Ünlü söz
“Doğa, bildiğimiz şeydir. Dinlerin tanrılarını bilmeyiz. Ve doğa nazik, merhametli ya da sevgi dolu değildir. Eğer Tanrı beni yarattıysa — sözünü ettiğim üç niteliğe sahip o efsanevi Tanrı: merhamet, şefkat, sevgi — yakalayıp yediğim balığı da O yarattı. Peki o balık için merhameti, şefkati ve sevgisi nerede devreye giriyor? Hayır; bizi doğa yarattı — her şeyi doğa yaptı — dinlerin tanrıları değil.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
İngilizce aslı
Nature is what we know. We do not know the gods of religions. And nature is not kind, or merciful, or loving. If God made me — the fabled God of the three qualities of which I spoke: mercy, kindness, love — He also made the fish I catch and eat. And where do His mercy, kindness, and love for that fish come in? No; nature made us — nature did it all — not the gods of the religions
Ne anlatıyor?
Edison bu sözünde doğayı, dinlerin tanrı tasavvurundan ayırarak kendi dünya görüşünü net bir dille ortaya koyuyor. Ona göre insanın gerçekten bilgi sahibi olduğu alan doğadır; oysa dinlerin tanrıları hakkında aynı kesinlikte bilgiye ulaşılamaz. Doğanın merhamet, şefkat ve sevgi gibi insani ahlaki niteliklerle donatılmış olmadığını savunur. Yırtıcı-av ilişkisi, doğada şefkat fikrinin her canlı için eşit işlemediğini gösteren bir örnektir.
Mucit, merhametli bir Tanrı'nın hem insanı hem de yediği balığı yaratmasını bir çelişki olarak sunar. Eğer Tanrı tüm canlılara eşit şefkat besliyorsa, bir canlının diğerini yemesi onun sevgiyle çelişir. Bu akıl yürütme, insan ahlakının doğa yasalarına atfedilemeyeceğini ve dinî açıklamaların yerine doğal süreçlerin geçirilmesi gerektiğini ima eder. Edison için doğa, ahlaki değerler taşımayan ama anlaşılabilir bir işleyişe sahip olan gerçekliktir.
Söz, bilimsel düşüncenin dinî dogmalardan bağımsız bir açıklama arayışını yansıtır. Bugün de felsefi tartışmalarda doğanın ahlaki tarafsızlığı, din ve bilim ilişkisi çerçevesinde güncelliğini koruyan bir konudur. Edison'un yaklaşımı, kişisel bir inanç eleştirisi olmanın ötesinde, bilgiyi gözlem ve deneyle sınırlama çabasının bir ifadesidir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: 1910s
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Thomas_Edison
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Zihnim ruh diye bir şeyi kavrayabilecek durumda değil. Belki yanılıyor olabilirim ve insanın bir ruhu olabilir; ama ben buna inanmıyorum. Ruhun ne olabileceği anlayışımın ötesinde.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Cennet ve cehennem, bireylerin ölümden sonra var olması ya da kişisel bir Tanrı hakkındaki dinî fikirlere dair en ufak bir bilimsel kanıt görmedim.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Günün dinine gelince, o lanet olası bir sahtekârlıktır… Din tamamen zırvalıktır.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Rousseau'yu kavrayamayan, Montesquieu karşısında şaşkına dönen birçok insan Paine'i açık bir kitap gibi anlayabilirdi. O öyle bir açıklık, öyle bir taslak keskinliği ve ifade isabetiyle yazdı ki, bir okul çocuğu bile kavrayabilmeli. Paine'de sahte hiçbir şey yoktur, incelikli denebilecek pek az şey vardır ve olumsuzlamanın şaşırtıcı bir yokluğu göze çarpar. O, resmen okuyucusundan bir saatlik bir kavrayış dilendi ve sonra o saati Amerikan yazınında başka hiçbir yerde aşılmamış — nadiren herhangi bir yazım ekolünde aşılmış — ölçüde isabetli bir akıl yürütmeyle doldurdu.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Evreni kuşatan bir Yüce Zekâ'nın var olduğuna inanıyorum.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Teologların Tanrısına inanmam; ama yüce bir zekânın var olduğundan kuşku duymam.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)