Şiir
Hafriyât-ı Mâzîye
Hafriyât-ı Mâzîye
Bir gün evrâk-ı perîşânıma göz gezdirmek
İstedim; çekmeceyi açtım elim titreyerek
Bir kâğıt destesi geçti elime en evvel
Desteyi açtım; içinde var idi elli gazel!
Okudum. Elli gazelde yok idi (söz) dinecek
Bir şey. Attım yeni bir deste-i evrâkıma el;
Bu da müsveddesi bir eski romanın: (Kelebek)
İsmi hoş, kendisi manasız idi!.. Birde güzel
Kurumuş gonca ilişti gözüme; ben, heyhât!
Yadigâr almış idim on sene evvel ondan
Bu güzel goncayı!.. Sonra bularak bir mir'ât
Ona baktım!.. Ne demek? On sene evvelki yüzüm
Gülüyordu bana!.. Âyineyi kırdımda gözüm
Gördi bir nâmeki yazmıştım o demde ona ben
Cenab Şahabeddin
!
Metindeki kelimelerin anlamları
- gazel
- Divan edebiyatında 5-10 beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi.
- evrak
- Resmî kurumlarda işlem gören belgeler.
- sene
- dünya’nın Güneş etrafında bir tam dönüş süresi, yıl
- deste
- Elde tutulabilecek şekilde bir araya getirilmiş şeylerden meydana gelen bağ; demet, bağ, bağlam.
- ben
- (kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
- hafriyat
- kazı işlerinin tümü
- heyhat
- ne yazık ki
- kendisi
- (dönüşlü dönüşlü): Kişinin orada hazır olmayan biri hakkında konuşurken kullanabildiği bir söz.
- yadigar
- yadigâr
- gezdirmek
- Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak
- içinde
- süresince, zarfında
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)