Ünlü söz
“Roma halkının tamamında, insan türünün öteki kusurları arasında daha katıksız biçimde bulunan o egemen olma tutkusu, az sayıdaki güçlü kişide zafer kazanınca, ezilmiş ve bitkin düşmüş ötekileri kölelik boyunduruğu altına da soktu. Zira o en kibirli zihinlerde bu tutku, kesintisiz onurlarla kral iktidarına ulaşıncaya dek ne zaman dinerdi? Onurları kesintisiz sürdürme imkânı ise, ancak makam hırsı üstün gelirse var olurdu. Makam hırsı da, açgözlülük ve lüksle yozlaşmış bir halk olmadıkça asla üstün gelemezdi.”
— Augustinus (354 – 430)
Latince aslı
Ipsa libido dominandi, quae inter alia uitia generis humani meracior inerat uniuerso populo Romano, postea quam in paucis potentioribus uicit, obtritos fatigatosque ceteros etiam iugo seruitutis oppressit.Nam quando illa quiesceret in superbissimis mentibus, donec continuatis honoribus ad potestatem regiam perueniret? Honorum porro continuandorum facultas non esset, nisi ambitio praeualeret. Minime autem praeualeret ambitio, nisi in populo auaritia luxuriaque corrupto.
Ne anlatıyor?
Augustinus bu pasajda Roma'nın çöküşünü tek bir siyasal nedene değil, insan doğasındaki derin bir kusura bağlar: egemen olma tutkusu (libido dominandi). Ona göre bu tutku yalnızca birkaç güçlü kişinin şahsi zaafı değildir; bütün Roma halkında mevcuttur, sadece güçlülerde daha yoğun ve etkili biçimde ortaya çıkmıştır. Güçlü azınlık bu tutkuyla ötekileri ezdiğinde ortaya çıkan şey, sıradan bir siyasal rekabet değil, tam anlamıyla bir boyunduruk, yani kölelik düzenidir.
Düşünürün kurduğu zincirleme mantık dikkat çekicidir: Kibirli zihinler onurlarla yetinmez, sürekli daha yüksek makamlara tırmanarak sonunda kral gibi mutlak bir iktidara ulaşmak ister. Bunu mümkün kılan şey makam hırsıdır (ambitio). Ama makam hırsının tek başına toplumu ele geçirebilmesi için uygun bir zemin gerekir: açgözlülük ve lüksle yozlaşmış bir halk. Yani Augustinus'a göre tiranlık, yalnızca tiranların eseri değildir; halkın ahlaki çöküşü de bu sürecin zorunlu bir parçasıdır.
Bu bakış, Augustinus'un tarih felsefesinin özünü yansıtır: Dünyevi devletler, insanın kendini sevmesi ve egemenlik arzusu üzerine kuruludur. Roma'nın yükselişi ve çöküşü, bu dünyevi düzenin iç mantığını gösteren bir örnektir. Bugün için de söz, siyasal yozlaşmanın tek aktörlü değil, toplumsal ve ahlaki boyutlu bir süreç olduğunu hatırlatır: Bir toplum açgözlülük ve gösterişe teslim olduğunda, hırslı azınlığın iktidarı ele geçirmesinin yolu açılır.
Hangi bağlamda söylendi?
Augustinus bu sözleri 410 yılında Alarik önderliğindeki Vizigotların Roma'yı yağmalamasının ardından, paganların "Roma'nın başına gelenler Hristiyanlık yüzündendir" suçlamasına yanıt olarak yazdığı Tanrı Devleti (De Civitate Dei) adlı eserinin birinci kitabında söyler. Pasaj, Roma'nın çöküşünün Hristiyanlıktan değil, Roma halkının kendi ahlaki yozlaşmasından ve egemenlik tutkusundan kaynaklandığını savunan geniş bir argümanın parçasıdır.
Kaynak
- Eser: The City of God (early 400s) (1972)
- Künye: as translated by H. Bettenson (1972), Book 1, Chapter 31, p. 42
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Augustine_of_Hippo
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“İnsanlara sevgiyle, günahlara nefretle.”
— Augustinus (354 – 430)
“Tanrıma alevden bir yürek; insan kardeşime sevgi dolu bir yürek; kendime çelikten bir yürek.”
— Augustinus (354 – 430)
“Çünkü Sakramentin ruhsal gücü ışık gibidir: aydınlanacak olanlarca pak olarak alınır; murdar kimselerin içinden geçse bile kirlenmez.”
— Augustinus (354 – 430)
“Sabır, bilgeliğin yoldaşıdır.”
— Augustinus (354 – 430)
“Emrettiğini ver, dilediğini emret. Bize iffetli olmayı emrediyorsun.”
— Augustinus (354 – 430)
“Ama ben, gençliğimin daha başında sefil bir delikanlı olarak, senden iffet ve ölçülülük dilemiş ve 'Bana iffet ve ölçülülük ver, ama hemen değil' demiştim.”
— Augustinus (354 – 430)