İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Sürûd-ı Sehhâr

Cenab Şahabeddin

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Sürûd-ı Sehhâr Güneş.. o tıfl-ı ziyâçehre dogmamıştı henüz; Olurdu saf bulutlar rîşetırâz; Kemâl-i nâz ü tereddütle, bîmecâlâne Olurdu nûr-ı seher arza incilâperdâz; Küşâde çeşm-i terakkubdu nâşikibâne Tulû'ı şems-i münîre bütün nişîb ü firâz. Güzel kadın nefesinden latîf bir nefha Ederdi tâze gusûnu rehîn-i lerze-i nâz, Birer şükûfe-i nâlân misâli dilberdi Gusûn-ı sebz arasında tuyûr-ı zemzemesâz; Uzakta bir derecikten gelirdi mevzûnen Sımâh-ı dikkate bir ihtizâz-ı nâz ü niyâz; Güzel dehenleri taklîd eden güzel güller Hevâya serper idi bir şemîm-i rûhnevâz. Bütün melâhatini gösterirdi sanki bahar, Bahâr... O fasl-ı melâhat, o fasl-ı pür'-i câz. Bu demde külbeciginden o köylü kız çıktı: Güneşte yanmış olan pây-ı esmeri çıplak, Güzergehindeki yerlerse kumlu taşlıktı; Bir el belinde dayanmış, bir elde kûze-i âb; Omuzlarında bir eski paçavradan esvâb Yanaklarında fakat parlıyordu nûr-ı şafak, Uzun saçında fakat vardı bir hayâl-i ziyâ Ki eyliyordu serâpâ o cisme bahş-ı bahâ; Zirâ paçavranın üstünde de güzel görünür! Sabahleyin uyanınca gidip su doldurmak; Onun vazifecigi şimdilik budur ancak! Elinde destigiyle gider gelir dereye; Eliyle bir dere, bir külbe gösterir şâyed Sorarsa kendisine bir geçen: - Kızım nereye? O çapraşık yolunu pek güzel bilir derenin; Elinde desticigiyle gider gelir oraya Ederdi vaktini bir tâze kuş gibi imrâr. Güzeldi, rûhunu lerzân ederdi her görenin; Rakîbesi bile eylerdi şüphesiz ikrâr Ki mâî gözleri bir lücce-i mücellâya Düşen semâ-yı münevver misâli ma'nidâr İdi. Bu gün dahi çıktı o râh-ı tenhâya, o kumlu taşlık olan yolda etti geşt ü güzâr: Yolun solunda bir orman durur mehâbetle; Yolun sagında kemâl-i sükûn u dehşetle Siyâh servler altında türbeler görünür! Fakat bu manzaralar eylemez onu tedhîş; Memâtı, genç olan insan eder mi hiç derpîş, Seher zamanı zalâm-ı leyâli kim düşünür?... Lebinde hande vü nagme, devam eder yoluna; Zaman zaman kelebekler gelir konar yoluna; Zaman zaman o mehîb ormanın derûnundan Sehâb-ı zemzemekâr tuyûr olur perrân... Göründi işte yeşil sâhili güzel derenin: Uzun bir âyînesi suretinde meşcerenin Agaçların arasından güzâr edip gidiyor; Bütün civârına bir tazelik nisâr ediyor. Ne tatlı zemzeme: ancak bu savtı hâsıl eder Tesâdüm eylese billûr içinde dürr ü güher! Suyı görünce kızın gözlerinde oldu 'ıyân Bir eski dostunu görmüş gibi ziyâ-yı sürûr; Agaçların arasından yavaşça etti mürûr; Gelince sahile, oldu civârına nigerân: Yeşildi daglar, etekler yeşildi, mâî semâ Olurdu bunların üstünde tül gibi mer'î; O dilrübâ derenin rengi gök gibi mâî İdi, bu âlemi yelpazelerde bâl-i sabâ!.. Şu mâî tüll yeşil 'âlemin içinde onu Kolaydı benzetivermek beyaz bir çicege; Bir iş mi benzetivermek o rütbe sâf olanı Yabâni bir çicege, bir perîye, bir melege? Şu sâf lücce kenarında kaldı, kız hayran Yavaşça başladı ruhunda gizli bir heyecân... Bu anda meşcereden bir terâne-i mahzûn Dagıldı titreyek: bir kaval sesiydi bu ses! Bu ses gelince kızın gûşuna, lebinde nefes Kesildi, destini vaz' etti kalbine; zirâ Kaval çalan çobana oldu görmeden meftûn! Ona muhabbeti etti bu nagmeler ilhâm; Göründü rûhuna gûyâ sabah içinde sabah, Sabâh-ı sâf-ı rebîîde subh-ı sâf-ı garâm! Cenab Şahabeddin

Metindeki kelimelerin anlamları

zira
çünkü
devam
sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme
firaz
(Denizli ağzı) horoz
ikrar
saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme
heyecan
Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu; teheyyüç
rütbe
Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu, astlık üstlük ilişkilerini düzenleyen basamak; paye
ihtizaz
titreşme, titreşim
terane
Bütün dizeleri uyaklı olan rubailere musarra rubai veya terane denir. Kafiye örgüsü: aaaa
sabah
Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman dilimi.
lerze
Titreme, titreyiş
nefha
güzel koku
fakat
ama, ancak, lâkin
saba
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
düşünür
genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir
eliyle
aracılığıyla, marifetiyle, tarafından
kelebekler
Pul kanatlılar
şimdilik
Şimdiki durumda veya zamanda, şimdiki zaman için, şu duruma göre

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)