İçeriğe geç
2Wsözlük

Ünlü söz

“Gerçekte Shakespeare'in ya da başka herhangi bir yazarın 'iyi' olduğunu gösterebilecek hiçbir kanıt ya da argüman yoktur. Aynı şekilde, örneğin Warwick Deeping'in 'kötü' olduğunu kesin olarak kanıtlamanın da bir yolu yoktur. Nihayetinde edebî değerin, çoğunluk görüşünün bir göstergesi olan hayatta kalmaktan başka bir sınavı yoktur. Tolstoy'unkiler gibi sanat kuramları ise tamamen değersizdir; çünkü bu kuramlar yalnızca keyfi varsayımlardan yola çıkmakla kalmaz, aynı zamanda ('samimi', 'önemli' ve benzeri) herkesin istediği gibi yorumlayabileceği muğlak terimlere dayanır.”

— George Orwell (1903 – 1950)

KaynaklıSöz, künyesiyle birlikte Wikiquote'ta kayıtlı.
Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram

Söz kartını indir

İngilizce aslı

In reality there is no kind of evidence or argument by which one can show that Shakespeare, or any other writer, is ‘good’. Nor is there any way of definitely proving that — for instance — Warwick Beeping is ‘bad’. Ultimately there is no test of literary merit except survival, which is itself an index to majority opinion. Artistic theories such as Tolstoy's are quite worthless, because they not only start out with arbitrary assumptions, but depend on vague terms (‘sincere’, ‘important’ and so forth) which can be interpreted in any way one chooses.

Ne anlatıyor?

Orwell burada edebî değer yargılarının nesnel bir temeli olmadığını ileri sürer. Hiçbir bilimsel kanıt ya da mantıksal argüman, Shakespeare'in 'iyi' bir yazar olduğunu kanıtlayamaz; aynı şekilde Warwick Deeping'in 'kötü' olduğu da kesin olarak gösterilemez. Ona göre bir eserin kalıcılığı, yani zaman içinde okunmaya ve hatırlanmaya devam etmesi, edebî değerin tek pratik ölçütüdür. Bu 'hayatta kalma', aslında çoğunluğun beğenisinin zaman içinde oluşturduğu bir endekstir; nesnel bir doğru değil, uzlaşmaya dayalı bir sonuçtur.

Orwell, Tolstoy gibi büyük sanatçıların ortaya koyduğu sanat kuramlarını da eleştirir. Ona göre bu kuramlar, önce hangi niteliklerin sanatı değerli kıldığına dair kanıtlanmamış varsayımlarla işe başlar ve sonra 'samimi', 'önemli' gibi belirsiz terimlerle bu varsayımları doldurur. Bu terimler o kadar esnektir ki herkes kendi zevkini meşrulaştırmak için onları dilediği gibi kullanabilir.

Bu düşünce, Orwell'in demokratik ve ampirist yanını yansıtır: Estetik yargıların öznelliğini kabul eder, ancak bu öznelliğin içinde bile zamanın ve toplumsal mutabakatın bir tür ayıklama işlevi gördüğünü hatırlatır. Bugünün okuruna, 'klasik' kavramının ilahi bir buyruk değil, uzun bir beğeni tarihinin sonucu olduğunu söyler.

Hangi bağlamda söylendi?

Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.

Kaynak

Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.

Konular

İlgili sözler