Ünlü söz
“Ey Donatistler, bilmiyorsanız araştırın: Yeruşalim'den başlayıp karadaki yollarla çepeçevre İllirikum'a kadar kaç konak yeri olduğunu sorun. Eğer o kadar kilise sayıyorsak, söyleyin bakalım bunlar Afrika'daki çekişmeler yüzünden nasıl yok olabildi? Siz Pavlus'un mektuplarını yalnızca Korintlilere, Efeslilere, Filipililere, Selaniklilere, Koloselilere okumada tutuyorsunuz; oysa biz hem mektupları okumada ve imanda hem de o kiliselerin kendilerini birlik içinde tutuyoruz.”
— Augustinus (354 – 430)
Latince aslı
Quaerite, Donatistae, si nescitis, quaerite ab Ierusalem per terrena itinera in circuitu usque in Illyricum quot mansiones sint: si tot Ecclesias computemus, dicite quemadmodum per Africanas contentiones perire potuerunt. Ad Corinthios, ad Ephesios, ad Philippenses, ad Thessalonicenses, ad Colossenses vos solas Apostoli epistulas in lectione, nos autem et epistulas in lectione ac fide et ipsas Ecclesias in communione retinemus. PL 43, 414
Ne anlatıyor?
Augustinus bu pasajda Donatistlere karşı kilisenin evrenselliği ve birliği tezini savunur. Donatistler, Afrika'da kilisenin saflığının bozulduğunu, gerçek kilisenin yalnızca kendi cemaatleri olduğunu iddia eden bir akımdı. Augustinus ise onlara coğrafi ve tarihsel bir argümanla karşılık verir: Kudüs'ten İllirikum'a (Balkanların batı kesimi) kadar uzanan geniş coğrafyada sayısız kilise vardır; Afrika'daki yerel bir anlaşmazlık yüzünden bütün bu kiliselerin yok olduğunu söylemek akıl dışıdır.
İkinci adımda Pavlus'un mektuplarına gönderme yapar. Bu mektupların yazıldığı Korint, Efes, Filipi, Selanik ve Kolose kiliseleri, Donatistlerin saflık iddiasının çok ötesinde, tarihsel olarak gerçek topluluklardı. Augustinus'a göre Donatistler bu mektupları yalnızca okumakla yetinirken, Katolikler hem onları imanla kabul etmekte hem de o kiliselerle fiilen birlik (communio) içinde yaşamaktadır.
Sözün özü şudur: Hristiyan inancının hakikati, dar bir grubun kendi saflık iddiasında değil, havarilerden itibaren süregelen ve coğrafi olarak yayılmış kiliseler topluluğunun birliğinde görülür. Bugün için bu pasaj, kimlik ve aidiyet tartışmalarında dar grupçuluğa karşı evrensel ve tarihsel bir perspektifin önemini düşündürür: Bir topluluğun kendini yalnızca kendi doğrularıyla tanımlaması, onu tarihsel bütünlükten ve daha geniş bir birlik duygusundan koparabilir.
Hangi bağlamda söylendi?
Augustinus bu sözleri, Donatist tartışmanın sürdüğü dönemde, yaklaşık 401 yılında yazdığı De Unitate Ecclesiae (Kilisenin Birliği Üzerine) adlı eserinde söyler. Donatistler, Roma İmparatorluğu'nun zulüm dönemlerinde inancını inkâr etmiş piskoposlarca atanan din adamlarını geçersiz sayıyor ve kendilerini tek saf kilise olarak görüyorlardı. Augustinus bu eserde kilisenin birliğinin, saflık iddiasından daha temel olduğunu savunur.
Kaynak
- Eser: De Unitate Ecclesiae - On the Unity of the Church (401)
- Künye: The Gospel and Catholic Church, (1936, reissue ed. 2009), Michael Ramsey, Hendrickson Publishers; , p. 131
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Augustine_of_Hippo
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Dışarı çıkma, kendine dön; hakikat insanın içinde yaşar. Ve eğer kendi doğanın değişken olduğunu görürsen, kendini de aş.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsan, yarattıklarının bir parçası olan insan, seni övmek ister; ölümlülüğünü her yanında taşıyan, günahının tanıklığını ve kibirliye direndiğinin tanıklığını her yanında taşıyan insan; yine de seni övmek ister insan, yarattıklarının bir parçası olan insan. Sen onu, seni övmekten zevk alması için uyandırırsın; çünkü bizi kendin için yarattın ve yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzdur.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsanlara sevgiyle, günahlara nefretle.”
— Augustinus (354 – 430)
“Tanrıma alevden bir yürek; insan kardeşime sevgi dolu bir yürek; kendime çelikten bir yürek.”
— Augustinus (354 – 430)
“Öyleyse inanmak için anlamaya çalışma; anlayabilmek için inan.”
— Augustinus (354 – 430)
“Seni sevmekte geç kaldım, ey hem bu denli eski hem bu denli yeni güzellik, seni sevmekte geç kaldım! Oysa sen içerideydin, ben dışarıdaydım ve seni orada arıyordum.”
— Augustinus (354 – 430)