İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Vasiyyet

Ali Ekrem Bolayır · Ali Ekrem Bolayır kimdir?

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Donukça bir fenerin nûr-ı sâye-dârında, Çadırların arasında zaman-ı râhatte, Nöbet değiştirilen bir ferahlı saatte, Ağaçlı bir tepenin kuytu bir kenarında, Buluştular, iki hem-şehri kahraman asker: Çemişkezekli Memiş’le bölükemini Ömer. -Gel arkadaş, bakalım, gel şu mektubu anlat: Babam nasıl? -İyidir. - Çok şükür... Nasıl Emine’m? Yeminlidir, bana korkma yalan demez ki ninem, Çarık takındığımız gün ağırca hasta idi; Memiş, eğer ben ölürsem sakın acınma, dedi… - Baban selam ediyor, Daltaban selam ediyor; Bekir selam ediyor, Pehlivan selam ediyor; Ninen selam ediyor, emmi kızların hekezâ; Çoban selam ediyor… - Bak hele! Diyindi bana, Bizim kadın nice olmuş… Bizim kadın Emine? - Bekir nişanlanıvirmiş, Bey Irmağı daşmış; Sular yeşil öyüğün üstünü basıp aşmış… Yoğ’undu… emme su ha! Coşgun olmalı bu sene. Kızılpınar bu kader daşmadıydı… sen de hele Şu mektubu bitir hele, bizim kadın nicedir? - Memiş durundu… - Bırak, ben temam sekiz gicedir Düşümde görmedim artık… - Bu yıl da sazlı ile Çekirge çok düşüyormuş, öğen hele yoğumuş. Ağılda üç koyun ölmüş, sıcak birez çoğumuş. Senin buzağ büyümüş, kök ağaç çiçek açmış; Zavallı Çöp Hasan’ın Kır Tay’ı dağa kaçmış. İmam dua okumuş cenge… Ha, selam ediyor, Çakır selam ediyor, Mustafa selam ediyor, Ömergilin kızı doğmuş… Sadık selam ediyor… Bırak bırak yetişir anladık… - Selam ediyor! Ne sanlıyon bana sen… Anlamam mı hâlinden? Bizim kadın… Diyivir, di… düşümde gördüm ben!

Şiir açıklaması

Şiir, cephede görev yapan iki hemşehri askeri, Çemişkezekli Memiş ile bölükemini Ömer’i konuşturur. Nöbet, belirli bir yerde ve sırayla sürdürülen görevdir; askerler nöbet değişiminin ardından, fenerin gölgesinde buluşur. Memiş, Ömer’den evinden gelen mektubu anlatmasını ister. Önce babasını sorar, sonra özellikle Emine’nin nasıl olduğunu öğrenmeye çalışır. Onun evden ayrıldığı sırada hasta olduğunu hatırlatması, bu sorunun ardındaki kaygıyı gösterir.

Ömer, aileden ve köyden gelen selamları ile gündelik haberleri sıralar: nişan, taşan ırmak, ekinler, çekirgeler, hayvanlar ve doğan bir bebek… Bu ayrıntılar, geride bırakılan köy hayatını göz önüne getirir. “Nûr-ı sâye-dâr” gölgeli ışık demektir; fenerin sınırlı ışığı ve ağaçlı tepenin kuytu köşesi, konuşmaya sessiz ve içe dönük bir hava katar. Köyden gelen haberlerin sıradanlığı, cephedeki askerlerin özlemini ve evle aralarındaki uzaklığı daha belirgin kılar. “Emmi” sözü amca anlamındadır; şiirdeki yerel söyleyiş, konuşmaları canlı ve doğal hissettirir.

Memiş’in soruları tekrar tekrar Emine’ye döner. Ömer’in konuyu başka haberlere kaydırması ve duraksaması, Memiş’e saklanan bir şey olduğunu düşündürür. Memiş, “Anlamam mı hâlinden?” diyerek bu kaygıyı sezdiğini belli eder; sonunda Emine’yi rüyasında gördüğünü söyler. Şiir, onun başına ne geldiğini kesin biçimde açıklamaz; bu belirsizlik, son bölümü daha dokunaklı kılar. Eserin ana duygusu, savaş koşullarında sevdiklerinden haber bekleyen insanın özlemi, endişesi ve dayanma çabasıdır.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

kök
Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm.
emme
emmek işi
eğer
şart anlamını güçlendirmek için şartlı cümlelerin başına getirilen kelime
nöbet
kesintiye uğramaması [germek|gereken]] çeşitli görevleri yerine getirmek amacıyla belirli bir yerde, sıra ile, belirli bir süre boyunca gerçekleştirilen hizmet
emmi
(Havza ağzı) amca
saye
Gölge
sene
dünya’nın Güneş etrafında bir tam dönüş süresi, yıl
ben
(kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
acınma
acınmak durumu
korkma
Korkmak işi
çekirge
düz kanatlılardan (Orthoptera), uzun olan arka bacaklarıyla uzağa sıçrayabilen, birçok türleri olan bir böcek
üstünü
(kadın) gebeyken aybaşı olmak
arasında
herhangi iki şeyin arada olan ortada

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)