Şiir
Leyâl-i Zâhire
Leyâl-i Zâhire
-Hüseyin Suad Bege-
O dem ki leyle-i pâkize bürka'-i mehtâb
Olur küşâde beyâz-ı seherle her yerde,
O dem ki aks-i ziyâ nakşeder denizlerde
Büyük bir âyine-i rûşenâ-yı sîm ü serâb,
O dem ki sâhil-i cûy-ı reşâşe güsterde
Yumar dü çeşmini mestâne bülbül-i bîtâb
O dem ki 'âlemi bâzû-yı nerm-i râhat ü hâb
Eder şükûfeli rü'yâlarıyla perverde...
O dem zemîne inip bir ziyâ-yı billûrî
Temâs-ı leyyin-i gaşyâveriyle etrafı
Eder garîk-i buhayrât-ı pâk-i mahmûru!
Sanır, bu levha-i berrâkı eyleyen rü'yet,
Leyâl-i zâhirenin de dest-i sâf ü şeffâfı
Yakar semâda bir âvize-i kamer-hey'et!
Cenab Şahabeddin
Metindeki kelimelerin anlamları
- temas
- değme, dokunma, dokunuş, değinti
- zâhire
- gözü dışarı fırlamış kişi.
- levha
- Bir yere asılmak için yazılmış yazı.
- sahil
- Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı.
- hab
- Uyku.
- dem
- nefes, soluk
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- zahire
- Gereğinde kullanılmak için saklanan tahıl
- mestane
- Sarhoş gibi, kendinden geçmişçesine
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)