İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Temâşâ-yı Hazan

Cenab Şahabeddin

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Temâşâ-yı Hazan Gel bugün de, sükût ile, güzelim İhtizâr-ı hazânı seyr idelim: Ey benim, ey hazânlikâ güzelim, Bir dimagî vedâd ü re'fetle Kalalım serbeser tabî'atle: Elem-i arza iştirâk edelim, Mevsimin kainât-ı ye'sinde Olalım bizde bir gam-ı zinde... Su soluk mevsim-i küdûretden Dağılır bir vedâ'-i bîkelimât Pek hayâlî, rakîk bir «heyhât!». Za'f ile diz çöken tabi'atden Yükselir bir feci' va'z-ı du'a, Gizli bir şehka, bir sükût-ı recâ. Böyle leb beste terk-i 'ömr itmek, Nazarî bir lisan ile ancak Ebedi iftirâkî anlamak. Bir tahassürle dembedem dönerek Eylemek cebhe-i hayâta nazar: Bu 'azîmetde bir fecâ'at var!.. Sevgilim, dinle işte bâd-ı hazân Müteverrim misâli öksürüyor, Hemde bir öksürükki çok sürüyor; Bir bahar-ı terennümün her ân Çâk olur sanki sadr-ı hâtırası Bu sualin kesilmiyor arası; Kainat oldı sanki sertâser Bir büyük hastahâne-i etfâl; Öyle bir yerki pür hurûş-ı su'al, Bâd-ı pür va'd-i nevbahâr ider Bir enîn-i elîm ile tekzîb Öksüren, inleyen, şu bâd-ı ratîb. Sar'a-i ihtizâr içinde gusûn Çırpınır, çarpınır, kırar, kırılır! Bâd-ı nalâna haykırır, darılır.. Ah, o dallardaki fütûr-ı derûn, Onların tavr-ı serzenişkârı, Onların mâderâne ekdârı!.. O nihâlânda sallanan yuvalar, O perâkende, nâzenîn, muğber Uçuşan, savrulan, düşen tüyler Ah o son tüyki, muhteriz, kovalar Câbecâ rûh-ı âşiyânesini, Yuvanın yâd-ı pür terânesini... Kim bilir hangi ta'ir-i şûhun Yadigâr-ı hayât-ı kalbîsi Doldururdı bu lâne-i hevesi? Kim bilir hangi pür tarab rûhun Yıkılan âşiyânda mahfîdi Râz-ı aşkîsi, râz-ı ümîdi? Yıkılan lânelerle birlikde Dökülür âb ü hâke yapraklar; Na'ş-ı evrâk ile dolar laklar.   Rûhu bâzû-yı bâd-ı hâlikde, 'Ömr-i nâçîzi gamzedâ-yı ziyâ', Dökülür berg-i mürde, lâl-i vedâ'... O sararmış giyâh, o yapraklar Bûse-i elvedâ'a nâ-kâdir Hasta. Fırkat-resîde leblerdir. Dökülürken hep, âh o yapraklar Gamlı hemşîreler gibi araşır, Öyle hemşîreler ki gam yaraşır. Bu düşenler birer nahîf eldir, Öyle eller ki tâlib-i rikkat, Taleb-i rahm için eder hareket; Öyle eller ki tavrı mühmeldir, Gösterir âsümânı, hâke düşer; Emel-i 'arş ile helâke düşer. Her taraf sisli, her taraf birden Sanki derbeste-i nikâb-ı buhâr, O nikâb arkasında giryenisâr... Âsümân-ı bir sahîfe-i âhen; Sisler üstünde âftâb-ı hazîn Bir büyük dâne dürre-i hûnîn.. Bir nikâb-ı esef cebîninde Her bulut bir hayal-i gamdîde Ki leb-i tesliyetle rencîde... Dagların sîne-i hazininde, Nevbaharın hayât-ı dilrîşi Düşünür zahm-ı 'arzı tefrîşi... Bir küçük katre şebnmem-i mâtem Mevsimin her yerinde lerzândır Her taraf gizli yaşla giryândır... Her hıyâbânda serbedest-i elem, Gizlice mâder-i sükût inler; Eder ervâh-ı ra'şedâr-ı keder.   Senenin cismi muhtazır gibiir Şu mesâfât-ı bînihâyette Bister-i vâsi'i- tabîatte... Bu dıram şimdi muntazır gibidir Perde-i berfin arza inmesine, Kışın âsayiş-i mukaddesine... Yeter artık nezâremiz güzelim, O senin mevti görmemiş dîden Korkarım incinir bu rü'yetten; Gel, bahâr-ı hayali seyredelim... Cenab Şahabeddin

Metindeki kelimelerin anlamları

sükût
sessizlik
perde
görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü
rikkat
incelik, naziklik.
iştirak
ortak olma, ortaklık, paydaşlık
evrak
Resmî kurumlarda işlem gören belgeler.
temaşa
Hoşlanarak bakma, seyretme
berfin
kardelen çiçeği (Nergisgillerden, baharda çok erken çiçek açan soğanlı bir bitki)
veda
ayrılırken birbirine esenlik dileme
nevbahar
İlkbahar.
dembedem
ara sıra
esef
Üzüntü, kaygı, tasa
dane
zeytinin ve üzümün yenen her bir parçası
elem
acı, dert
bad
rüzgâr, yel
katre
damla
hareket
bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon
hep
hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
gam
tasa, kaygı, üzüntü

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)