Ünlü söz
“Katoliklerin de başkaları kadar iyi tebaa olabilecekleri varsayılabiliyorsa, onlara da eşit biçimde hoşgörü gösterilebilir... Eğer hükümdar tüm tebaayı eşit biçimde destekler ve görevlendirirse, Katoliklerin de eşit bir hakkı olur.”
— John Locke (1632 – 1704)
İngilizce aslı
If Papists can be supposed to be as good subjects as others, they may be equally tolerated... If all subjects should be equally countenanced, & imployd by the Prince. the Papist[s] have an equall title.
Ne anlatıyor?
Locke bu sözünde hoşgörünün koşullarını tartışır. Meseleyi yalnızca inanç farklılığı üzerinden değil, siyasi bağlılık üzerinden ele alır: Eğer bir din mensubunun devlete sadık birer tebaa olabileceği kabul ediliyorsa, o gruba hoşgörü göstermek de mümkün hale gelir. Yani hoşgörüyü belirleyen ölçüt, inancın kendisi değil, o inançtan olanların kamu düzenine ve yurttaşlık görevlerine yaklaşımıdır.
Locke, hoşgörü konusunda dönemin İngiltere'sindeki sınırları yansıtan bir düşünürdür. Onun ünlü A Letter Concerning Toleration adlı eserinde savunduğu görüş, kilise ile devletin ayrılması ve farklı dinî görüşlere karşı zorlayıcı güç kullanılmamasıdır. Ancak bu sözde olduğu gibi, bazı yazılarında siyasi güvenlik kaygılarıyla hoşgörünün sınırlandığına dair bir dil görülür. Locke, mezhebin değil, kamusal bağlılığın ölçüt olması gerektiğini vurgular.
Söz, günümüzde dinî azınlıkların toplumsal ve siyasi hayata katılımı tartışmalarında hatırlanabilir. Bir inanç grubuna tanınan haklar ile devletin güvenlik ya da düzen kaygıları arasındaki gerilim, Locke döneminde olduğu gibi bugün de güncelliğini korur. Onun yaklaşımı, hoşgörüyü soyut bir iyilik olarak değil, siyasi şartları ve yurttaşlık sorumluluklarını dikkate alan pratik bir mesele olarak ele alır.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/John_Locke
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Aklı terk etmiş bir suçlu, bir kimseye karşı işlediği haksız şiddet ve katl ile bütün insanlığa savaş açmıştır; bu yüzden, insanların kendisiyle ne toplum ne de güvenlik içinde yaşayabileceği vahşi yırtıcı hayvanlardan biri olan aslan ya da kaplan gibi yok edilebilir. Ve doğanın büyük yasası şu temele dayanır: "Kim insan kanı dökerse, onun kanı da insan tarafından dökülecektir."”
— John Locke (1632 – 1704)
“Mutlak, keyfi iktidardan bu özgürlük, insanın kendini koruması için o kadar zorunludur ve onunla o kadar sıkı bağlıdır ki, insan ondan ancak kendini korumasını ve yaşamını birlikte kaybettiğinde ayrılabilir. Çünkü kendi yaşamı üzerinde iktidarı olmayan insan, ne bir sözleşmeyle ne de kendi rızasıyla kendisini kimseye köle edebilir, ne de bir başkasının, dilediği zaman yaşamını elinden alacak mutlak, keyfi iktidarı altına girebilir.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Yeryüzü ve aşağı düzeydeki bütün yaratıklar bütün insanlara ortak olsa da, her insanın kendi kişiliği üzerinde bir mülkiyeti vardır. Bunda kendisinden başka hiç kimsenin hakkı yoktur.”
— John Locke (1632 – 1704)
“İnsanlar, söylendiği gibi, doğaları gereği özgür, eşit ve bağımsız olduklarından, hiç kimse kendi rızası olmadan bu durumdan çıkarılıp bir başkasının siyasal iktidarına tabi kılınamaz.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Ve yasa yapma gücüne sahip olan aynı kişilerin, bu yasaları uygulama gücünü de ellerinde bulundurmaları, insan zafiyeti için fazla büyük bir ayartı olabileceğinden — ki bu zafiyet iktidara sarılmaya yatkındır — böylece kendilerini yaptıkları yasalara itaatten muaf tutabilir, yasayı hem yapılışında hem uygulanışında kendi özel çıkarlarına uydurabilirler...”
— John Locke (1632 – 1704)
“Ama insanları isyancı kaynaşmalara toplayan yalnızca tek bir şey vardır: baskı.”
— John Locke (1632 – 1704)