Ünlü söz
“Amerika'da Başkan dört yıl hüküm sürer, gazetecilik ise sonsuza dek yönetir.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)
İngilizce aslı
In America the President reigns for four years, and Journalism governs for ever and ever.
Ne anlatıyor?
Wilde burada Amerika'daki siyasi yapı ile basının konumunu karşılaştırarak ironik bir gözlem yapar. Başkanın görev süresi sınırlıdır; halktan aldığı yetki belirli bir dönemle kısıtlıdır ve süresi dolduğunda görevden ayrılır. Buna karşılık basın ya da gazetecilik, herhangi bir süre sınırı olmaksızın kamuoyunu yönlendirme, siyasi gündemi belirleme ve toplumsal algıyı şekillendirme gücüne sahiptir. Bu yüzden Wilde, asıl kalıcı iktidarın seçilmiş yöneticide değil, basında olduğunu ima eder.
Söz, demokrasi ile medya arasındaki gerilimli ilişkiye işaret eder. Bir yandan özgür basın, demokratik denetimin önemli bir parçası kabul edilir; öte yandan basının denetlenmeyen gücü, kamuoyunu manipüle eden bir otoriteye dönüşebilir. Wilde'ın topluma dair bu tespiti, onun genel olarak kurumsal iktidarlara ve kamuoyu baskısına duyduğu kuşkuyla da uyumludur. Ona göre basın, görünürde halkın sesidir ama çoğu zaman kendi çıkarlarını ve kalıplarını dayatan bir güç hâline gelir.
Bu cümle günümüzde de güncelliğini korur; medya kuruluşlarının, dijital platformların ve sosyal medyanın siyaset üzerindeki belirleyici etkisi düşünüldüğünde, Wilde'ın sözü gücün gerçek kaynağına dair hâlâ geçerli bir uyarı niteliği taşır.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: The Soul of Man Under Socialism (1891)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Oscar_Wilde
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Eskiden insanların işkence çarkı vardı. Şimdi ise Basın var. Bu elbette bir İlerleme. Ama yine de çok kötü, yanlış ve ahlak bozucu bir şey. Birisi -Burke müydü?- gazeteciliğe dördüncü kuvvet demişti. O zamanlar hiç şüphesiz doğruydu. Ama şu anda gerçekten de tek kuvvet o. Diğer üçünü yutmuş durumda. Dünyevi Lordlar hiçbir şey söylemiyor, Ruhani Lordların söyleyecek hiçbir şeyi yok ve Avam Kamarası'nın söyleyecek hiçbir şeyi yok ama söylüyor. Gazetecilik bize hükmediyor.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)
“Üç tür despot vardır. Beden üzerinde zulmeden despot vardır. Ruh üzerinde zulmeden despot vardır. Hem ruh hem beden üzerinde zulmeden despot vardır. Birincisine Prens denir. İkincisine Papa denir. Üçüncüsüne Halk denir.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)
“İnsan doğası hakkında gerçekten bildiğimiz tek şey, onun değiştiğidir. Değişim, ona yükleyebileceğimiz tek niteliktir. Başarısız olan sistemler, insan doğasının büyümesine ve gelişimine değil, sürekliliğine dayanan sistemlerdir. XIV. Louis'nin hatası, insan doğasının hep aynı kalacağını düşünmesiydi. Bu hatanın sonucu Fransız Devrimi oldu. Hayranlık uyandırıcı bir sonuçtu. Hükümetlerin hatalarının bütün sonuçları oldukça hayranlık uyandırıcıdır.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)
“Rusya'da reformlar çok trajiktir, ama her zaman bir güldürüyle sonuçlanır.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)
“İyi bir salata yapmak, parlak bir diplomat olmaktır – sorun her iki durumda da tamamen aynıdır. Sirkeye tam olarak ne kadar yağ katmak gerektiğini bilmek.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)
“İngiltere tek bir şey yaptı; toplumun cehaletini örgütleme ve onu fiziksel gücün saygınlığına yükseltme girişimi olan Kamuoyunu icat etti ve kurdu.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)