Ünlü söz
“Paris'in kenar mahalleleri eksantrik insanlar için bir toplanma yeridir: Yalnız, yarı deli yaşam çizgilerine düşmüş ve normal ya da ahlaklı olmayı denemekten vazgeçmiş insanlar. Yoksulluk, paranın insanı işten kurtarması gibi, onları normal davranış standartlarından kurtarır. Otelimizdeki kiracıların bazıları, kelimelerle anlatılamayacak kadar tuhaf hayatlar yaşıyordu.”
— George Orwell (1903 – 1950)
İngilizce aslı
The Paris slums are a gathering-place for eccentric people — people who have fallen into solitary, half-mad grooves of life and given up trying to be normal or decent. Poverty frees them from normal standards of behaviour, just as money frees people from work. Some of the lodgers in our hotel lived lives that were curious beyond words.
Ne anlatıyor?
Orwell bu pasajda yoksulluğun insan davranışları üzerindeki özgürleştirici ama aynı zamanda yıpratıcı etkisini gözlemler. Paris'in yoksul mahallelerini, toplumun normal kabul ettiği davranış kalıplarının dışına düşmüş insanların sığındığı bir alan olarak betimler. 'Yalnız, yarı deli yaşam çizgilerine düşmüş' ifadesi, bu insanların artık toplumsal beklentileri umursamadığını ve kendi iç dünyalarına çekildiğini anlatır. Orwell'in buradaki tavrı ne saf bir acıma ne de romantik bir yüceltmedir; daha çok mesafeli, dikkatli bir gözlemcinin bakışıdır.
En çarpıcı benzetme, yoksulluğun insanı normal davranış standartlarından 'kurtarması' ile paranın insanı çalışmaktan 'kurtarması' arasında kurulur. Her iki durumda da birey, toplumun dayattığı zorunlulukların dışında kalır; ama yoksul kişi bu özgürlüğü son derece ağır bir bedelle, maddi yokluk ve marjinalleşmeyle öder. Orwell, hayatlarının 'kelimelerle anlatılamayacak kadar tuhaf' olduğunu söyleyerek hem anlatımın sınırlarına hem de bu insanların deneyimlerinin sıradan dilin ötesindeki niteliğine işaret eder. Pasaj, onun toplum dışına itilmiş bireylere duyduğu ilgiyi ve yoksulluğu birinci elden gözlemleme deneyimini yansıtır.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu paragraf Orwell'in 1933'te yayımlanan ve Paris ile Londra'daki yoksulluk deneyimlerini anlattığı 'Down and Out in Paris and London' adlı ilk kitabının birinci bölümünden alınmıştır. Orwell, kitapta anlattığı deneyimlerin bir kısmını 1929-1930 yıllarında Paris'te parasız kaldığı dönemde, ucuz otellerde kalarak ve bulaşıkçılık gibi işlerde çalışarak yaşamıştır. Eser, onun yoksulları dışarıdan inceleyen bir yazar değil, aralarında yaşamış bir gözlemci olarak yazmasıyla dikkat çeker.
Kaynak
- Eser: Down and Out in Paris and London (1933)
- Künye: Ch. 1
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/George_Orwell
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Bir hava torpidosu karşısında nesnel olamazsınız. Ve bu şeylere duyduğumuz dehşet şu sonuca yol açmıştır: Eğer biri annenin üzerine bomba atarsa, git onun annesinin üzerine iki bomba at. Görünüşteki tek alternatifler, meskenleri toza çevirmek, insan bağırsaklarını dışarı saçmak ve termitle çocuklarda delikler açmak ya da bu şeyleri yapmaya senden daha hazır insanlar tarafından köleleştirilmektir; henüz kimse uygulanabilir bir çıkış yolu önermemiştir.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Bütün inanç söylemlerinde coğrafi bir unsur vardır: Hindistan'da derin hakikatler gibi görünen şeyler İngiltere'de devasa beylik laflar gibi görünmeye meyillidir ve bunun tersi de geçerlidir. Belki de temel fark, tropikal bir güneşin altında bireyselliğin daha az belirgin görünmesi ve onun kaybının daha az önemli olmasıdır.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Bir işçi, Sendikada resmî bir göreve gelir gelmez ya da İşçi siyasetine girer girmez, istese de istemese de orta sınıflaştığı gerçeği beni yine çarpıyor. Yani burjuvaziye karşı savaşarak burjuva oluyor. Gerçek şu ki, gelirine uygun biçimde yaşamaktan ve gelirine uygun ideolojiyi geliştirmekten kaçınamıyorsun.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“İngiltere'de, bir asırlık güçlü yönetim, O. Henry'nin polise karşı duyulan o haşin ve sarp korku dediği şeyi öyle bir noktaya getirdi ki, her türlü kamusal protesto bir ahlaksızlık gibi görünüyor. Ama Fransa'da herkes belli bir miktar toplumsal karışıklığı hatırlayabilir ve barlardaki işçiler bile la revolution'dan söz eder — bununla kastettikleri son devrim değil, bir sonraki devrimdir. Zenginleri, hükümeti, polisi ve büyük gazeteleri bir tür bileşik tanrı yapan o aşırı toplumsallaşmış modern zihin, en azından henüz gelişmemiştir.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Toplum, insanlardan her zaman pratikte elde edeceğinden biraz daha fazlasını talep etmek zorundadır.”
— George Orwell (1903 – 1950)
“Sahip olduğumuz göreli özgürlük kamuoyuna bağlıdır. Yasa bir koruma değildir. Hükümetler yasa yapar, ancak bunların uygulanıp uygulanmayacağı ve polisin nasıl davranacağı ülkedeki genel havaya bağlıdır. Çok sayıda insan ifade özgürlüğüyle ilgileniyorsa, yasa yasaklasa bile ifade özgürlüğü olacaktır; kamuoyu uyuşuksa, onları koruyan yasalar olsa bile rahatsız edici azınlıklar baskı görecektir.”
— George Orwell (1903 – 1950)