Ünlü söz
“Ah, yoksulluk, insan sevincinin kısalığı ve düş kırıklığı! Çünkü gerçekte, aşkın en yüce anının süresi nedir ki? Hiçbir şey, bir an, belki bir saniye. Bir saniyelik esrime ve sonrasında: toz, kül, hiçlik.”
— George Orwell (1903 – 1950)
İngilizce aslı
Ah, the poverty, the shortness the disappointment of human joy! For in reality car en realite, what is the duration of the supreme moment of love? It is nothing, an instant, a second perhaps. A second of ecstasy, and after that- dust, ashes, nothingness.
Ne anlatıyor?
Orwell bu sözde, aşkın yoğun mutluluk anının ne kadar kısa sürdüğünü ve ardından gelen boşluğu anlatıyor. 'Toz, kül, hiçlik' ifadesi, en coşkulu anın bile hemen ardından sönümlendiğini ve insana neredeyse hiçbir kalıcı şey bırakmadığını ima eder. Yoksullukla birlikte düşünüldüğünde, insanın elinde kalan şeylerin ne kadar az olduğu duygusu güçlenir.
Buradaki karamsar ton, kitabın genel atmosferiyle uyumludur. Orwell, Paris'in ucuz otellerinde ve lokantalarında karşılaştığı insanların hayat kırgınlıklarını aktarırken, büyük mutluluk vaat eden deneyimlerin bile aslında çok kısa ve geçici olduğunu vurgular. Bu söz, bugünün okuruna da mutluluğun geçiciliği ve insanın doyum arayışının kırılganlığı üzerine bir düşünme alanı açar.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu söz, Down and Out in Paris and London kitabının ikinci bölümünde, Charlie adlı bir karakterin anlatıldığı kısımda geçer. Charlie'nin hayatı ve aşk üzerine sarf ettiği sözlerden biri olarak aktarılır.
Kaynak
- Eser: Down and Out in Paris and London (1933)
- Künye: Ch. 2, Charlie
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/George_Orwell
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Geçmiş tuhaf bir şeydir. Her an seninledir. Sanırım on ya da yirmi yıl önce olan şeyleri düşünmeden geçen bir saat yoktur; yine de çoğu zaman bir gerçekliği yoktur, tıpkı tarih kitabındaki bir sürü bilgi gibi ezberlediğin bir dizi olgudan ibarettir. Sonra bir rastlantı sonucu görülen bir şey, bir ses ya da bir koku, özellikle de koku, seni harekete geçirir ve geçmiş sana yalnızca geri gelmekle kalmaz, gerçekten geçmişin içinde oluverirsin.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Her kuşak kendini kendinden önceki kuşaktan daha zeki, kendinden sonraki kuşaktan ise daha bilge sanır. Bu bir yanılsamadır ve öyle kabul edilmelidir; ama yine de kişi, çağdışı görünme pahasına da olsa kendi dünya görüşüne bağlı kalmalıdır: çünkü o dünya görüşü, genç kuşağın yaşamadığı deneyimlerden doğar ve onu terk etmek, kişinin entelektüel köklerini kurutmaktır.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Yatağa emekleyerek çıkar, yarı giyinik halde yatağa düşer ve on saat orada kalırdık. Cumartesi gecelerimin çoğu böyle geçerdi. Her şey hesaba katıldığında, insanın kusursuz ve çılgınca mutlu olduğu iki saat, sonrasındaki baş ağrısına değiyordu. Mahallede bekar ve gelecek kaygısı olmayan birçok erkek için haftalık içki âlemi, hayatı yaşanır kılan tek şeydi.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Geleceğin pembe bir bulanıklık olmaktan çıkıp gerçek ve tehditkâr bir hal aldığı yaşa gelmişti.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Elbette hoşnutsuz olmalıyız, kötü bir işin en iyisini yapmanın yollarını bulmakla yetinmemeliyiz; yine de yaşamın fiili sürecindeki bütün hazzı öldürürsek, kendimiz için nasıl bir gelecek hazırlıyoruz? Bir insan baharın dönüşünden zevk alamıyorsa, emek tasarrufu sağlayan bir ütopyada neden mutlu olsun? Makinenin ona vereceği boş zamanla ne yapacak?”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Çünkü yoksulluğa yaklaşırken, diğer bazılarını dengeleyen bir keşif yaparsınız. Can sıkıntısını, bayağı dertleri ve açlığın başlangıcını keşfedersiniz; ama aynı zamanda yoksulluğun o büyük kurtarıcı yanını da keşfedersiniz: Geleceği yok ettiği gerçeğini. Belirli sınırlar içinde, ne kadar az paranız varsa o kadar az kaygılanırsınız; bu gerçekten doğrudur.”
— George Orwell (1903 – 1950)