Şiir
Kârihazâd
Edebiyât
Kârihazâd
Nedir bu jeng-i ele iğbirâr fevkinde?
Kevakîb andırıyor i'tikâr fevkinde
O bahtı kim dolaşır bir mezâr fevkinde!
Kamer tebessüm eder igtirâr fevkinde
Güneş tenezzül eder iftikâr fevkinde!..
Sükûnet içre cihân yekser âh! Yekâheng
Safiha-i kamer olmuş levîha-i pürjeng!
Zemînde nûr...Semâda sitâreler şebreng!..
Şu hâlde de olumazmı muztarib dilteng?
Gajend-i dıyk-ı cenân ıstıbâr fevkinde!
Şu tenghâ-yı belâda döner meâl-i garîb;
Semâya aksmı etmiş? Nedir zilâl-i gârib?!
Şu bûheye bile hâkim esef! Celâl-i garib!
Şu yavrulı kuşa niçin gelir bu hâl-i gârib!
Neden figân ediyorlar inkisâr fevkinde?
Civân göñül halecân-ı muhabbete me'nûs;
Refîksiz kalarak ma^nen ey felek efsûs!
Şu senglâh-ı fenâda bugün bu kevn me'yûs;
Gelir kulagıma sesler bütün makûs
Terennümât-ı cihân âh ü zâr fevkinde!
Agır agır gelen o nâzlı şivekâr mıdır?
Şu ormanın perisi.... Hande-i bahar mıdır?
Güneş zemîne mi inmiş? Hayâl-i yâr mıdır?
çiçek gibi salınan o güzel nigâr mıdır?
Belâ olur mı aceb intizâr fevkinde?
Tebessümât-ı garibâne içre mest-i nigâh;
Uçuk uçuk süzülür göz kıpan o çeşm-i siyâh;
Ulüvv-ı hüsne makarr olmış o sürûr-ı ilâh!...
Güneşli necm-i münevver ne dilrübâdır o mâh!
Güzel tasavvur olunmaz nigâr fevkinde!
Uçar sürûr-ı musaffâ şafak siyâklarda ;
Yüzer cemâl-i behiştî seher dudaklarda;
Mehâsin âh taşırdı onu kucaklarda
Aceb sadâsımıdırki güler uzaklarda?
Hudâ yaratmıx onu iktidâr fevkinde!
Cenâb
Metindeki kelimelerin anlamları
- iktidar
- erk
- safiha
- ince, yassı ve geniş metal nesne, levha
- edebiyat
- Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı; literatür, yazın, gökçe yazın.
- esef
- Üzüntü, kaygı, tasa
- figan
- Bağırarak ağlama, inleme
- inkisar
- kırılma
- iğbirar
- Gücenme, güceniklik, kırgınlık
- sükûnet
- dinginlik
- tasavvur
- göz önüne getirme, hayal etme, zihinde canlandırma
- tebessüm
- gülümseme, fizyolojide özellikle ağzın iki kenarındaki ve gözlerin çevresindeki kasların hareketiyle oluşan bir yüz ifadesi
- zar
- ince perde veya örtü
- bela
- Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse
- hâl
- bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı vasıfların hepsi
- intizar
- Bekleme, gözleme
- meal
- anlam, kavram, mefhum
- içre
- İçerisinde
- yâr
- sevgili
- fevkinde
- Üst. Üst taraf. Yüksek derece. Yukarı.
Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)