Ünlü söz
“Tanrım, insanlara küçük şeylerde, küçük ve büyük şeylerin ortak kavrayışlarını görmeyi bağışla.”
— Augustinus (354 – 430)
Latince aslı
Deus, dona hominibus videre in parvo communes notitias rerum parvarum atque magnarum.
Ne anlatıyor?
Augustinus burada, insan zihninin en sıradan ve küçük gerçekliklerden yola çıkarak evrensel ve büyük hakikatleri kavrayabilme yeteneği üzerine düşünür. Bir çocuğun öğrendiği basit bir kural, bir günlük olay ya da doğadaki küçük bir gözlem, aslında daha büyük düzenlerin izlerini taşır. Yeter ki insan, gözünün önündeki küçük şeyde gizlenen ortak ilkeleri görebilsin.
Bu dilek, aynı zamanda bir eğitim ve bilgi anlayışını da içerir. Hakikat, yalnızca görkemli ve ulaşılmaz konularda değil, en mütevazı nesnede de mevcuttur. İnsan zihni soyutlamaya yatkındır; ama bu soyutlama, somut küçük deneyimlerden beslenir. Augustinus'un hocası ve etkilendiği Platoncu gelenekte de duyulur dünyadaki izler, akledilir gerçeklere giden yolu açar.
Bugün de bilimde ve sanatta benzer bir sezgi geçerlidir: Evrensel yasalar çoğu zaman en basit görünen olguda saklanır. Augustinus'un bu cümlesi, dikkatli bakışa ve tevazuyla gözlem yapmaya bir davettir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: Confessions (397)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Augustine_of_Hippo
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Dışarı çıkma, kendine dön; hakikat insanın içinde yaşar. Ve eğer kendi doğanın değişken olduğunu görürsen, kendini de aş.”
— Augustinus (354 – 430)
“Kendim için bir sorun haline geldim.”
— Augustinus (354 – 430)
“İşte, 'Tanrı göğü ve yeri yaratmadan önce ne yapıyordu?' diyene şöyle cevap veriyorum: Bazılarının, sorunun baskısını şakayla geçiştirerek, 'Derin sırlara dalanlara cehennemler hazırlıyordu' dediği rivayet edilen cevabı vermiyorum. Başka şey görmek, başka şey gülmek. Ben böyle cevap vermiyorum. Çünkü bilmediğimi bilmediğimi söylemeyi, derin şeyler soranla alay edilen ve yalan cevap verenin övüldüğü o cevaptan daha çok tercih ederim.”
— Augustinus (354 – 430)
“Bu yüzden iyi bir Hristiyan, ister yıldız falcıları ister herhangi bir şekilde dinsizce kehanette bulunanlar olsun, özellikle de doğru şeyler söyleyenlerden sakınmalıdır; yoksa cinlerin topluluğu, bir tür ortaklık anlaşmasıyla aldatılmış ruhu tuzağa düşürür.”
— Augustinus (354 – 430)
“Gerçekten de Katolik Kilisesi'nin otoritesi beni harekete geçirmeseydi, İncil'e inanmazdım.”
— Augustinus (354 – 430)
“Kuantum mekaniği çok saygı uyandırıcıdır. Ama içimden bir ses bunun asıl doğru olmadığını söylüyor. Bu teori çok şey sağlıyor, ama bizi İhtiyar'ın sırrına pek yaklaştırmıyor. Her hâlükârda ben, onun zar atmadığından eminim.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)