Ünlü söz
“Selviyle mersinin, kendi iklimlerinde yapılan işlerin simgesi olduğu o diyarı bilir misin? Akbabanın öfkesiyle kumrunun sevgisinin kâh kedere karışıp eridiği, kâh cinayete dek çıldırdığı diyarı!”
— Lord Byron (1788 – 1824)
İngilizce aslı
Know ye the land where the cypress and myrtle Are emblems of deeds that are done in their clime? Where the rage of the vulture, the love of the turtle, Now melt into sorrow, now madden to crime!
Ne anlatıyor?
Byron, bu dizelerde Doğu Akdeniz coğrafyasını, oraya özgü bitkiler ve hayvanlar üzerinden resmeder. Selvi ve mersin, bölgenin doğasını çağrıştıran bitkilerdir. Akbaba ve kumru ise birbirine zıt iki duygu dünyasını temsil eder: akbabanın yırtıcılığı ve öfkesi ile kumrunun şefkati ve sevgisi. Şair, aynı coğrafyada bu iki uç duygunun iç içe geçtiğini söyler; güzellik ile zulmün, aşk ile öfkenin birlikte yaşandığı, duyguların aniden yön değiştirdiği bir dünya çizer. Bu imge, Doğu'ya dair romantik ve egzotik bakışın tipik bir örneğidir: uzak bir coğrafya büyüleyici ama aynı zamanda tehlikeli olarak sunulur.
Bugünün okuru için bu dizeler, insandaki sevgi ve yıkıcılık eğilimlerinin aynı yürekte, aynı kültürde nasıl yan yana var olabildiğini düşündürür. Byron, duyguların tek başına ve saf hâlde yaşanmadığını; iklimin, coğrafyanın ve kültürün insanın hislerine biçim verdiğini ima eder. Dizeler bir yandan estetik bir manzara sunar, bir yandan da o manzaranın ardındaki gerilimi sezdirir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: The Bride of Abydos (1813)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Lord_Byron
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Dünyanın verebileceği hiçbir sevinç, alıp götürdüğü sevince benzemez.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Kim bilir, bir kuyruklu yıldız bu dünyayı yok etmek için ona yaklaştığında -ki sık sık olmuştur ve olacaktır- insanlar buhar gücüyle kayaları temellerinden söküp, devlerin yaptığı söylendiği gibi dağları o alevli kütleye fırlatmayacak mı? Ve o zaman yeniden Titanların ve Cennetle yapılan savaşların efsanelerine sahip olacağız.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Ve eğer saati kollarsak, Hakkı çiğnenmemişse eğer, Bir haksızlığı içinde saklayanın Sabırlı arayışından ve uzun nöbetinden Kaçabilen hiçbir insan gücü olmamıştır.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Kaderimin günü geçmiş, talihimin yıldızı sönmüş olsa da, Senin yumuşak kalbin, çoğu kişinin bulabileceği kusurları görmeyi reddetti.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Dallardan bülbülün yüksek sesinin duyulduğu saattir; âşıkların yeminlerinin fısıldanan her sözde tatlı göründüğü saattir.”
— Lord Byron (1788 – 1824)
“Ayrıldığımızda biz ikimiz, sessizlik ve gözyaşları içinde, yarı kırık kalplerle, yıllarca ayrı kalmak üzere.”
— Lord Byron (1788 – 1824)