösterilir. Bu imgeler, güzelliğin ve düzenin bile huzur vermediği bir dünyayı anlatır.

İstenen hedefe giden yol sınav ve sıkıntılarla doludur; amaçlanan menzile ulaşmak kolay değildir. Kavuşma arzusunun tanığı, çengin sesi gibi bir perdenin ardında kalır; işret kadehi de şarabın üzerindeki kabarcık gibi baş aşağıdır. Son bölümde ayrılık ve tehlikeli yol karşısında uygun bir rehber bulunamayışı dile getirilir. Şair, sarı yüzünün kırmızı gözyaşlarıyla boyandığını söyleyerek yaşadığı acının izini görünür kılar.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

afitab
Güneş.
baht
yazgı.
bela
Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse
had
insanın yetki ve değeri
hat
çizgi
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
imtihan
sınav
işret
İçki içme
kad
boy
men
yasaklama, izin vermeme
mihnet
bela, musibet, sıkıntı, üzüntü
mülk
Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal.
paye
rütbe
perde
görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü
rütbe
Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu, astlık üstlük ilişkilerini düzenleyen basamak; paye
saye
Gölge
ser
baş
serv
selvi, servi

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)