Ünlü söz
“İnsan, yarattıklarının bir parçası olan insan, seni övmek ister; ölümlülüğünü her yanında taşıyan, günahının tanıklığını ve kibirliye direndiğinin tanıklığını her yanında taşıyan insan; yine de seni övmek ister insan, yarattıklarının bir parçası olan insan. Sen onu, seni övmekten zevk alması için uyandırırsın; çünkü bizi kendin için yarattın ve yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzdur.”
— Augustinus (354 – 430)
Latince aslı
Laudare te vult homo, aliqua portio creaturae tuae, et homo circumferens mortalitatem suam, circumferens testimonium peccati sui et testimonium, quia superbis resistis; et tamen laudare te vult homo, aliqua portio creaturae tuae. Tu excitas, ut laudare te delectet, quia fecisti nos ad te et inquietum est cor nostrum, donec requiescat in te.
Ne anlatıyor?
Augustinus burada insanın temel bir çelişkisini dile getirir: İnsan hem zayıf, ölümlü ve günaha batmış bir varlıktır hem de yine de Tanrı'yı övmeye yönelir. Bu övgü insanın kendi çabasıyla ortaya çıkmaz; onu harekete geçiren, Tanrı'nın insanı bu zevke uyandırmasıdır. İnsan, kendi küçüklüğünü ve kırılganlığını bilmesine rağmen, Tanrı'ya yönelme arzusundan vazgeçmez.
Sözün en çok bilinen bölümü son cümlesidir: "Bizi kendin için yarattın ve yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzdur." Bu ifade, Augustinus'un insan anlayışının özeti gibidir. Ona göre insanın içindeki derin tatminsizlik, boşluk ve arayış, aslında Tanrı'dan uzak kalmış olmasından kaynaklanır. Dünyadaki hiçbir şey bu boşluğu dolduramaz; kalp, ancak yaratıcısına döndüğünde gerçek dinlenmeyi bulur. Bu nedenle insanın huzursuzluğu bir hastalık değil, bir yön işaretidir.
Bugün bu söz, anlam arayışındaki insanın durumunu anlatmak için sıklıkla kullanılır. Maddi tatminlerin, başarıların ya da ilişkilerin insanın içindeki varoluşsal huzursuzluğu tek başına gideremeyeceği fikri, çağdaş okura da güçlü biçimde seslenir. Augustinus'un kişisel deneyiminden doğan bu cümle, insanın aşkın olana duyduğu özlemi evrensel bir dille anlatır.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu söz, Augustinus'un 397 yılı civarında yazdığı "İtiraflar" (Confessiones) adlı otobiyografik eserinin birinci kitabının açılış bölümünden alınmıştır. Eser, Augustinus'un Hristiyanlığa geçmeden önceki yaşamını, içsel bocalamalarını ve Tanrı'ya yönelişini anlatır. Bu ilk bölüm, eserin tamamına hâkim olan temel yönelimi ortaya koyar: İnsanın Tanrı'yı araması ve onda huzur bulması.
Kaynak
- Eser: Confessions (397)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Augustine_of_Hippo
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Dışarı çıkma, kendine dön; hakikat insanın içinde yaşar. Ve eğer kendi doğanın değişken olduğunu görürsen, kendini de aş.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsanlara sevgiyle, günahlara nefretle.”
— Augustinus (354 – 430)
“Tanrıma alevden bir yürek; insan kardeşime sevgi dolu bir yürek; kendime çelikten bir yürek.”
— Augustinus (354 – 430)
“Öyleyse inanmak için anlamaya çalışma; anlayabilmek için inan.”
— Augustinus (354 – 430)
“Çünkü Sakramentin ruhsal gücü ışık gibidir: aydınlanacak olanlarca pak olarak alınır; murdar kimselerin içinden geçse bile kirlenmez.”
— Augustinus (354 – 430)
“Seni sevmekte geç kaldım, ey hem bu denli eski hem bu denli yeni güzellik, seni sevmekte geç kaldım! Oysa sen içerideydin, ben dışarıdaydım ve seni orada arıyordum.”
— Augustinus (354 – 430)