Şiir
Saadet
Saadet
Kardeşim Ali Nusrete
Kavâfil-i beşeriyyet, şikestesâk-ı tüvân,
Yürür sükût ile feyfâ-yı zindegânîde;
Çölün hayâtı gibi hep kurur, kalır sûzan
Hayat-ı kafile bir ahker-i nihânîde
Bütün bu kafilenin dest-i ıztırâbında
Siyâhdâne-i eyyâmı sübha-i 'ömrün;
Bütün bu kafilenin rûh-ı pür azabında
Harîk-i hâili bir teşnegî-i hâr ü mürrün...
Geçer bu kafileler hep elemle peyderpey;
Geçen bu kafilelerden vücûd alır gûyâ
Bütün şu 'arz-ı tebi bîhuzur eden bir şey,
Çölün hayat-ı remâdiyesinde bir rü'yâ.
O daima yanan, âsûde, bîzebân çölde
Bu ihtizâr ile şedd-i merâhil eyler iken
Uyûn-ı kafile keşf etti bir uzak gölde
Bir arz-ı hüsn ü safâ, bir mazalle-i rûşen!
Bir âşiyân-ı müzehher ki pür tuyûr u zılâl,
Büyük bir arz-ı bahârî ki halkı hep sermest;
Muhât-ı zemzeme bir çeşmesâr-ı sâfzülâl
Ki hep kadınları raksân-ı neşve, destbedest.
Bu dürre-i iremârâsı arz-ı sâfilenin,
Bu hoş cezîre-i şâdâb edince arz-ı likâ
Uyûn-ı hasreti merkûz kaldı kafilenin
O sâhil-i tarab u şevka, pür sürûr u ziyâ,
O ihtirâk-ı ataştan yanan dudaklarda
Tezehhür etti soluk bir tebessüm-i hayran;
Tef ü ta'abla çöken, çatlayan yanaklarda
Belirdi titreyerek bir tarâvet-i heyecan...
Cilâ-yı hûn-ı tahassürle mümtelî gözler,
Teb-i ümîd ile diller müsahhar ü mahmûm,
Bürehnesîne, küşâdedehân, perişanser,
Bu halk-ı kafile birden so 'arza etti hücum;
Bacaklarındaki son iktidârı sarfederek
Bütün bu teşneler arz-ı latîfe saldırdı;
Cedîr-i hürmet olan her vücûdu inciterek
Nahîf olanları ezdi, düşürdü, kaldırdı....
Yoruldu hepsi bu müt'ib, uzun mücadeleden;
Bu anda arsa-i reyyânda her şey oldu harâb..
Bu anda çıktı bütün sadr-ı zâr-ı kafileden
Revânhırâş u cigerder, derin bir: «âh, serâb!..»
Yürür o kafile hâlâ, şikestesâk-ı tüvân,
Yürür sakût ile feyfâ-yı zindegânîde;
Durur fütûr u tevekkülle mürtekiz el'ân
Nigâh-ı kafile bir lücce-i nihânîde...
Cenab Şahabeddin
Metindeki kelimelerin anlamları
- sükût
- sessizlik
- kafile
- Birlikte hareket eden topluluk.
- heyecan
- Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu; teheyyüç
- hala
- babanın kız kardeşi, bibi, eme
- halk
- Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu; cumhur, folk.
- zar
- ince perde veya örtü
- hücum
- saldırı
- daima
- her vakit, sürekli olarak, daim
- tef
- zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı, def
- hâlâ
- şimdiye kadar, o zamana kadar, hâlen, henüz
- taravet
- Tazelik, körpelik
- tebessüm
- gülümseme, fizyolojide özellikle ağzın iki kenarındaki ve gözlerin çevresindeki kasların hareketiyle oluşan bir yüz ifadesi
- sahil
- Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı.
- aşiyan
- kuş yuvası.
- hep
- hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
- her
- önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
- peyderpey
- Yavaş yavaş, azar azar, günden güne, kısım kısım, peyâpey
- hürmet
- Kıymeti, kutsallığı, üstünlüğü, yararlılığı, yaşlılığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya sebep olan sevgi duygusu
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)