İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Saçma Ey Göz Eşkden Gönlümdeki Odlara Su

Fuzûlî

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su Suya versin bağban gülzarı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su Ârızın yâdiyle nemnâk olsa müjgânım n'ola Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et Susuzum bu sahrede benim içün are su Ben lebin müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi Nitekim meste mey içmek hoş gelir huşyâre su Ravza-yı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş reftâre su Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su Destbûsi arzûsiyle ger ölsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile Gül budağının mîzacına gire kurtâre su Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yı durr-i istifâ Kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su Kılmak için taze gülzâr-ı nübüvvet revnakın Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su Mu'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim Yetmiş andan bin bin âteşhâne-i küffâre su Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr'e su Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevchîz El sunup urgaç vuzu için gül-i ruhsâre su Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su Zerre zerre hâk-i dergâhına ister salar nûr Dönmez ol dergâhtan ger olsa pâre su Zikr-i na'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ Eyle kim def-i humar için içer meyhâre su Yâ Habîballah yâ Hayr'el-beşer müştâkınım Eyle kim lebteşneler yanıb diler hemvâre su Sensin ol bahr-i kerâmet kim Şeb-i Mi'rac'da Şeb-nem-i feyzin yitirmiş sâbit ü seyyâre su Çeşm-i hûrşidden her dem zülâl-ı feyz iner Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi'mâre su Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dîl-i sûzânıma ebr-i ihsanın sepe ol nâre su Yümn-i na'tınden güher olmuş Fuzûlî sözleri Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şehvâre su Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-i haşr Hâb-ı hasretten dökende dîde-i bîdâre su Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su Saçma ey göz yaşından gönlümdeki ateşe su Ki bu denli tutuşan ateşe olmaz çare su Ya su rengindedir gökyüzü rengini göremiyorum Ya da gözümden yayılmış hepten gökyüzüne su Mızrağının zevkiyle tutuşarak yok olsa gönlüm Ki geçerken yarıklar açar duvarda su Yaralı gönlüm korkuyla söz eder kirpiğinden Nitekim çekine çekine içer kimde olsa yara su Suya versin bahçıvan gülzarı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün gibi verse bin gülzara su Hattat yazısıyla benzetemez yüzünün tüylerini Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su Sevgili anısıyla ıslansa kirpik ne olur Boşa gitmez gül umuduyla vermek dikene su Gam günü esirgeme hasta kalbe oklarını Hayırdır vermek karanlık gecede hastaya su Gönül yalnızlığında kirpiğinle özlemimi gider Susuzum bu sahrada benim için ara su Ben dudağı arzularım zahitler kevser ister Nitekim meste mey içmek hoş gelir ayıka su Her an yerinde durmayıp senin köyünden geçer Aşık olmuş galiba o hoş huylu serviye su Su yolunu o köyden toprak olup tutsam gerek Rakibimdir diye bırakmam varsın o köye su El öpme arzusu ile ölecek olsam dostlar Testi yapın toprağım sunun onunla yara su Servi dik başlı olur kumrunun yalvarmasına Karşı, eteğini tutup ayağına düşse yalvarsa su İçmek ister o bülbülün kanını hile ile Gül budağının doğasına gire kurtara su Tertemiz doğasını göstermiş dünyalılara Uymuş seçilmiş Ahmed peygamberin izine su İnsan türü efendisi af denizinin incisi Serpmiş mucizesi kötülerin ateşine su Peygamberlik bahçesini yeşertmek için Çıkarmış mermer taşından mucizeleriyle su Mucizesi dünyada engin bir denizmiş ki Yetmiş ondan kafirlerin bin bir ateşevine su Hayret ile parmağını dişler kim dinlese Parmağından vermesi şiddet günü Ensar'a su Dostu yılan zehiri içse hayat suyu olur Düşmanı su içse döner yılan zehirine su Var etmiş her damlada binlerce dalgalı deniz Abdest alırken değdiğinde yanaklarına su Ayağının toprağına varayım der çağlardır Başını taştan taşa vurup gezer avare su Zerre zerre dergahın toprağına salsın ister nur Dönmez o dergahtan lime lime bile olsa su Natının virdini hata işleyen ilaç bilir İçkiden kurtulmak için içer ayyaş bile su Ey peygamber ey en güzel insan seni özlerim Nasıl ki susuzlar yanıp her an ister kendine su Sensin keramet denizi ki miraç gecesinde Feyzin şebnemi yetirmiş durana gezene su Güneşten her zaman duru ışıklar saçılır ki Gerekirse kabrini imar eden mimara su Cehennem korkusu ateşi salmış yanık gönlüme Rahmetinin bulutu serpsin o ateşe su Natının kutuyla cevher olmuş Fuzûlî sözleri Nisan bulutundan inen inci tanesi gibi yere su Gaflet uykusundan uyandığında kıyamet günü Hasret uykusundan döküldüğünde uyanık gözlere su Umudum odur ki kıyamet günü mahrum kalmayayım Kavuşma pınarın versin susuz dudağıma su

