
Philippe de Champaigne · Public domain · kaynak
Augustinus kimdir?
Aurelius Augustinus, 13 Kasım 354'te Numidya'nın Tagaste kentinde doğmuş ve 28 Ağustos 430'da Hippo'da ölmüş, Hristiyan filozof ve ilahiyatçıdır. Aziz Augustinus ya da Hippolu Augustinus olarak da bilinir. Batı düşüncesi içinde en etkili filozoflardan biri kabul edilir; yapıtları yalnızca ilahiyat alanıyla sınırlı kalmamış, modern felsefede tartışılacak pek çok sorunu da önceden ele almıştır.
Augustinus, Roma İmparatorluğu'nun kuzeybatı Afrika eyaletinde dünyaya gelmiştir. Yaşamı boyunca filozof, ilahiyatçı, vaiz, otobiyografi yazarı ve müzik kuramcısı gibi farklı roller üstlenmiştir. Eğitim ve düşünce hayatındaki dönüm noktaları, onu hem döneminin kilise çevrelerinde hem de sonraki yüzyıllarda etkili bir düşünür hâline getirmiştir. Dayanak metinde hayatının ayrıntıları sınırlı biçimde verildiği için, yaşamına ilişkin ek tarih ve olaylar uydurulmamıştır.
Başlıca eserleri arasında De Civitate Dei, Confessiones, Soliloquia, De Libero Arbitrio, De Vera Religione, De Trinitate, De Duabus animabus contra Manichaeos, De Spiritu et littera, Epistolae ve Vaazlar yer alır. De Civitate Dei 430 yılına, Confessiones 397–401 yıllarına, De Libero Arbitrio 427 yılına, De Vera Religione 390 yılına, De Trinitate ise 401–416 yıllarına tarihlenir. Bu eserler Hristiyan inancını felsefi sorularla birlikte ele alırken, özgür irade, din, Tanrı devleti, üçlü birlik ve iç diyalog gibi konuları işler.
Augustinus, bir ilahiyatçı olmasının yanında, felsefi sorunları da eserlerine taşımış ve Batı düşüncesinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Onun yürüttüğü tartışmaların bir kısmı daha sonra modern felsefede yeniden gündeme gelmiştir. Bu yönüyle, yalnızca kendi döneminin değil, sonraki düşünce geleneklerinin de önemli bir kaynağı olmuştur.
Augustinus'un mirası, Hristiyan ilahiyatı ile Batı felsefesi arasında kurduğu bağda ve özgürlük, irade, din ve toplum üzerine geliştirdiği düşüncelerde görülür. Eserleri, yüzyıllar boyunca hem dinî hem de felsefi tartışmaların temel metinleri arasında sayılmıştır.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Augustinus sözleri (34)
“Dışarı çıkma, kendine dön; hakikat insanın içinde yaşar. Ve eğer kendi doğanın değişken olduğunu görürsen, kendini de aş.”
“İnsanlara sevgiyle, günahlara nefretle.”
“Öyleyse inanmak için anlamaya çalışma; anlayabilmek için inan.”
“Çünkü Sakramentin ruhsal gücü ışık gibidir: aydınlanacak olanlarca pak olarak alınır; murdar kimselerin içinden geçse bile kirlenmez.”
“Sabır, bilgeliğin yoldaşıdır.”
“Gelin kardeşler, asmaya aşılanmak istiyorsanız; Sizi kesilmiş halde öylece yatarken görmek acıdır. Petrus'un makamından başlayarak rahipleri sayın; Ve o babalar dizisinde kimin kime halef olduğuna bakın. İşte kaya budur; cehennemin mağrur kapıları onu yenemez. (PL 43:30)”
“İnsan, yarattıklarının bir parçası olan insan, seni övmek ister; ölümlülüğünü her yanında taşıyan, günahının tanıklığını ve kibirliye direndiğinin tanıklığını her yanında taşıyan insan; yine de seni övmek ister insan, yarattıklarının bir parçası olan insan. Sen onu, seni övmekten zevk alması için uyandırırsın; çünkü bizi kendin için yarattın ve yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzdur.”
“Ama ben, gençliğimin daha başında sefil bir delikanlı olarak, senden iffet ve ölçülülük dilemiş ve 'Bana iffet ve ölçülülük ver, ama hemen değil' demiştim.”
“Seni sevmekte geç kaldım, ey hem bu denli eski hem bu denli yeni güzellik, seni sevmekte geç kaldım! Oysa sen içerideydin, ben dışarıdaydım ve seni orada arıyordum.”
“Emrettiğini ver, dilediğini emret. Bize iffetli olmayı emrediyorsun.”
“Kendim için bir sorun haline geldim.”
“İşte, 'Tanrı göğü ve yeri yaratmadan önce ne yapıyordu?' diyene şöyle cevap veriyorum: Bazılarının, sorunun baskısını şakayla geçiştirerek, 'Derin sırlara dalanlara cehennemler hazırlıyordu' dediği rivayet edilen cevabı vermiyorum. Başka şey görmek, başka şey gülmek. Ben böyle cevap vermiyorum. Çünkü bilmediğimi bilmediğimi söylemeyi, derin şeyler soranla alay edilen ve yalan cevap verenin övüldüğü o cevaptan daha çok tercih ederim.”
