Ünlü söz
“Oradaki her şeyin üzerinde bir hapishane lekesi vardı. Hapsedilmiş hava, hapsedilmiş ışık, hapsedilmiş rutubet, hapsedilmiş insanlar; hepsi kapatılmışlığın etkisiyle bozulmuştu. Tutsak insanlar nasıl solgun ve bitkinse, demir de öyle paslı, taş öyle yosunlu, ahşap öyle çürümüş, hava öyle bayat, ışık öyle sönüktü. Bir kuyu gibi, bir mahzen gibi, bir mezar gibi, hapishanenin dışarıdaki aydınlıktan haberi yoktu; ve Hint Okyanusu'nun baharat adalarından birinde bile kirli atmosferini olduğu gibi korurdu.”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
İngilizce aslı
A prison taint was on everything there. The imprisoned air, the imprisoned light, the imprisoned damps, the imprisoned men, were all deteriorated by confinement. As the captive men were faded and haggard, so the iron was rusty, the stone was slimy, the wood was rotten, the air was faint, the light was dim. Like a well, like a vault, like a tomb, the prison had no knowledge of the brightness outside; and would have kept its polluted atmosphere intact, in one of the spice islands of the Indian Ocean.
Ne anlatıyor?
Dickens bu pasajda hapishaneyi yalnızca bir bina olarak değil, içindeki her şeyi çürüten canlı bir organizma gibi tasvir eder. Hava, ışık, rutubet ve insanlar aynı kaderi paylaşır: kapatılmışlık onları bozar, soldurur, yıpratır. Tutsakların yüzlerindeki bitkinlikle demirin pası, taşın yosunu arasında kurulan paralellik, hapishanenin insan eliyle yaratılmış ama insanı aşan bir çürüme düzeni olduğunu gösterir.
"Kuyu, mahzen, mezar" sıralaması, dış dünyayla bağı koparılmış bir mekânın giderek derinleşen karanlığını ve ölüm çağrışımını vurgular. Hapishanenin dışarıdaki aydınlıktan habersiz oluşu, ceza sisteminin toplumdan yalıtılmışlığını ve kendi içine kapanmışlığını simgeler.
Son cümledeki "baharat adaları" ifadesi ironiktir: Dünyanın en güzel, en canlı, en verimli yerlerinden birinde bile hapishane kendi kirli havasını koruyacak, çevresiyle hiçbir alışverişe girmeyecektir. Bu, kurumların kendi iç mantıklarıyla çevrelerinden bağımsızlaşmasına, iyileştirici hiçbir etkiye açık olmamasına yönelik bir eleştiridir. Dickens, bireysel suçtan çok, insanı ve mekânı birlikte çürüten kurumsal yapıya dikkat çeker.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: Little Dorrit (1855)
- Künye: Bk. I, Ch. 1
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Charles_Dickens
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Bay Augustus Minns bekârdı; kendi deyişiyle kırk yaşlarındaydı, arkadaşlarının deyişiyle kırk sekiz yaşlarındaydı. Her zaman son derece temiz, titiz ve derli topluydu; belki biraz kendini beğenmişti ve dünyadaki en içine kapanık adamdı.”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“Ah, bırakalım mesleklerimizi sevelim, Beyefendiyi ve akrabalarını takdis edelim, Günlük tayınımızla yaşayalım, Ve her zaman haddimizi bilelim.”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“Yaratılmış nesneler arasında en derin ve en katıksız dehşetle baktığı iki sınıf vardı: köpekler ve çocuklar. Sevgisiz biri değildi, ama her an bir köpeğin idamını ya da bir bebeğin öldürülmesini en canlı memnuniyetle seyredebilirdi. Onların alışkanlıkları, düzen sevgisiyle çelişiyordu; düzen sevgisi ise yaşam sevgisi kadar güçlüydü.”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“Aydınlık eski gün yeniden doğuyor; çığlık yankılanıyor ülkede, İngiltere'de pahalı ekmek olacak—İrlanda'da kılıç ve kızgın demir; Ve yoksulluk ve cehalet zengini ve soyluyu büyütecek, Öyleyse toplanın yöneticilerin etrafına, o nazik demir elleriyle, O güzelim eski İngiliz Muhafazakâr günlerinin; Selam olsun gelecek zamana!”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“Bu Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kadar yoğunlaşmış sıkıcı insan topluluğunun bütün yeryüzünde var olduğuna inanmadığımı söylerken tamamen ciddiyim. Buraya gelmeden hiç kimse bu kelimenin gerçek anlamı hakkında yeterli bir fikir edinemez.”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“Birkaç bin insanın, avucunun içinde, hep birlikte kaskatı ve donmuş hâlde durması güzel bir şeydi.”
— Charles Dickens (1812 – 1870)