Ünlü söz
“Yatağa emekleyerek çıkar, yarı giyinik halde yatağa düşer ve on saat orada kalırdık. Cumartesi gecelerimin çoğu böyle geçerdi. Her şey hesaba katıldığında, insanın kusursuz ve çılgınca mutlu olduğu iki saat, sonrasındaki baş ağrısına değiyordu. Mahallede bekar ve gelecek kaygısı olmayan birçok erkek için haftalık içki âlemi, hayatı yaşanır kılan tek şeydi.”
— George Orwell (1903 – 1950)
İngilizce aslı
We crawled up to bed, tumbled down half dressed, and stayed there ten hours. Most of my Saturday nights went like this. On the whole, the two hours when one was perfectly and wildly happy seemed worth the subsequent headache. For many men in the quarter, unmarried and with no future to think of, the weekly drinking-bout was the one thing that made life worth living.
Ne anlatıyor?
Bu pasaj, Orwell'in Paris'in yoksul mahallelerinde yaşayan bekâr erkeklerin hayatına dair gözlemini aktarır. Yazar, bu insanların hafta boyunca süren yorucu ve umutsuz çalışma hayatının ardından cumartesi gecesi içkiyle gelen kısa süreli mutluluğu nasıl kucakladıklarını anlatır. İki saatlik taşkın neşe, ertesi günün baş ağrısına ve bitkinliğine değecek kadar önemlidir; çünkü başka bir kaçış yolu yoktur.
Orwell'in anlatımında içki, yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda yoksulluğun ve belirsizliğin yarattığı boşluğu dolduran bir avuntudur. Gelecek düşüncesi olmayan, evlenmemiş ve kalıcı bir düzen kuramamış erkekler için haftalık sarhoşluk, varoluşu katlanılabilir kılan bir ritüele dönüşür. Bu bakış, yazarın yargılamayan, anlamaya çalışan insan portreleriyle uyumludur.
Pasajda aynı zamanda haz ve bedel arasındaki hesaplaşma da vardır. Orwell, kendisini de bu grubun bir parçası olarak konumlandırır ve "biz" diliyle anlatır. Bu samimi üslup, okurun söz konusu deneyimi bir dış gözlemcinin raporu gibi değil, yaşanmış bir gerçeklik olarak görmesini sağlar.
Hangi bağlamda söylendi?
George Orwell'in 'Down and Out in Paris and London' adlı eserinin 17. bölümünden alınmıştır. Orwell bu bölümde Paris'te yaşadığı dönemde, özellikle cumartesi geceleri yoksul mahallelerdeki bekâr erkeklerin içki alışkanlıklarını ve bu gecelerin hayatlarındaki yerini anlatır. Yazar, bu deneyimleri bizzat yaşamış ve gözlemlerini kendi deneyimiyle harmanlayarak aktarmıştır.
Kaynak
- Eser: Down and Out in Paris and London (1933)
- Künye: Ch. 17
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/George_Orwell
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Paris'in kenar mahalleleri eksantrik insanlar için bir toplanma yeridir: Yalnız, yarı deli yaşam çizgilerine düşmüş ve normal ya da ahlaklı olmayı denemekten vazgeçmiş insanlar. Yoksulluk, paranın insanı işten kurtarması gibi, onları normal davranış standartlarından kurtarır. Otelimizdeki kiracıların bazıları, kelimelerle anlatılamayacak kadar tuhaf hayatlar yaşıyordu.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Tüm insan türleri arasında yalnızca sanatçı, 'çalışamıyorum' deme sorumluluğunu üstlenir. Ama bu oldukça doğrudur; insanın çalışamadığı zamanlar VARDIR. Yine para, hep para! Parasızlık rahatsızlık demektir, sefil endişeler demektir, tütün kıtlığı demektir, sürekli bilinçte başarısızlık duygusu demektir – her şeyden önce, yalnızlık demektir. Haftada iki sterlinle nasıl yalnız olmazsın? Ve yalnızlıkta hiçbir düzgün kitap yazılamamıştır.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Elbette hoşnutsuz olmalıyız, kötü bir işin en iyisini yapmanın yollarını bulmakla yetinmemeliyiz; yine de yaşamın fiili sürecindeki bütün hazzı öldürürsek, kendimiz için nasıl bir gelecek hazırlıyoruz? Bir insan baharın dönüşünden zevk alamıyorsa, emek tasarrufu sağlayan bir ütopyada neden mutlu olsun? Makinenin ona vereceği boş zamanla ne yapacak?”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Ah, yoksulluk, insan sevincinin kısalığı ve düş kırıklığı! Çünkü gerçekte, aşkın en yüce anının süresi nedir ki? Hiçbir şey, bir an, belki bir saniye. Bir saniyelik esrime ve sonrasında: toz, kül, hiçlik.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Gordon elini kanatlı kapıya dayadı. Hatta kapıyı birkaç santim araladı. Sıcak duman ve bira kokusu çatlaktan içeri süzüldü. Tanıdık, canlandıran bir koku; yine de burnuna dolan bu kokuyu alınca cesareti kırıldı. Hayır! İçeri girmek imkânsızdı. Geri döndü. Cebinde yalnızca dört buçuk peniyle o bar salonuna dalamazdı. İçkilerini asla başkalarına aldırma! Parasızların birinci emri. Karanlık kaldırımda uzaklaştı.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Yoksulluğun en şeytani yanı, hep yinelenen şey budur: yalnızlık. Her gün, konuşacak akıllı bir insan olmadan; her gece, tanrısız odana dönüp hep yalnız kalmak. Zengin ve aranan biriyseniz belki eğlenceli görünebilir; ama bunu zorunluluktan yaptığınızda ne kadar farklıdır!”
— George Orwell (1903 – 1950)