Ünlü söz
“Hayat o kadar kısa ki; çekişmeler, özürler, küskünlükler, hesap sormalar için zaman yok. Yalnızca sevmek için zaman var ve tabiri caizse, onun için de bir an var.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
İngilizce aslı
There isn't time--so brief is life--for bickerings, apologies, heartburnings, callings to account. There is only time for loving--and but an instant, so to speak, for that.
Ne anlatıyor?
Twain burada hayatın kısalığını, insan ilişkilerindeki olumsuzluklara ayrılacak zamanın olmamasıyla ilişkilendirir. Çekişme, özür dileme, kırgınlık ve hesap sorma gibi davranışlar, onun gözünde boşa harcanan anlardır. Bunlar ilişkileri onarmaya değil, yıpratmaya yarar.
Sevgiyi ise 'an'a sığan bir deneyim olarak anlatır. 'But an instant' (ancak bir an) ifadesi, sevginin sürekliliğinden ziyade kısa, yoğun ve kaçırılmaması gereken bir deneyim olduğunu vurgular. Twain böylece hayatın aceleciliği karşısında insanın neye öncelik vermesi gerektiğini söylemiş olur.
Sözün duygusal tonuna rağmen Twain'in karakteristik ironisi de sezilir: Sevgiye ayrılan zamanın 'bir an' olduğunu söyleyerek, aslında insan ilişkilerinde ne kadar kısıtlı bir fırsata sahip olduğumuzu şaşırtıcı bir açıklıkla ortaya koyar.
Bugünün okuruna bu söz, öncelikler konusunda bir hatırlatmadır. Gündelik yaşamın küçük çatışmaları ve kırgınlıkları, sevgi için kullanılabilecek zamanı tüketir. Twain okuru, bu sınırlı zamanı bilinçli kullanmaya davet eder.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: Letter to Clara Spaulding (20 August 1886)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Mark_Twain
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Şu anda bu topraklarda sallanan üç ya da dört milyon beşik arasında öyleleri var ki, hangileri olduklarını bilebilseydik, bu ulus onları kutsal şeyler olarak çağlar boyu korurdu.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Eskiden Michelangelo'nun o muazzam dehasına tapardım — şiirde, resimde, heykelde, mimaride büyük olan; el attığı her işte büyük olan o adama. Ama kahvaltıda, öğle yemeğinde, akşam yemeğinde, çayda, yatsıda, öğün aralarında Michelangelo istemiyorum. Arada bir değişiklikten hoşlanırım.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Tom, elinde bir kova badana ve uzun saplı bir fırçayla kaldırımda göründü. Çiti inceledi ve bütün neşesi kayboldu, ruhuna derin bir keder çöktü. Otuz yard uzunluğunda, dokuz ayak yüksekliğinde tahta bir çit. Hayat ona boş, varoluş ise bir yük gibi göründü.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“İnsan eyleminin büyük bir yasasını farkında olmadan keşfetmişti — yani bir insana ya da bir oğlan çocuğuna bir şeyi arzulatmak için yalnızca o şeyi elde edilmesi zor hale getirmenin yeterli olduğunu.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“New England havasının en parlak mücevherlerinden biri, onun göz kamaştıran belirsizliğidir.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Âdem, Havva'nın mezarı başında: O neredeyse, CENNET orasıydı.”
— Mark Twain (1835 – 1910)