“Tanrım, insanlara küçük şeylerde, küçük ve büyük şeylerin ortak kavrayışlarını görmeyi bağışla.”
“Roma halkının tamamında, insan türünün öteki kusurları arasında daha katıksız biçimde bulunan o egemen olma tutkusu, az sayıdaki güçlü kişide zafer kazanınca, ezilmiş ve bitkin düşmüş ötekileri kölelik boyunduruğu altına da soktu. Zira o en kibirli zihinlerde bu tutku, kesintisiz onurlarla kral iktidarına ulaşıncaya dek ne zaman dinerdi? Onurları kesintisiz sürdürme imkânı ise, ancak makam hırsı üstün gelirse var olurdu. Makam hırsı da, açgözlülük ve lüksle yozlaşmış bir halk olmadıkça asla üstün gelemezdi.”
“Ey Donatistler, bilmiyorsanız araştırın: Yeruşalim'den başlayıp karadaki yollarla çepeçevre İllirikum'a kadar kaç konak yeri olduğunu sorun. Eğer o kadar kilise sayıyorsak, söyleyin bakalım bunlar Afrika'daki çekişmeler yüzünden nasıl yok olabildi? Siz Pavlus'un mektuplarını yalnızca Korintlilere, Efeslilere, Filipililere, Selaniklilere, Koloselilere okumada tutuyorsunuz; oysa biz hem mektupları okumada ve imanda hem de o kiliselerin kendilerini birlik içinde tutuyoruz.”
“Sende sevgi ne kadar artarsa, güzellik de o kadar artar; çünkü sevginin kendisi ruhun güzelliğidir.”
“Kilisenin dışında kurtuluş yoktur.”
“Bu yüzden iyi bir Hristiyan, ister yıldız falcıları ister herhangi bir şekilde dinsizce kehanette bulunanlar olsun, özellikle de doğru şeyler söyleyenlerden sakınmalıdır; yoksa cinlerin topluluğu, bir tür ortaklık anlaşmasıyla aldatılmış ruhu tuzağa düşürür.”
“Tanrı mahkûm etmeyi değil, kurtarmayı sever; bu yüzden kötülere karşı sabırlıdır ki kötülerden iyiler meydana getirsin.”
“Büyük olmak istiyorsan, en küçük şeyden başla. Görkemli bir yapı inşa etmeyi düşünüyorsan, önce alçakgönüllülüğün temelini düşün. Herkes ne kadar büyük bir bina yükünü üste koymak isterse, bina ne kadar büyük olacaksa, temeli o kadar derine kazar.”
“Öfke nedir? İntikam arzusu. Nefret nedir? Yerleşip eskimiş öfke.”
“Öfke bir çöptür, kin ise bir kütük.”
“Öyleyse yoksullara verin: rica ediyorum, öğütlüyorum, buyuruyorum, emrediyorum.”
“Güvercin cezalandırırken bile sever. Kurt okşarken bile nefret eder.”
“Tanrı, insan insan Tanrı olsun diye insan oldu.”
“Sevgi, bütün iyi işlerin köküdür.”
“Öyleyse mümkünse, yalnızca çocuk sahibi olma amacı dışında yaklaşma.”
“Şarkı söylemek, seven kişiye özgüdür.”
“Çünkü bizim zamanımızda imparator Roma şehrine geldi: orada imparatorun tapınağı var, orada bir balıkçının mezarı var. Böylece dindar ve Hristiyan imparator, Rab'den kurtuluş dilemek için imparatorun gururlu tapınağına gitmedi, balıkçının mezarına gitti; burada alçakgönüllü biri olarak balıkçının kendisini örnek aldı; öyle ki, kendisine bakılınca gururlu bir imparatorun hak edemeyeceği bir şeyi Rab'den elde etti.”
“Ölüm, günahın cezasıdır.”
Ona ait olmadığı hâlde atfedilen sözler
Aşağıdaki sözler sık sık Augustinus adına paylaşılır, ancak kaynaklarına göre ona ait değildir.
“Burada bulunduğumda cumartesi günü oruç tutmuyorum; Roma'da bulunduğumda cumartesi günü oruç tutuyorum.”
Latince: Quando hic sum, non iuieno Sabbato; quando Romae sum, iuieno Sabbato.
“Zorunlu olanlarda birlik, kuşkulu olanlarda özgürlük, her durumda ise sevgi.”
Latince: In necessariis unitas, In dubiis libertas, In omnibus autem caritas.
“İyi şarkı söyleyen, iki kez dua eder.”
Latince: Qui cantat, bis orat
“Dışkı ve idrar arasında doğarız.”
Latince: Inter faeces et urinas nascimur.
“Geçmişi olmayan bir aziz, geleceği olmayan bir günahkâr yoktur.”
Latince: There is no saint without a past, no sinner without a future.