Ünlü söz
“Medeniyetin Nimetleri Vakfı, akıllıca ve ihtiyatla yönetildiğinde, harikulade bir şeydir. Onda, oynanan diğer oyunların herhangi birinde olduğundan daha fazla para, daha fazla toprak, daha fazla egemenlik ve başka türlü menfaatler vardır. Fakat Hıristiyan âlemi son yıllarda onu kötü oynuyor ve bence bunun bedelini mutlaka ödeyecektir. Yeşil çuha üzerinde beliren her kazığı kapmak için o kadar hevesliydi ki, Karanlıkta Oturan İnsanlar bunu fark etti — fark etti ve telaş göstermeye başladı. Medeniyetin Nimetlerinden kuşkulanmaya başladılar.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
İngilizce aslı
The Blessings-of-Civilization Trust, wisely and cautiously administered, is a Daisy. There is more money in it, more territory, more sovereignty, and other kinds of emolument, than there is in any other game that is played. But Christendom has been playing it badly of late years, and must certainly suffer by it, in my opinion. She has been so eager to get every stake that appeared on the green cloth, that the People who Sit in Darkness have noticed it -- they have noticed it, and have begun to show alarm. They have become suspicious of the Blessings of Civilization.
Ne anlatıyor?
Bu pasajda Mark Twain, sömürgeci Batı siyasetini kumar metaforu üzerinden acı bir ironiyle eleştirir. 'Medeniyetin Nimetleri Vakfı' olarak adlandırdığı kurumsal söylemi, aslında sömürgeciliği süsleyen bir etikete dönüştüren devlet politikalarını kasteder. Ona göre bu 'oyun' görünürde medeniyet götürme amacı taşır, gerçekte ise para, toprak ve egemenlik kazanma hırsını maskeler.
Twain, 'Karanlıkta Oturan İnsanlar' ifadesiyle sömürülen halkları ima eder. Bu halklar, Batı'nın söylemi ile eylemleri arasındaki çelişkiyi fark etmeye başlamıştır. Yazar, sömürgeciliğin doğal bir sonucu olarak güvensizlik ve tepkinin ortaya çıktığını anlatır. Burada 'yeşil çuha' ile kumar masasına gönderme yapılır; devletler arası rekabet sıradan bir oyuna indirgenerek alay konusu edilir.
Pasajın sonunda Twain, Batı'nın bu tutumunun er ya da geç zarara yol açacağını belirtir. Dilin inceliği ve altındaki öfke, yazarın yalnızca bir mizah ustası değil, aynı zamanda döneminin en güçlü emperyalizm eleştirmenlerinden biri olduğunu gösterir. Bugün de bu söz, büyük güç siyasetinin söylemsel meşrulaştırma araçlarını sorgulamak için güçlü bir çerçeve sunar.
Hangi bağlamda söylendi?
1901'de yayımlanan 'To the Person Sitting in Darkness' (Karanlıkta Oturan Kişiye) adlı yazısından alınmıştır. Twain bu yazıda, başta ABD'nin Filipinler'deki ve Batılı devletlerin Çin'deki politikaları olmak üzere sömürgeci uygulamaları sert bir dille hicvetmiştir.
Kaynak
- Eser: To the Person Sitting in Darkness (1901)
- Künye: To the Person Sitting in Darkness (1901)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Mark_Twain
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Sabun ve eğitim bir katliam kadar ani değildir, ama uzun vadede daha ölümcüldür.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Okur, tut ki bir aptalsın. Ve tut ki Kongre üyesisin. Ama kendimi tekrar ediyorum.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bu delilik savunması epey yaygınlaşmıyor mu? O kadar yaygın değil mi ki, okur mahkemelere gelen her ceza davasında onun sunulacağını güvenle bekliyor? [...] Gerçekten, şimdi istediğimiz şey suça karşı yasalar değil, deliliğe karşı bir yasadır.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Doğruyu söylersen hiçbir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Tek bir kibri vardı; öğüt vermeyi herkesten daha iyi bildiğini düşünürdü.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Zarar verici bir yalan takdire değer olmayan bir şeydir; ve aynı şekilde, aynı ölçüde, zarar verici bir hakikat de öyledir—ki bu, iftira hukuku tarafından kabul edilen bir olgudur.”
— Mark Twain (1835 – 1910)