Şiir açıklaması

Şiir, su imgesini baştan sona taşıyan bir gazeldir. İlk bölümlerde âşık, gözyaşlarının gönlündeki aşk ateşini söndüremeyeceğini söyler. Gökyüzünü kaplayan su, sevgilinin yüzünü anınca nemlenen kirpikler ve dikenlere bile gül umuduyla su verilmesi; özlemin ve karşılık beklemeden sevmenin farklı anlatımlarıdır. Âşığın gönlü yaralıdır; sevgilinin bakışı, kirpiği ve dudağı onun arzusunu ve acısını besler.

Su, kimi dizelerde âşığın gözyaşı, kimi dizelerde sevgiliye ulaşma isteği, kimi dizelerde de şifa ve rahmet çağrışımı taşır. Suya sevgilinin köyüne giden bir yolcu gibi davranılması, onun sevgiliye kavuşma arzusunu güçlendirir. Âşık, sevgilinin dudağını isterken zühitlerin kevser talep ettiğini söyler; verilen sözlük anlamıyla kevser “bereket, çok hayır”dır. Böylece kişisel aşk arzusu ile manevi beklenti yan yana gelir.

Şiirin ilerleyen bölümü Hz. Muhammed’i öven bir naat niteliğindedir. Şair onu insanlığın önderi olarak anar; nübüvveti peygamberlik, iktidayı ise uyma ve tabi olma anlamında kullanır. Su ve ateş imgeleri burada mucize, rahmet ve bağlılık düşüncelerini taşır. Son dizelerde şair, gafletten uyanış ve kavuşma umuduyla anılır; gaflet sözlükte aymazlıktır. Genel olarak şiir, yoğun aşkı ve özlemi, ardından peygambere duyulan hayranlık ve manevi umudu su imgesi çevresinde birleştirir.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

bahçıvan
bağ, bahçe, sera ve fidanlıklarda toprağı ekim ve dikime hazırlama, ağaç, sebze, fide, çiçek dikme, çim ekme ve bunların bakım işlerini yaparak bitkilerin yetişmesini sağlama bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi
nübüvvet
Nebilik, savacılık, peygamberlik
zahmet
güçlük
kevser
bereket, çok hayır
hayr
hayır sözcüğünün farklı yazılışı
humar
içki veya uyku sersemliği
nem
havada bulunan su buharı miktarı
iktida
uyma, tabi olma
hepten
Tamamıyla, büsbütün
imar
bayındırlık
nev
çeşit, cins, tür
seyyare
gezegen
gaflet
aymazlık
nisan
yılın 30 gün süren dördüncü ayı, april
ihtiyat
herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
zevk
hoşa gitmek veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz
hâk
toprak.
ilaç
bir hastalığı iyileştirmek ya da bir zararlıdan kurtulmak için kullanılan maddeler, em, deva, çare

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)