İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Teâdül

Cenab Şahabeddin

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Teâdül Bana her hafta sermuharririmiz Derdi bir va'z-ı serhasâne ile! -Haftaya bir hikâye yazmalısın! Ben de her hafta bir bahane ile Yazmayıp i'tizâr ederdim; Siz Haftaya bir hikâye yazmalısın, Dedinizdi fakat bilir misiniz? Yine ma'nilerim zuhûr etti, Kardeşim geldi, validem gitti.... Ne zarar var, bu hafta mecmûa Varsın artık hikâyesiz kalsın!.. Sermuharrir bu nutkı dinlerdi, En nihâyet gülümseyip derdi: -Ne denir böyle özr-i meşrûa? Böyle her hafta m'ani'im çıktı Sermuharrir hikâyeden bıktı, Bana bir gün dedi: Efendim siz Başka mecmûaya devam ediniz!... Ey hâyalimde bir zılâli kalan Sanırım hatırındadır el'ân: O zaman bir risâle-i edebin, O müzeyyen «şelâle-i edeb»in Belli başlı muharririydim ben; Düşünüp bir hevesle gündüzden Her gece bir hikâye başlardım. Bana aşkın ederdi hep yardım, Bana aşkın ederdi hep telkîn Her gece bir hikâye-i nûşîn. Senin enfâs-ı germ ü tâbınla Pür şemîm-i şebâb olan odada, Senin envâr-ı âfitâbınla Bir zühûr-ı seher bulan odada, -O piristû-yı mes'adet, o peri Kaçacak zanneder de pencereden- İndirip ince, mâî perdeleri O büyük lambayı yakardım ben; O kebûdî siperli fânûsun O mülâyim ziyâsı altında, -Sanki bir mâhitâb-ı mahsûsün Sâye-i dilrübâsı altında- Oturub bâkemâl-i şevk u heves.. Kalem elde, başım açık, dalgın Düşünürken sımâhıma bir ses.. Hisli bir sîneden çıkan baygın, Tatlı bir ses eder idi îsâl Meselâ şöyle bir leziz hayal: [Ezhâr-ı rebîîyeden ezher, Mürgân-ı tabîat gibi cevvâl] En neş'eli sözler leb-i sürhunda gülümser; Enzârı birer işve-i seyyâl, Her tavrı mübâhât ile mâlî: Hâlinde nümâyân «beni sev!» der gibi bir hâl; Şâyân-ı pereştiştir o hâli; Gel gör ki daha kalbi küçüktür, Ancak sıgıyor kendisinin hubb u hayâli...] Ben bu hulyâ-yı şi're dalmışken Gizlice, pây-ı nâzının ucuna Basarak, yaklaşır, okurdun sen Yazdıgım fırka-i muhayyeleden Bir iki parça... Sonra mesrûren Nâgehân bir sürekli handeyle Beni îkâz ederdin... Âh o zaman Yazdıgım fıkra-i latife bile, Zannederdim kalır sana hayran; Berf-i hoş-bû-yı sînen üstünde Zülf-i gülnükhet-i perîşanın.. Bir demet hüsn-i harikulâde Gibi endâm-ı cism-i nâzânın... O tûfûlâne handeler, o nazar, O güzel ihtirâz-ı şûhâne.. Sonra bîtâb u heves, mestâne Yıgılıp sîneme sayıklamalar: -Ne olurmuş yarın gice yazsan?...- Yazdıgım fıkra-i bîhîn o zaman Oracıkta kalırdı pür noksan Fakat ey mest-i handekâr-ı hayat Kalmasaydı o fıkralar eksik Bu hikâye tamam olurmuydı? Bu samimî terâne-i hevesât Kaleme böyle ram olurmuydı? Cenab Şahabeddin

Metindeki kelimelerin anlamları

devam
sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme
şelale
büyük çağlayan
endam
beden, boy bos, vücut
bahane
bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep
fıkra
Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik.
nagehan
Ansızın
işve
kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda
ihtiraz
Çekinme, sakınma
sermuharrir
Başyazar
terane
Bütün dizeleri uyaklı olan rubailere musarra rubai veya terane denir. Kafiye örgüsü: aaaa
seyyal
akışkan
hâl
bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı vasıfların hepsi
hafta
Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem.
saye
Gölge
risale
kitapçık.
fırka
insan topluluğu
şevk
İstek, heves,arzu

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)