Ünlü söz
“Büyük önem taşıyan bir nokta, öncelikle şunun bilinmesi olurdu: Yeryüzünün kapasitesi nedir? Ve elektriklenmişse, hangi yükü içerir? Başka zıt elektrikli cisimler yakında olmadan uzayda var olan elektrikli bir cismin kesin kanıtına sahip olmasak da, dünyanın böyle bir cisim olduğuna dair makul bir olasılık vardır; çünkü diğer cisimlerden hangi süreçle ayrılmış olursa olsun —ve bu, onun kökeni hakkında kabul gören görüştür— tüm mekanik ayrılma süreçlerinde olduğu gibi bir yükü muhafaza etmiş olmalıdır.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)
İngilizce aslı
A point of great importance would be first to know: what is the capacity of the earth? And what charge does it contain if electrified? Though we have no positive evidence of a charged body existing in space without other oppositely electrified bodies being near, there is a fair probability that the earth is such a body, for by whatever process it was separated from other bodies — and this is the accepted view of its origin — it must have retained a charge, as occurs in all processes of mechanical separation.
Ne anlatıyor?
Tesla bu sözünde dünyanın elektriksel durumunu merak eder ve onu devasa, elektrik yüklü bir cisim olarak düşünür. Ona göre dünya, oluşum sürecinde diğer gökcisimlerinden mekanik olarak ayrılırken bir elektrik yükü edinmiş olmalıdır; tıpkı ovuşturma ya da mekanik ayrılma yoluyla bir cismin elektriklenmesi gibi. Bu yaklaşım, dünyayı yalnızca kütle çekimsel bir cisim olarak görmeyip elektriksel özellikleriyle de ele alan bir bakışı yansıtır.
Bu düşünce, Tesla'nın yeryüzünü bir iletken ya da yüklü bir küre olarak kullanma fikrinin temelini oluşturur. Dünyanın kapasitesini ve yükünü bilmenin, kablosuz enerji ve iletişim deneylerinde çok önemli olacağını ima eder. Bilimsel bir spekülasyon gibi görünse de, onun kablosuz iletim sistemlerini küresel ölçekte tasarlama çabasının mantıksal bir adımıdır.
Bugünün okuruna bu söz, erken dönem elektrik biliminin sınırlarını ve o dönemin büyük sorularını hatırlatır. Aynı zamanda Tesla'nın doğayı bütüncül biçimde, mekanik ve elektriksel süreçlerin iç içe geçtiği bir sistem olarak gördüğünü gösterir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Nikola_Tesla
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Alternatif akımlar, özellikle yüksek frekanslı olanlar, hafif seyreltilmiş gazlardan bile şaşırtıcı bir serbestlikle geçerler. Havanın üst katmanları seyreltilmiştir. Uzaya birkaç mil boyunca ulaşmak, yalnızca mekanik nitelikteki güçlüklerin aşılmasını gerektirir.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)
“Kozmik ışınları dizginledim ve bir hareket cihazını çalıştırmalarını sağladım.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)
“Zihin, inzivada ve kesintisiz yalnızlıkta daha keskin ve daha dinçtir. Düşünmek için büyük bir laboratuvara gerek yoktur. Özgünlük, yaratıcı zihni felce uğratmak için üzerimize saldıran dış etkilerden uzak bir inzivada boy verir. Yalnız kalın, icadın sırrı budur; yalnız kalın, fikirler işte o zaman doğar.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)
“Bilim insanı, hemen elde edilecek bir sonucu amaçlamaz. İleri düzeydeki fikirlerinin kolayca benimseneceğini de beklemez. Onun işi, ekicinin işi gibidir; gelecek içindir. Görevi, kendisinden sonra gelecek olanlar için temel atmak ve yolu göstermektir. Yaşar, çalışır ve umut eder.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)
“Maddi cevheri yaratmak ve yok etmek, onu kendi arzusuna göre biçimlerde bir araya getirmek, İnsan zihninin gücünün en yüce tezahürü, fiziksel dünya üzerindeki en eksiksiz zaferi, en büyük başarısı olurdu; bu onu Yaratıcısının yanına yerleştirir, Nihai Kaderini gerçekleştirmesini sağlardı.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)
“Bugünün bilim insanları deneylerin yerine matematiği koydular ve denklemden denkleme savrulup sonunda gerçeklikle hiçbir ilişkisi olmayan bir yapı inşa ediyorlar.”
— Nikola Tesla (1856 – 1943)