İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Gâr

Sabahattin Ali

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
gâr Kimi coşar din uğruna geberir, yalan; Kimi gider şeref için can verir, yalan! Bir filezof yetmiş eser yazar, yalandır; Bir kahraman istipdadı ezer, yalandır. Şairlerin büyük aşkı fâni bir kızdır. Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır. Ne hakikî aşktan burda bir çakan vardır, Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır... Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda, En muazzam ölüm bile küçülür burda. Benim kafam acaip bir dımağ taşıyor, Her dakika insanlardan uzaklaşıyor. Zaman zaman mağlûp olsam bile etime İnsan olmak dokunuyor haysiyetime. Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum, İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum. Asaletin yeri yoktur gerçek hayatta, En asil şey seni buldum bu kâinatta. Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır, Ne de süse, gösterişe baktığın vardır. Deniz gibi muamma yok derinliğinde, Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde. Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin, Allah gibi görünmeden hüküm sürersin. Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin, Rüzgâr! Bu dağ başlarında çırpınan serin Kanatlarım gök yüzünden akan bir seldir, Bana kudret ve cesaret veren bir eldir. Beşerlikten uzaktayım senin ülkende, Senin gibi azemete âşıkım ben de, İşte rüzgâr senin gibi ben de deliyim. Islıklarım senin gibi inlemelidir, Herkes beni ürpererek dinlemelidir. Rüzgâr, sana, yalnız sana benzemeliyim. Sabahattin Ali

Şiir açıklaması

Şiir, insanlara ve toplumdaki değerlere duyduğu güvensizlikten bunalan bir anlatıcının rüzgâra seslenişini anlatır. İlk bölümde din uğruna ölmek, şeref için can vermek, eser yazmak ve kahramanlık gibi büyük görünen davranışların “yalan” olduğunu yineler. Bu sözler, anlatıcının çevresinde gördüğü sahteliğe ve küçüklüğe duyduğu öfkeyi gösterir. Şairlerin aşkının “fâni”, yani ölümlü ve gelip geçici bir kıza yöneldiğini söyler; gerçek aşka ise kimsenin dikkat etmediğinden yakınır.

Anlatıcı, insanlardan uzaklaşan, farklı bir zihne sahip olduğunu düşündüğü için kendini çevresiyle uyuşmaz hisseder. “İnsan olmak dokunuyor haysiyetime” dizesi, insanlarla ve onların davranışlarıyla özdeşleşmek istemediğini vurgular. Ruhunun “büyük, temiz bir arkadaş” arayışıyla rüzgâra sığınması, rüzgârı bir dost ve ideal olarak gördüğünü düşündürür.

Rüzgâr; güneş gibi gösterişe ihtiyaç duymayan, deniz gibi gizemli olmayan, serinliğiyle ferahlık ve saflık veren bir güç olarak betimlenir. “Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin” sözü, onun zayıf ve önemsiz sesleri bastıran kudretini anlatır. Buradaki “muamma” bilmece, “ferahlık” gönül açıklığı, “saflık” ise temizlik ve arılık anlamlarıyla rüzgârın imgelerini belirginleştirir. Cüzzam benzetmesi, büyüklüklerin dünyada yıpranıp dökülmesini anlatan çarpıcı bir imgedir.

Son bölümde anlatıcı, rüzgârın kendisine cesaret verdiğini söyler; cesaret, güç ya da tehlike gerektiren bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güvendir. Rüzgâr gibi özgür, güçlü ve etkileyici olmayı; ıslığının da ürpertiyle dinlenmesini ister. Şiirin ana düşüncesi, sahte ve küçültücü bulduğu insan dünyasından uzaklaşıp doğada özgürlük, arılık ve güç arayan kişinin, bu ideale benzemek istemesidir.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

cesaret
Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven; cüret.
dakika
saatlik zamanın altmışta biri, birine eşit olan zaman birimi
rüzgâr
havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, bad, yel
fani
ölümlü, gelip geçici, sonlu, sonu gelen ve yok olan
din
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum; diyanet.
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
ben
(kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
yüzünden
-den ötürü, -den dolayı, sebebiyle
büyüklük
büyük olma durumu, azamet, ululuk
cüzzam
Hansen basilinin neden olduğu bulaşıcı bir deri hastalığı, miskin hastalığı
ferahlık
ferah olma durumu, genişlik, gönül açıklığı
muamma
Bilmece
saflık
saf olma durumu, temizlik, arılık, safiyet
herkes
(belgisiz adıl): insanların bütünü, cümle âlem, her biri, kâinat
dünyada
hiçbir zaman, hiçbir biçimde

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)